Kitaplar





(Ortak kitap)



Eğitimde radikal İslami yöneliş

Başbakan “dindar gençlik yetiştireceğiz” demeseydi, belki de Dünya Bankası Raporunu tartışıyor olacaktık. Başbakan araya girdi ve olası tartışmanın yönünü çevirdi. Bu vesileyle tekrar soracaktık ‘Eğitime dair ne varsa hepsi reformunuzdan, devriminizden, değişiminizden geçti fakat devriminizin finansörü sonuçtan niçin memnun değil?’ diye.1 Şubat günü Vatan’ın birinci sayfadan verdiği Kıvanç El haberine göre Dünya Bankası, sınavların teslim aldığı Türkiye’de eğitimin iflah olmaz noktaya geldiğini rapor ediyordu.

Rapor, öğrenci başına eğitim harcaması eşit miktarda olan Türkiye ile Macaristan arasındaki öğretim yılı farkının Türkiye aleyhine iki yıl olduğunu söylüyor. Yani aynı sınıfa devam eden iki öğrenciden Türkiyeli olan Macar akranının iki yıl gerisinde. Bütün göstergeler, eğitimin her kademede parayla satılan bir kâğıda (referansa) dönüştüğüne işaret ediyor. Tabi bu durumda parası olanı daha avantajlı konuma getirirken yoksullar için aynı oranda dezavantaja dönüyor.  

Kısa bir süre önce (Kasım 2011), Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Formu tarafından gerçekleştirilen bir araştırmada da okulların toplumun gelir düzeyine göre ayrışmasından söz ediliyordu. “Devlet İlköğretim Okullarında Ücretsiz Öğle Yemeği Mümkün mü?” diye araştırmak için yola çıkanlar, toplumdaki gelir düzeyi farkının yarattığı eşitsizliğin okullarda daha da görünür bir hal aldığını tespit ediyorlar. İlginç olan gelir farklılığından kaynaklanan eşitsizliğin yoksul tarafının devlet tarafından dışlanıp, zengin tarafının devlet nezdinde daha da itibar ve ayrıcalık gördüğü tespitiydi. Araştırmacılara göre öğrenciler bir konuda eşittiler: Hem yoksul hem zengin aile çocuklarının devam ettiği okulların kantinlerinde hamburger bulunuyordu. Fakat yoksul okulun kantinindeki hamburgerler et içermiyordu!  

Boğaziçi Üniversitesinin yaptığı araştırmanın sponsoru Açık Toplum Vakfı; diğeri, bildiğiniz Dünya Bankası. Yani bu iki yapısal eleştiri muhaliflere ait değil. Kendileri basbayağı liberaldirler ve bu hükümetin uyguladığı eğitim politikalarının biri maddi diğeri zihinsel destekçilerindendir. Onlar, araştırma sırasında rastladıkları çarpıklığı dile getirmek zorunda kaldıklarına göre, sorunu yaşayan yoksullar da aldatıldıklarının farkına varıyor olabilirler miydi? Yoksulların sistemin dışına itildiklerini fark etmeye başlamalarını Erdoğan da fark ediyor muydu?   

 

Bence Başbakan da eğitimdeki vahim tabloyu gördü ve bir yandan geçmişin hesabını vermekten kaçmanın yollarını ararken bir yandan da yeni bir seçenekle toplumun önüne çıkmaya çalışıyor. Başbakan kurnaz biri; böyle durumlarda en iyi savunmanın saldırı olduğunu biliyor. Önce Bakanı Ömer Dinçeri piyasaya sürdü, eş zamanlı olarak kendi medyasından Andımız, Gençliğe Hitabe, öğrenci kıyafetleri gibi ritüeller üzerinden bir tartışma başlattı. Ve ardından eğitimdeki başarının ancak İslami bir eğitimle mümkün olabileceği görüşü ile yeni ve maliyetsiz eğitim politikasının çerçevesini çizdi. Böylece başarısızlığın faturası Kemalizm kalıntısı kimi ritüellere fatura edilirken başarıya giden yolun rotası da çizilmiş oluyordu.   

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
1690 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın