Kitaplar





(Ortak kitap)



Eğitim Kampüsleri fikri, iyi fikir değil (BirGün 19 Temmuz 2013

Milli Eğitim Bakanlığının Eğitim Kampüsleri projesi adım adım hayata geçiyor. Belirlenen illerde arazi tahsisi ve mimari projeler hazır. Pek tartışılmayan bir konu. Hangi ihtiyaçtan ortaya çıktı, faydası zararı nedir bilen yok. Bilinen tek şey Ömer Dinçer’in aklına uyulduğu. Tek başına bu bile projenin kötü bir şey olduğunu gösterir!

Eğitim Kampüsleri denen şey ilkokul, ortaokul ve lise türlerinin bir arada yer aldığı, kentlerin yeni yerleşim alanlarında (TOKİ) asgari 100 dönümlük arazilerde kurulan MEB'e bağlı market okulun adı. Eğitim Kampüsleri Yönergesi başka ünitelerden de söz ediyor "Kampüs: MEB'e bağlı değişik tür ve derecedeki birden fazla okul ve kurumlar ile bunlara bağlı pansiyon, yatakhane, yemekhane, laboratuvar, kütüphane, spor alanları, rehberlik ve sağlık ünitesi, konferans salonu, çok amaçlı salon ve benzeri yerleri içerisinde bulunan alanı ifade eder."

Konuyla ilgili yetkili konuşmalarından anladığımız kadarıyla asıl amaç derslik sorununu çözmek; Bakan Nabi Avcı “göç alan büyük illerin derslik ihtiyacına işlemsel ve kapsayıcı bir çözüm getirmek”ten söz ediyor. Belli ki projenin temel dayanağı yıllardır çözülemeyen derslik açığını kapatmak, sınıf mevcutlarını standart düzeye çekmek. Baştan belirteyem ki bu yolla derslik sayısı artar fakat yeni sorunlar da ortaya çıkar.

Görüldüğü gibi sanayi bölgesi gibi bir şeyden söz ediliyor; eğitim kurumları kentlerde kirlilik yaratan, trafik akışını engelleyen, gürültüsü ile çevreyi rahatsız eden çırçır fabrikası gibi kentin dışına atılmak isteniyor. İşte asıl sorun bu; eğitimi toplumsal hayatın dışında sınıf, ders kitabı ve öğretmen üçgeninde düşünmek… Çocukları etrafı surlarla çevrili bir alanda toplayıp “adam” etmek… Buna itirazımız var; okul, öğrencisi kadar yer aldığı yerleşim birimini de etkileyecek biçimde toplumla iç içe olmalıdır. Ve en önemlisi okul toplumla ne kadar iç içe olursa öğrenci toplumsal hayatın o denli içinde olur ve okuldan aldığı teorik bilgileri buradaki pratikle pekiştirir.

Eğitim Kampüsleri TOKİ projesinin zorlamasıdır

TOKİ tipi konutlaşma, evet, konut sorununu çözüyor fakat bu tarz yaşam alanları insanlar arasındaki sosyal bağı da aynı oranda çözüyor. İslamcıların eliyle uygulanan bu yerleşim politikası, komşuluk ilişkilerini devlet ilişkisine tahvil ederken bir süre sonra hiç kuşkusuz dini ritüellere bağlılığı da zayıflatacaktır. TOKİ yaşam alanlarının okul uygulaması olan Eğitim Kampüsleri de aynı şekilde okulu sosyal bir alan olmaktan çıkaracak, tıpkı YİBO’lar gibi informal eğitimi sekteye uğratacaktır.     

Eğitim kurumlarının yerleşim birimlerinin dışında, aynı kampüs alanında toplanmasının kötü bir fikir olmasının ikinci bir nedeni de farklı yaş gruplarını ve farklı amaçlara hizmet eden okulları bir araya getiriyor olmasıdır. Anımsarsanız, ilköğretim okullarını bölen 4+4+4 yasasının önemli gerekçelerinden biri farklı yaş gruplarının aynı okul binası içinde bulunması idi. Dönemin Eğitim Komisyonu Başkanı Nabi Avcı, o sıra sorun olarak gördüğü fiziksel ve ruhsal gelişimi farklı çocukların birlikteliğini, Eğitim Kampüsleri söz konusu olunca görmezden geliyor; beş yaşındaki çocuklarla 17 yaşındaki gençleri aynı mekânda toplamayı şimdi sakıncalı bulmuyor.

Eğitim Kampüsleri fikri gerçekten iyi bir fikir değil; başka bir sürü olumsuzluğu içinde barındırıyor. Bana kalırsa derslik sorununu da çözmeyecek. Yeri geldikçe bu projenin ortaya çıkaracağı başka sorunları da ele alacağım. 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
1520 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın