Kitaplar


 

 


(Ortak kitap)
 



    https://www.facebook.com/ozmenu  https://twitter.com/unalozmen

 

Ünal Özmen

 
Zorunlu eğitimin süresini neye göre kim belirliyor

Zorunlu eğitimin süresini neye göre kim belirliyor

Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkartılmasının kanun gerekçesi ortaöğretimdeki okullaşma oranını gelişmiş ülkeler düzeyine yükseltmekti. O tarihte ortaöğretimde okullaşma oranı Avrupa Birliğinde yüzde 70, Türkiye’de yüzde 30 düzeyinde idi. Kanun gerekçesinde Batı’da ortaöğretimdeki okullaşma oranının yüksekliği ile Japonya’da yüzde yüz olan ortaöğretim okullaşma oranı zorunlu eğitim süresinin uzunluğu ile açıklanıyordu. Oysa Japonya’da zorunlu eğitim süresi 9, Avrupa ortalaması ise 10 yıldı. Yani zorunlu eğitimle okullaşma oranı arasında zorunlu bir ilişki yoktu. Zorunlu eğitimle okullaşma oranı arasında güçlü bir korelasyon olsaydı, arada diplomalı çıkış vermeyen 12 yıllık zorunlu uygulamanın sonunda ortaöğretimde okullaşma oranı yüzde 50 civarında kalmaz, Avrupa ortalaması yakalanmış olurdu.

Bana göre asıl gerekçe, çocukları merkezileşen eğitimde daha uzun süre tutarak onları “dininin ve kininin sahibi” gençlere dönüştürmekti. Fakat çocuklar bu AKP projesinin kontrol edemeyeceği kadar dinamik, verdikleri eğitim onları etkilemeyecek kadar vasattı. Nitekim öğrencilerin, ebeveynlerin ve pedagojinin amaç, ihtiyaç ve beklentisini gözetmeyen bu misyoner planı okulun cazibesini yitirmesine yol açtı. Okulun ikna yeri olduğunu, orada zorla güzellik olmayacağını anlamaması, anlamak istememesi planın istedikleri gibi yürümesini engelledi. İktidarların bu hesabı çocuk emeği kullanan esnafa da uymuyordu. Bunun üzerine iktidar, esnafın çırak ihtiyacını, eğitilebilir bulmayıp sistem dışına atmak istediği ğrencileri topladığı MESEM’ler üzerinden kendisi karşılamaya karar verdi. Ortaöğretimin okul türlerinden biri olarak tasarlansa da aslında bir toplama kampı olarak kullanılan MESEM’ler, iş yerine sadık,  sürdürülebilir kalıcı işgücü yaratamadığı için işletmeleri memnun etmedi. 

Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkartan AKP idi. Aynı parti aynı zihniyet şimdi zorunlu eğitimin son dört yılında kesintiye gitmek istiyor. 4+4+4 kanunlaşırken olduğu gibi bu kez yalana başvurmuyorlar; gerçeği, talebin iş insanlarından geldiğini eğip bükmeden söylüyorlar. Başka seçenekleri yoktu, çünkü bulabilecekleri her eğitimsel gerekçe 12 yıllık deneyimin başarısızlığının itirafı olur, o kanun uğruna yumruk atanları, yalan yanlış gerekçeler uyduranları utandırırdı. 12 yıl sonra 12 yıllık zorunlu eğitim süresinin kısaltılması elbette iş insanlarının talebi olarak gündeme geldi. Eğitimsel gerekçeleri olmadığı gibi buna gerek de duymuyorlar. Hem Eğitim Bakanı hem sendikası yasa değişikliğinin iş insanlarının arzusu olduğunu dolaysız bir şekilde söylüyorlar. Eğitim Bakanı, birkaç ay önce bu konuyu ilk kez dillendirdiği Anadolu Ajansı Editör Masasında amaçlarının iş dünyasının ara eleman sıkıntısını gidermek olduğunu söyledi. Ardından MÜSİAD açıklamaları geldi. Son olarak üyeleri iktidar yandaşı öğretmenlerden oluşan işveren (MEB) sendikası Eğitim Bir Sen gerekçesiz bir rapor yayımlayarak okulun çocuk emeğinin kullanımına engel olduğunu söyledi. Raporun basın bildirisinde şöyle deniyor “Araştırmada, katılımcıların çoğu, zorunlu eğitim süresinin iş dünyasının beklentilerini karşılamadığını ve öğrencilerin iş hayatına daha erken atılmasını engellediğini belirtti.”

MEB ve MÜSİAD, Eğitim Bir Sen’den ortaöğretimin yeniden yapılandırılmasına ilişkin rapor isterken  kamuoyunu hazırlayacak eğitimsel gerekçeler bulabileceğini düşünmüştü. Pedagoji ile uzak yakın ilişkisi olmayan bu sendika haliyle eğitimsel gerekçeler bulamadı. Sözde sendikanın yönetici, öğretmen ve veli katılımıyla gerçekleştirildiği söylenen anketinde sürenin kısaltılmasından yana olanların oranı yüzde 95 çıkmış. Fakat bu yüzde 95’in neden böyle düşündüğünü bilmiyoruz. Raporda uzun eğitim süresinin öğrencilerin iş hayatına atılmasını engellediği dışında gerekçe olabilecek herhangi bir bilgi yok. Belli ki  4+4+4 yasası 2012’de meclise geldiğinde, muhalefete karşı iktidara siper olanlardan hiçbiri “neden” diye sormamış. Eğitim ve öğretmenler adına utanç verici bir durum…

Ortada bir gerekçe olmamasına rağmen iktidar kanadı, ortaöğretimimin son dört yılının 2+2 veya 3+1 olarak bölünebileceği bilgisini paylaşıyor. ilk iki veya üç yıl zorunlu sonrası isteğe bağlı olacakmış. Teçhizatlı bir mutfaktan çıkmış gibi duran bu fikrin de dayanağı yok. Muhtemelen bazı Batı ülkelerinde bu modelin uygulandığını gördüler. Şimdi, makul ve mantıklı gerekçe olarak bunu sunacaklar. Evet bu model Batı’ya ait: Fransa ve Almanya’da sorunsuz bir şekilde işliyor. Zorunlu eğitim 10 yıl olmasına rağmen Almanya ve Fransa öğrenciyi zorunlu olmayan ortaöğretimde tutmayı başarabiliyor. Öyle ki bu başarısından ötürü Fransa ve Almanya’da zorunlu eğitimin süresinin 13 yıl olduğu düşünülür. Türkiye’nin bu modeli uygulama şansı yok, çünkü amacı öğrenciyi okulda tutmak değil. Okulun, öğrencinin iş hayatına dahil olmasını geciktirdiği savı ile yapılacak böyle bir düzenleme, zorunlu olmayan “+” ortaöğretim süresinin uygulanmayacağı/ uygulanamayacağı anlamına gelir. Okul yönetimlerine 9. ve 10. sınıflarda sınıf tekrarı yapan öğrencileri MESEM’lere yönlendirin talimatı gönderen Eğitim Bakanlığının liselerin isteğe bağlı kısmına yönlendireceği düşünülebilir mi?

Zorunlu eğitimi tartışan biri, bu biri hele bir de politika yapıcı ise öncelikle zorunlu eğitimin neliğini ve amacını bilmek durumundadır: Zorunlu eğitim hangi yaş aralığında verilmeli, zorunlu eğitimin süresi ne olmalı, zorunlu eğitimin müfredatını zorunlu olmayanından ayıran nedir, zorunlu eğitim devlet okullarının dışında verilebilir mi gibi sorulara yanıtı olmayan süreci yönetmek bir yana tartışmaya bile dahil olamaz. Bundan ötürü ne AKP ne onun yandaşları ne de İslamcı herhangi bir kişi ve kuruluş bilim ve toplum bilgisi gerektiren bu tür işlere kalkışmamalı.

Ben de zorunlu eğitimin süresinin uzun, okul bitirme yaşının yüksek olduğunu savunuyorum. Zorunlu eğitim süresinin on yıl, zorunlu eğitimden çıkış yaşının 16 olması gerektiğini gerekçeleriyle birlikte yıllardır yazıp söylüyorum. Buna rağmen AKP’nin mevcut yasa ile oynamasına razı değilim, çünkü İslamcıların hiçbir projesi iyi bir amaca hizmet etmez. Onların her kararı mutlaka yoksulların kaybına, zenginlerin kazanmasına yöneliktir. Zorunlu eğitim süresinin 12 yılın altına çekilmesi fikri de eğitim biliminin gereği olarak düşünülmüyor. O nedenle bırak kalsın, pedagojinin, biyolojinin, psikolojinin, sosyolojinin gerektirdiği gibi onu sonra biz hallederiz diyorum. 

***

Bu vesileyle sol ve laik muhalefete bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: Zorunlu eğitimin Aydınlanma hareketinin kazanımı olduğu ve aydınlanmaya hizmet ettiği doğrudur. Fakat süre uzadıkça insanların daha çok aydınlannacağı düşüncesi yanlıştır. Devlet politikasını belirleme ve devleti denetleme kapasitesi sınırlı toplum kesimlerinin bir an önce devletle arasına mesafe koymasına yani özgürlüğüne bir an önce kavuşmasına mani olmamak lazım. O nedenle kategorilerimiz değil, yukarıda da belirttiğim gibi zorunlu eğitimin süresine pedagoji, biyoloji, psikoloji ve sosyoloji gibi insan ve toplum bilimleri karar vermelidir. 

 

13.07. 2025

https://www.birgun.net/makale/zorunlu-egitimin-suresini-neye-gore-kim-belirliyor-638062

  
59 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın