Kitaplar





(Ortak kitap)



Eğitim İzleme Raporu
Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren Eğitim Reformu Girişiminin (ERG) hazırladığı 2010 Eğitim İzleme Raporunu okumayı ancak tamamlayabildim. Özgün olmamasına rağmen önemli bir rapor. Özgün değil çünkü görüş oluşturmak için başvurulan kaynaklar raporu hazırlayan ERG grubuna ya da bağımsız bir araştırmaya ait değil, MEB verileri baz alınarak birtakım sonuçlar çıkarılmış. Veriler, başta PISA olmak üzere uluslararası değerlendirme sonuçlarıyla karşılaştırılıyor. Raporu önemli kılan ise MEB kaynaklı istatistik ve bilgilerin doğru okumalara yarayan analizi.  Rapr, çelişkili ifadelerine rağmen 2003’ten bu yana uygulamaya sokulan yeni eğitim politikalarının beklentiye karşılık gelmediğini söylüyor.

Eğitim İzleme Raporu, 2003’te başlayıp 2007’de kısmen tamamlanan ve “reform” olarak adlandırılan değişiklikleri yok sayıyorlar. Bu sürede öğretmenin rolünün yeninden tanımlanması; öğretim programları, öğretme yöntem ve teknikleri ile ders kitaplarının değiştirilmesini sanki hiç yapılmamış sayılıp “doğru öğretim programları, doğru öğretim yöntemleri, nitelikli öğretmen ve okul yöneticisi, iyi hazırlanmış ders kitapları ve materyalleri, öğrencilerin bireysel farklılıklarının ve ihtiyaçlarının dikkate alındığı olumlu sınıf ve okul atmosferinin sağlandığı ortamların oluşturulması boyutlarında ele alınması gereken yöntemsel” tedbirler öneriliyor.

Raporun tek kişinin elinden çıkmadığı anlaşılıyor. Kimi bölümlerde yergi ile övgü aynı paragrafa yedirilmeye çalışılmış. Bir paragrafta şöyle deniyor “Genel olarak bir ülkenin eğitim programlarının nihai hedefi öğrencilerde belli düşünme süreçlerini geliştirmektir. Bu açıdan bakıldığında sorun daha çok içerik ve öğretim yönteminden kaynaklanıyor gibi gözükebilir. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı ilköğretim düzeyindeki tüm ders alanlarında öğretim programlarını yenilemiştir. Bu oldukça önemli bir adımdır. Yeni programların en önemli özelliği ‘düşünme süreçleri’ni geliştirmeyi ‘sarmal’ yapı kapsamında ele almasıdır.” Bir yandan sorunun “içerik ve öğretim yönteminden” kaynaklandığını tespit edip öte yandan sorunun kaynağını “oldukça önemli bir adım” olarak görmek çelişki değil de nedir. Diğer bir çelişki de “Yapılan alan taramalarında öğrenci merkezli etkinlikleri yaptığını söyleyen öğrencilerin düşünme süreçlerini geliştirme anlamında diğer öğrencilerden farklı olmadığı görülmektedir.” denmesine rağmen başarısızlığın yönetim kaynaklı olduğuna işaret edilmesidir. Bakanlığın sistemin ilerlemesine izin vermediği belirtiliyor. Elbette doğru bir tespit, fakat Bakanlığın sistemi tıkayan yapısı tek sorumlu olarak gösterilip diğer sorun alanlarını gizlemek doğru değildir.

 

Raporu hazırlayanları bu tür çelişkilere sevk eden asıl neden sanırım kimi öğretim üyelerinin AKP döneminde gerçekleştirilen “Eğitim Reformu”nda da idari görevler almış olmalarıdır. Örneğin sözünü ettiğimiz ERG raporunu kaleme alanlardan biri olan Prof. Dr. Petek Aşkar aynı zamanda Talim ve Terbiye Kurulunda Program Geliştirme Konseyi üyesiydi.

Çelişkilerine rağmen raporda eğitim sisteminin yeniden ele alınmasını gerektiren ciddi eleştiriler var. Eğitim sisteminin liberalleşmesine limitsiz destek veren çevrelerin yeniden bir reforma ihtiyaç olduğunu söylemeleri az şey değil. Öğretmenin sistem içindeki rolüne bile yeniden ve güçlü bir şekilde atıfta bulunuluyor. Öğrenci Merkezli Eğitim sloganını, eğitimi liberalize etmenin meşruiyetini sağlamak üzeri kullanırken öğretmenin unutulmasına göz yumanların öğretmeni eğitim sisteminin birinci bileşeni olarak ele alıp ona rolünü atfetmesi ilgimi çekti.
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
1849 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın