Kitaplar





(Ortak kitap)



Milletin değer yargısına uygun giyinmek



Memur-Sen’in “Kılık-Kıyafet Serbestliği” adı altında başlattığı eylemde(!) birazcık itaatsizlik, az biraz özgürlük arayışı olduğunu sezsem, yirmi beş yıl boynumu sıkan kravattan intikamımı almak için aralarına katılır destek verirdim. Ama onların derdi özgünlük değil; dertleri, ulus devletin memurunu ulemadan ayırmak üzere terziye diktirdiği modern kıyafet yerine çatallı iğne ile tutuşturulan ulema tipi giyime dönmek. “Kılık-Kıyafet Serbestliği” adı altında topladıkları imza
listesinin metninde amaçlarının özgürlük olmadığını kendileri söylüyor:kamu görevlilerinin kendi iradeleriyle ve hizmet ettikleri milletin değer yargıları ve ilkelerini yansıtacak, kamuoyunda genel kabul görmüş kılık-kıyafet tercihleri arasında kendi özgür iradeleriyle seçim yapabilmelerini mümkün kılacak bir özgürlük alanına sahip olmaları…” Millet dedikleri de ümmet;  

Kamu çalışanları, kıyafetlerini “kendi özgür iradeleriyle” seçecekler fakat bu kıyafet milletin değer yargıları ve ilkelerini yansıtacak, kamuoyunda genel kabul
görmüş” olacak. Bir yandan insanın nasıl giyineceğinin yasayla belirlenmesine
karşı çıkacaksın, öte yandan dünyanın en zalim yasası olan “değer yargısı”nı
devreye sokacaksın. Ancak aptal olan kanar buna!

Memur Sen yöneticileri, başarısız eylemlerini özgürlük talebi olarak
görmeyenlere de sinirleniyorlar. Girişimlerini ciddi bulmayıp kamuda dini kıyafet serbestisi olarak değerlendiren KESK’i İdeolojik körlük”le suçluyor. Oysa asıl körlük, “İnancını giyimine yansıttığı için bu ülkenin üniversitelerinin kapılarından içeri alınmayan genç kızlarımıza, başörtülü olduğu için görevlerine son verilen … kadın kamu görevlilerine yapılanlar…”  diye başlayıp devam eden açık itirafı görmemektir.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
1468 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın