Kitaplar


 

 


(Ortak kitap)
 



https://www.facebook.com/ozmenu  https://twitter.com/unalozmen

Ünal Özmen

Anasayfa

Teorik (kuramsal) yazan biri, ele aldığı olay veya olgu hakkında bir iddiada bulunuyordur. İddiasını açıklarken sadece kavram kullanmıyor,  tanımlamalar yapıyor, gözlemlerine yer veriyor, kendisini harekete geçiren ilkelerinden söz ediyor. Dahası iddiasına bilimsel dayanaklar sunuyor. Bu da kuramsal yazıları ve sözleri daha da karmaşıklaşıyor. ‘Hele şimdi bunun sırası mı’ deyip okuduğumuzu veya dinlediğimizi başlamadan kapatıp susturuyoruz.
“Milliyetçilik”le kurulan cümlenin, etnik köken gözetmeyen vatandaşlık anlamında Fransız ulusçuluğunu kastettiği iddia edilebilir. Fakat cümleye “Türk milliyetçiliği” ile başladığınızda etnik kategorilerden söz etmiş, “biz” ve “onlar” demiş olursunuz. “Biz” ve “onlar”, diğer topluluk ve toplumlara, giderek cinsiyetlere, tercihlere ve sonunda size benzemeyenlere kadar uzanan değişmez, uzlaşmaz sakat tutumun davranışa dönüşmüş halidir; ayrımcılıktır. Bu bakımdan etnik önyargıya sahip hiç kimse, hiçbir siyaset ırkçılıktan, yabancı düşmanlığından, ayrımcılıktan kurtulamaz.
20.05.2022
13.05.2022
Eğitim, insan eyleminin bilgiye yani teoriye dayanması gereğinden ortaya çıkmış; uzak ve karmaşık planlara ve üst düzey amaçlara yönelinmesi ise planlı yürütülmesini gerekli kılmıştır. İlk müfredatı da bireye, aile ve kabile düzeninden toplum düzenine geçişte gerekli olacak kolektif bilgi ve becerileri kazandırmaktı. Antik Yunan'da, toplumsal yaşam teorisi olarak etik ilkelerle birlikte iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan ayırma yolları öğretiliyordu. İlk öğretmen Sokrates (ondan önce de Sofistler), insanlara yönetime katılma ve haklarını savunma yol ve yöntemlerini öğretiyordu. İnsan eylemini vahiylerin belirlediği dönemin ardından tekrar sahneye çıktığında eğitimin iddiası değişmedi.
Ekonomik krizler, insani krizlerin anası olduğuna göre krizlere çare bulması beklenen eğitimi de kaçınılmaz olarak krize sürükler. Özellikle piyasanın ihtiyacını karşılamak üzere kurgulanmış ve metalaşmış eğitimin ekonominin krizinden payına düşeni fazlasıyla almaması olanaksızdır. Çünkü o da alınıp satılan endüstriyel ürünlerden biridir artık. Yoksulları daha yoksul, zenginleri daha zengin eden ekonomik krizlerin, hayatın diğer alanlarındaki kaybedeni de değişmez; sosyal ve siyasal kaybedeni yoksullar, kazananı zenginler olur.
29.04.2022
24.04.2022
Diyanet Akademisi Kanunu çıktıktan bir ay sonra, 7 Nisan 2022’de Resmî Gazetede yayımlanan cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğüne imam hatip ortaokulu ve imam hatip liselerinin tüm öğretim programlarını hazırlama görevi verildi.
MEB’in, çocukları ekonomik ve sosyal gelişmişlik durumuna göre farklı okullarda toplaması, sınıf ayrımcılığının ötesinde, Hintlilerin etkisini kırmaya çalıştığı 3 bin yıllık kast sistemini model alıp yaşatmaya çalışmaktan başka bir anlama gelmez. Daha iyimser bir yorumla, çocuk emeğini ekonomik büyümenin itici gücü olarak kullanan 18. yüzyıl İngiltere’sine dönüş özlemidir.
17.04.2022
05.04.2022
Diyanet Akademisi Kanunu, 3 Mart 1924’te kaldırılan Şerriye ve Evkaf Vekaletinin yeniden tesisi anlamına geliyor. Şerriye ve Evkaf Vekaleti, cumhuriyet kurulmadan önceki eğitimi dahil din işleri ve vakıfların yönetiminden sorumlu bakanlıktı. Din eğitimi, aynı gün çıkarılan Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) yasası ile Milli Eğitim Bakanlığına, vakıfların yönetimi ise Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildi. Diyanet Akademisi Kanunu, din ve dini eğitim veren kurumların yönetimini yüz yıl sonra tekrar Diyanete bırakıyor.
Bu yazı, dünkü yazının devamı niteliğinde olacak, tasarıyla neyin tasarlandığını anlatacaktım. Komisyon tutanağını okuyunca dağıldım! Kanunlarımızın hangi kalemlerden çıktığını, hangi süreçlerden geçtiğini siz de bilin istedim.
25.03.2022
04.03.2022
Diyanet Akademisinin faaliyeti Diyanet personeli ile sınırlı olmayacak. Akademi, halen Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yürütülen kurs, yurt ve pansiyon açıp yönetmeye ek olarak İslami ilimlerin öğrenilmesine yönelik çalışmalar yapacak, eğitim merkezleri açacak, buralarda uygulanacak eğitim programlarını ve materyallerini hazırlayacak; alan araştırmaları, ölçme ve değerlendirme çalışmaları yapacak.
Bu taraftan bakıldığında ikisi arasında bir fark görünmüyor. Biri TRT’de, diğeri özel televizyonlarda yorumculuk yaparken cumhurbaşkanı başdanışmanı, Cumhurbaşkanlığı Politikalar Kurulu ve birçok kamu kurumunun yönetim kurulu üyesi olmuş. Cumhurbaşkanının faiz sebep, enflasyon sonuç tezi ekonomist Yiğit Bulut’a aitse faizle ilgili ayetin nas olduğu fikri İslam felsefecisi İbrahim Kalın’a aittir. Kısacası, varsa bile farkları aynı kişiye hizmet etmek bu iki kişiyi birbirinden ayırt etmemizi imkansızlaştırıyor.
04.03.2022
25.02.2022
YÖK’ün üniversiteye girişte aranan baraj puanını kaldırması birkaç eğitimci dışında pek kimsenin gündemini meşgul etmedi. Bazı bölümlerin hariç tutularak sınavın kaldırılması olarak da yorumlanması gereken kararın, eğitimcileri aşan siyasi yönleri var. Hangi ihtiyacın YÖK’ü böyle bir karar almaya zorladığına baktığınızda bir tek eğitimsel neden göremiyorsunuz. Aksine, ardında Erdoğan’ı görüyorsunuz.
Giuseppe Fava ile Uğur Mumcu ilişkilendirmesi ikisinin de gazeteci olmasından kaynaklanmıyor: İkisi de ocak ayında (Fava, 5 Ocak 1984’te, Mumcu 24 Ocak 1993'te) katledildi. Giuseppe Fava otomobilinde kurşunla, Uğur Mumcu otomobilinde bombayla öldürüldü. Fava, mafya-ticaret-siyaset üçlüsü, Mumcu, mafya-ticaret-siyaset-tarikat dörtlüsü arasındaki bağlantıyı deşifre ediyordu. Fava hukukçuydu, Mumcu da… Fava’nın tetikçisi mafya, Mumcu’nun tetikçisi dini cemaat elemanı olsa da iki gazetecinin ölüm emrini veren siyasetti. Fava ile Mumcu ülkelerinde aynı sıfatla anılıyor “Yazar, araştırmacı gazeteci, oyun yazarı ve antimafya aktivisti.”
18.02.2022
28.01.2022
Ümmet-i İsa oğullarından birinin “Adamı niye öldürdünüz lan!” diye ümmet-i Musa oğullarından birinin yakasına yapıştığını anlatan öyküyü bilirsiniz: Bir Katolik “Niye öldürdünüz lan adamı!” diyerek Musevi’nin yakasını toplamış. Musevi “Ben kimseyi öldürmedim” dedikçe Katolik, faili ikrara zorlamaya devam etmiş “Sizdiniz lan adamı öldüren!”. Musevi, çıkarabildiği boğuk bir sesle “Kimden söz ediyorsun kardeşim?” diye sorabilmiş. “İsa’yı lan, İsa’yı öldürdünüz!” diye haykırmış Katolik. Musevi “İki bin yıl önce olmuş bir olay, benim suçum ne beyim!” savunmasının adamı aydınlatıp şerrinden kurtulacağını düşünürken suratına yediği yumruğa eşlik eden şu sözü duymuş “Ben yeni duydum lan!” ...
Bazıları, düşüncelerini karşı oldukları fikir ve eylemler üzerinden ifade eder. Genellikle düşünceleri savunulacak kadar güçlü olmayan kişiler böyle yapar. Diğerini değersizleştirdiğinde veya ortadan kaldırdığında kendi fikirlerine yer açılacağını düşünürler. Bu, Erdoğan’ın sık başvurduğu bir yöntem…
21.01.2022
14.01.2022
Bunca yıldır yazar dururum, özetle deseniz eğitimin son yirmi yılını bu kadar net ifadelerle anlatamam. CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, 73 saniyede eğitimde gelinen noktanın sadece nedenini, failini, sonucunu ve oradan çıkışın çözümünü izah etmiyor; cemaat yurdundaki dini baskıya dayanamayan Enes Kara’yı intihara sürükleyen süreci de işaret ediyor.
Özellikle öğretmenlerin aynı işi, aynı araç ve yöntemlerle aynı amaca ulaşmak için yapanlar arasında üstünlük sıralaması yapılmayacağını bilmesi gerekir. Aynı müfredat ve yöntemlerle işlenen ve öğrenci başarısı merkezi sınavla ölçülen her hangi bir dersi aynı yaş ve sınıf seviyesine veren öğretmenlerden her birinin stajyer, düz öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen olmasının amacın gerçekleşmesine katkısı ne olabilir?
13.01.2022
07.01.2022
AKP, ilk zamanlarda bakanlık bürokratlarıyla il, ilçe ve okul yönetici seçiminde başvurduğu bu yöntemi öğretmen seçimine kadar indirdi. Sonunda bardağı taşırdı ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu da sokağa indirdi. Kılıçdaroğlu, Milli Eğitim Bakanlığı önüne giderek hangi vicdana, hangi adalete, hangi ahlaka sığar bu yaptığınız dedi. Birkaç saat sonra bakandan gelen yazılı yanıt 2004’tekinin aynısıydı:
Yoksullar neden okula başlama yaşıyla daha çok ilgiliyken okuldan çıkış yaşını belirleyen zenginler oluyor? Okula başlama yaşını pedagoji belirlerken bitirme yaşının belirlenmesi neden piyasaya bırakılıyor?
31.12.2021
26.12.2021
Elbette profesörler de saçmalar, hatta en çok onlar saçmalar. Bence saçmalamaktan korkan profesör olmamalı. Çünkü bir şeyleri değiştirmeye çalışan biri olarak profesörün fikirleri sıradan fikir sahiplerine anlamsız yani saçma gelir. Profesör saçmalamıyor, toplumun önemli bir çoğunluğu fikirlerine katılıyorsa yeni bir şey söylemiyor demektir. Eğitimsiz çoğunluğun itibar ettiği fikrini bir başka profesör saçma buluyorsa o profesör zırvalamış olur.
Zulal Atalay Laçin Aksaray Üniversitesine giderken elinde bir referans mektubu, mektup yoksa ilgili kişiler mutlaka önceden bir veya birkaç telefon almış olmalı. Kim bunlar? Kadın Uluslararası İlişkiler Bölümüne profesör yapıldığına göre bu kimlerden biri veya birkaçı siyaset bilimi profesörü olmalı. Üniversiteyi kör edecek kadar parlak bu profesör veya profesörler kim?
24.12.2021
17.12.2021
MEB Şûra’nın tavsiyelerine uyacaksa neden 30. sıradaki“Okullarda ücretsiz öğle yemeği veya beslenme desteği sağlanmalıdır.”tavsiyesini atlayıp işe ta 125. sıradaki “din”den başlıyor. Hem de çocuklar İslamcıların değer saydığı şeylere ve “din”e tok, ekmeğe açken. Çünkü yemeğin bir maliyeti var, dinin yok; çünkü karar yasal değil, fiili durum yaratılmak isteniyor…
Gelişmiş ülkeler, zorunlu temel eğitimi ortalama 10 yılda, eğitim yaşını 16’da tamamlarken Türkiye, zorunlu temel eğitimi zorunlu din eğitimine dönüştürebilmek amacıyla zorunlu eğitim süresini 12 yıla, okuldan ayrılma yaşını 18’e çıkardı. Meslek eğitimini zorunlu eğitimin içinde tutan bu karar, esnaf talebi olduğu kadar İslamcı propagandanın süresini uzatmakla da ilgiliydi. Batı, zorunlu eğitim süresinde mesleğin bilgisini verirken (Zorunlu eğitimin bir aşamasında mesleğe hazırlamakla mesleğin eğitimini vermek aynı şey değildir.) Türkiye’nin henüz meslek seçme bilgi ve olgunluğuna erişmemiş çocuğu işgücüne dönüştüren meslek eğitimi veriyor olmasının ne ekonomik ne pedagojik izahı olabilir.
10.12.2021
03.12.2021
Doktorun yazacağı reçeteyi hastanın belirleyemeyeceği gibi eğitimin de herkesin müdahil olamayacağı uzmanlık isteyen, dolayısıyla bilime bırakılması gereken tarafları vardır. Fakat reçete düzenlemiyor olsa da sağlık hizmetinden yararlanmasına engel unsurları sorgulaması gereken hasta gibi ebeveynin de içeriğine müdahil olmadığı eğitim sistemine çocuğum neden öğretmensiz, neden tercihine uygun okula gidemiyor, eğitimin maliyetini neden ben karşılıyorum; çocuğumun güvenliği, sağlığı, ulaşımı, beslenmesi neden sağlanmıyor diye sorma hakkı vardır.
yaptırdığı son “açlık-yoksulluk” araştırmasında (5 Kasım) 4 kişilik ailenin açlık sınırını 3 bin 27, yoksulluk sınırını 8 bin 595 lira olarak belirleyen sendikanın, çalışanlarının yüzde 60’ını açlık sınırının altında bir ücretle (2 bin 825 Tl) çalıştıran işverenin her bir cümlesinin ardından hurra ayağa fırlayıp “Dik dur eğilme, memurlar seninle” diye yırtınırken konuşmacıyla birlikte muhalefeti yuhalamasına ne dersiniz? Siz ne derseniz deyin ama ben ona sendika demem.
26.11.2021
19.11.2021
Muhalefet deyince akla ilk gelen CHP oluyor. O nedenle derli toplu ama mutlaka diyalektik tutarlılığı olan manifesto CHP'den bekleniyor. Fakat CHP, kendi tabanının beklentisini ifade etmekte oldukça zorlanıyor. Bu da partiyi neoliberal iktisadın diline hapsediyor. Oysa CHP'nin kendisini daha rahat anlatacağı iyi bildiği kültürel, sosyal ve siyasal bir dili var. Eğer CHP "dostlarımız" dediği partilerin aralarındaki ideolojik farkı fark etmesinin ittifak ilişkilerini bozacağını düşünerek kültürel, siyasal ve sosyal talepleri dillendirmekten kaçınıyorsa buna gerek yok. Çünkü ...
Erdoğan’ın, başarısızlığın kendi dışında nedeni olarak göstereceği faillere ve yoksulların hoşuna gidecek çıkışlara ihtiyacı var. Aksi halde aklı başında hiçbir politikacı iktidarının 20. yılında 20’ncisini düzenlediği şûraya fırsat eşitliği temalı bir başlık koymaz. Bunca yıl ne halt ettiniz deneceğini bilir.
12.11.2021
07.11.2021
“Cumhuriyet Kültürü” ya da “Ulusal Kültür”, kültürü, kültürün en zayıf halkası olan gelenek-görenek, örf, adet ve inançlardan ibaret sananların aksine yurttaşlar topluluğu olan ulus değerlerini ifade eder. Cumhuriyet, insanı edilgen (pasif) kul olmaktan kurtarıp, değiştiren ve dönüştüren kültür öznesi yaptı. İnsan, öznesi olduğu, üretimine katıldığı kültürün Et Balık Kurumu binası gibi yıkılmasına, herhangi bir devlet kurumu gibi ele geçirilmesine izin vermiyor.
Vakfedeni (bağışçısı) devlet olan vakıfların ne mütevelli heyeti ne yönetim ve istişare kurulları elini cebine atmaz. Sahibi oldukları, yönettikleri vakıflara bir kuruş katkıları olmamıştır. TÜGVA’yı, TÜRGEV’i, ENSAR’ı ve benzeri vakıfları kuran, yöneten ve bu vakıfları geçim aracı olarak kullananlardan varsa katkısı olan çıksın ortaya. Sadece bunlar değil, cemaat ve üniversite vakıflarının da tek vakfedeni devlet, yani kamudur.
07.11.2021
15.10.2021
Vakıflar kâr amacı gütmez, kanun öyle diyor. Fakat Türkiye’de vakıflar, sömürü düzeninin en acımasız işletmeleri olarak faaliyet gösteriyor. O nedenle hiçbir vakfı bir yardım kuruluşu olarak göremeyiz.
Muhalefetin iki büyük partisinin lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener il il, ilçe ilçe, köy köy gezip tarımın, ticaretin ve çalışma hayatının sorunlarını yerinde tespit ediyor. Tespit etmekle kalmıyor sanayicinin, esnafın, çiftçinin, işçinin, işsizin, memurun, emeklinin sorunlarını nasıl çözeceklerini de anlatıyorlar. Fakat eğitim, ...
15.10.2021
24.09.2021
İnsanlar, temel ihtiyaçlarından biri olduğunu fark ettiğinden beri eğitimin peşi sıra, gittiği yere kadar gitmekte kararlı. Köyden şehire, şehirden başka ülkelere… Gideni geriye döndürmek zor ama okullarını, sağlık ocaklarını işler halde iade ederek insanları yerinde tutmak mümkün.
Aşıların koruyuculuğuna, organ naklinin hayat kurtardığına, dünyanın düz olmadığına veya aktarma yoluyla benimsenmiş kanıtsız bilgilerin sanıldığı gibi olmadığına inançlı birini ikna etmek için ya inancının bilimin bilgisiyle çelişmediğine ya yeni bilginin inancına ters düşmediğine ikna edilmesi gerek. İnsanlığın düşünce serüveni, zaman almakla birlikte bunun mümkün olduğunu gösteriyor. Mümkünatı olmayan ise sahte bilginin bilim bilgisiyle tamir edilmesidir. Çünkü...
17.09.2021
17.09.2021
Aşı karşıtlığının bilimsel gerekçesi olamaz; o nedenle sağa doğru baktıkça bilimden uzaklaşıldığı ve aynı oranda aşı karşıtlarının sayısının arttığı görülür.
Gerçek anlamda kamusal eğitimin çerçevesini çizen ve politik ifadeye dönüştüren Marx ve Engels oldu.
03.09.2021
03.09.2021
Taliban, kapitalizmin dinle girdiği yarım asırlık kirli ilişkinin ürünüdür.
The Paper, gazete üzerinden siyaset, mafya, medya, kilise ve sermaye ilişkisini anlatıyor. Diziye başladığınızda olayın Tükiye’de geçtiğini düşünüyor, her bir rolün Türkiye’deki kahramanlarını gözünüzde canlandırabiliyorsunuz.
03.09.2021
03.09.2021
Yasalar, ahlakı yargıyı işlemez hale getirerek toplum denetimini devre dışı bırakır. Yasaların demokrasiyle ilişkilendirilip yasa devletlerinin ortaya çıkmasıyla toplum çeşitlenen ilişkilere ahlaki kurallar belirlemede zorlandığı gibi kendi yasasına (ahlak) saygısını da bağlılığını da yitiriyor.
Batılı eğitim araştırmacılarından öğrendiğimize göre öğrencileri belli aralıklarla değerlendirip tasnif eden ilk okullar Cizvit kolejleri olmuş. Yedi öğrenci tarafından kurulan geç dönem (1534) Hıristiyan tarikatlarından biri olan Cizvitler, eğitimin önemini fark eden ilk tarikat olmuş. Öğrenilmesi gereken konuların ve okul eğitiminin kazandırması gereken becerilerin (müfredat) belirlenmesinde, okunacak edebi metinlerin seçiminde öncü olmuşlar.
03.09.2021
21.06.2021
Metalaşan eğitimin sınav soruları, hırsızı cezbedecek meta değerine sahip. O nedenle ÖSS, KPSS, LGS velhasıl ne kadar sınav varsa hepsinin sorularını çalıyorlar. Çaldıkları sorularla onlar adaletin teminatı polis, asker, hakim, öğretmen olurken diğerleri onlara sayın diyen vatandaş olarak kalacak.
Toplumdan ve evrensel bilgiden uzaklaşıldıkça gruplaşma ve grup değerleri öne çıkar. Bu da rekabet ve çatışma alanının yaygınlaşması demektir. Çatışma ne denli yaygınsa çeteleşme de o ölçüde kaçınılmaz olur. Mikro toplum modeli olan okul bundan muaf değildir. Çocukları milliyetine, kültürüne, zenginliğine-yoksulluğuna, inancına, cinsiyetine göre ayrıştırırsanız onları çatışmaya hazır onlarca küçük gruba bölebilirsiniz.
21.06.2021
21.06.2021
1979-80 eğitim-öğretim yılı yarıyıl tatili aralıksız 52 gün sürdü. Oysa eğitim öğretim takvimine göre yarıyıl tatil takvimi 28 Ocak-8 Şubat olarak belirlenmişti. Fakat o öğretim yılı, yarıyıl tatili 11 Ocak’ta başladı ve 3 Mart’ta bitti. 12 Kasım 1979’da MSP ve MHP’nin dışarıdan desteği ile Süleyman Demirel’in kurduğu azınlık hükümeti (3. MC) ülkeyle birlikte okulları da yönetemiyordu. Asıl amaç, politik mücadelenin merkezine oturan lise, yüksekokul ve üniversitelerdeki gençlik muhalefetini dağıtmak olmakla birlikte, okullar kar-kış bahanesiyle aylarca kapalı tutuldu. Ağır hava koşulları bahaneydi, fakat Milli Eğitim Bakanlığının okulların yakıt ihtiyacını karşılayamadığı da bir gerçekti. Okul ve öğrenci gereksinimlerinin karşılanmaması boykota varan protestoların gerekçesi oluyordu. “70 sente muhtaç” durumdaki hükümet, okulları kapalı tutarak bir yandan masraf saydığı eğitim giderlerinden kurtuluyor öte yandan iktidarını öğrenci eylemlerinden koruyordu.
21.05.2021
14.05.2021
14.05.2021
14.05.2021
Etiğin daha açıkçası ahlakın ilkeleri kanun maddesine alınabilir. Ahlaki yargı konusu iken dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımcılığının insanlık suçları kapsamında yasalara girmesi gibi... Fakat her kanun maddesi etik değildir. Özellikle ceza ve ekonomi ile ilgili yasalar etik dışıdır. Birincisi insanın düşüncesine, ikincisi emeğine asgari saygıyı göstermez. Aslında yasa, etik olmayan eylemleri ahlakilik kazandırmak için uydurulmuş bir yöntemdir. Utanılacak eylemi dinler kutsal kitaplarına alarak Tanrı adına, siyaset, yasalara ekleyerek devlet adına yapılan eyleme dönüştürür.
14.05.2021
16.04.2021
Yüzlerce kişinin çalıştığı bir işyerinde toplumun onaylamadığı, yasaların suç saydığı eylemlerin genel nüfusa eşit oranda görülmesi olağan sayılabilir. Fakat aynı şey, bir işyerinde değil de “değer”, “ahlak”, “dava”, “din” gibi topluluk kültürünün biraraya getirdiği ve ülkeyi yöneten bir partinin yönetiminde görülürse olağan karşılanmaz. Fakat bu normal topluluk yargısı, ahlaka aykırı eylemlere “Sıfır tolerans” iddiasındaki islamcı topluluklarda (parti, dernek, vakıf, tarikat, cemaat vb.) pek işlemez. Daha da beteri teşvik edici bir olağanlıkla karşılanır.
Merkez Bankasında kaybolan 128 milyar doların yanında sözü edilecek meblağ olmasa da 404 milyon dolar az para değil. 404 milyon dolar, dezavantajlı çocukların Bilgi ve İletişim Teknolojilerine erişimini sağlamak amacıyla Eğitim Bakanlığının Dünya Bankasından kullandığı kredi miktarı. Birkaç gün önce (22 Mart 2021) tümü serbest bırakılan 160 milyon dolarlık kredi ile birlikte Türkiye’nin aynı amaçla sadece Dünya Bankasından kullandığı kredinin toplamı 564 milyon dolar olacak. Türkçesi 4 milyar 500 milyon lira…
03.04.2021
03.04.2021
... Meksika; öğretmenler sağlık çalışanlarıyla birlikte aşılandı. Türkiye; Eğitim Bakanı, öğretmenlerin aşılanması sürecini başlatıyormuş gibi yaparak Çorum’un bir köyünde öğretmenlerin arasına sızarak “Köy öğretmeni” kontenjanından kendini aşılattı. Öğretmenler ve eğitim çalışanları ise bakanlarının aşısıyla virüsten korunacak! Eğitim çalışanlarının aşılanması için mücadele etmeyen Selçuk, 59 yaşında ve köy öğretmeni değil; sırasını beklemeyip birinci partinin son aşısını kendine ayırması etik mi, değil mi siz karar verin!
İstifa, istifa edenin tasarrufunda olan bir eylemdir. Eğer söz konusu olan bir tepki istifası ise cesaret ve insanın kendine karşı özgür olması gerekir. Nedeni ne olursa olsun (Kusurlu da olsa) kişi biri zorlamadan, kendi iradesiyle ve tabi ki zamanında istifa ederse cesareti onurla ödüllendirilir. Sıradan, basit bir görevi icra ederken mesela, çocuklara kalem dağıtırken bile cümlesine “... himayesinde” diye başlayan biri, bir başkasının himayesindedir demektir. Bu durumda irade, cesaret ve özgürlük dolayısıyla istifa söz konusu olamaz. O nedenle benim için eğitim, sağlık ya da tarım bakanı yok hükmündedir. Bunları politik eylemlerin sorumlusu sayıp istifalarını veya azillerini isteyemeyiz. Yanlış politikasından dolayı istifasını istediğiniz kişinin politikanın sorumlusu olması lazım. Türkiye’de ondan bir kişi var, iki kişi değil...
19.03.2021
12.03.2021
 1  ...