Kitaplar





(Ortak kitap)



Sıcakkanlı (memeli) hayvanların yavrularına dokunmayacaksın

AKP’nin kesintili eğitim projesi kamuoyunda pedagojik sakıncaları öne çekilerek tartışıldı. İyi de oldu; toplum, eğitim bilimcileri dinleme fırsatı buldu: Halk okullaşma, kaynak ayırma, eşitlik, öğretmen sayısı, öğrenci başarısı, öğretmen yetiştirme, eğitimin süresi, niteliği vb. bakımdan Türkiye’nin eğitimde vasat durumda olduğunu ve düzeltilmesi için acil önlem alınması gerektiğini gördü. Okul öncesi eğitimin zorunlu olması gerektiği, 6 yaşın okula başlama yaşı olamayacağı; çocukların meslek eğitimine erken yaşta değil, aksine daha ileri yaşlarda (16 ve üstü) başlanmasının ve bu süreye kadarki eğitimin bölünmemesi gerektiği konusunda farkındalık gelişti.

Sonunda yasa, AKP’nin milletvekili çoğunluğu ile Meclisten geçse bile radikal İslamcı bir çıkış olduğu; dinin, iktidar tarafından insan zihnini kontrol altında tutmanın yanı sıra militarist güçler gibi baskı aracı olarak kullanılmak istendiği anlaşıldı: Halk, gerçekte zorunlu eğitim süresinin düşürüldüğünü, projenin pedagojik bir açıklamasının bulunmadığını, uluslararası karşılığının olmadığını, AKP’nin asıl amacının din eğitimini olabildiğince erken yaşta ve daha yaygın olarak vermeyi hedeflediğini gördü.

Erdoğan, son seçimdeki oy oranını tartışmalı yasa teklifinin meşruiyet kaynağı olarak gösteriyor. Halkın yüzde ellisi AKP’ye oy verdi, bu doğru. Fakat Erdoğan’ın seçim öncesi eğitimle ilgili en büyük ve iddialı kozu tablet bilgisayar vereceğini söylemesiydi. İmam hatip ortaokullarını açma, zorunlu eğitim süresini 4 yıla çekme, vatandaşın parasını denetim dışı harcama seçim vaatleri arasında yoktu. Bunları vaat etse yine aynı oyu alır mıydı, orasını bilemem ama bildiğim Erdoğan’ın, Kemal Kılıçdaroğlu’na “Seçmenler projeme oy verdi, senin projen yoktu ki oy versin” alaycı söylemiyle çelişen bir durum olması. Halk, başka beklentileri için verdiği oyun, AKP tarafından küçük bir zümreyi tatmin etmek için kullanıldığını; (umarım) aldatıldığını da anlamış olur.   

AKP, inanmayacaksınız ama insanların yavrusuna saldırarak büyük bir hata yaptı ve tedavisi çok zor derin bir yara aldı. Biyoloji okumadığı için sıcakkanlı hayvanların yavrularına ne denli düşkün olduğunu, yavrusunu korumak için kendisini feda edebildiğini öngöremedi. Tehlikelidir, memeli hayvanların yavrularına dokunmak. Memeli hayvanların insan türü, en az dişi aslan kadar vahşi olur yavrusu söz konusu olduğunda. İnsanoğlu, varlığını “seni leylekler getirdi” diye açıklasa da çocuğuna, kucağından çekiştirerek almak isteyene “çocuğumu cami avlusunda bulmadım” diye saldırır. Baltayı taşa vurdu anlayacağınız AKP, insanların çocukları üzerinde vesayeti olduğunu iddia ederek. Ne demek ‘Ben imam hatip mezunuyum, senin çocuğun da benimle aynı eğitimi almalı’, ‘ben dindarım, sen de dindar olacaksın’…  

Başbakan Tayyip Erdoğan, Ortadoğu’da gördüğü itibarın sahsına yönelik olduğunu düşünüyor. Karakterini her insanın olmak istediği yücelikte görüyor; ilginin konjontürel olduğunun, sahip olduğu meziyetlerin gerçek yaşamda bir değerinin olmadığının farkında değil. Her ne kadar “biz” diye konuşsa da “biz”in kişiliğini ekonomik ikbali hatırına kendisine teslim etmiş insanlardan oluşan bir “ben” olduğunu görmesi yakındır. 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
1708 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın