Kitaplar


 

 


(Ortak kitap)
 



https://www.facebook.com/ozmenu  https://twitter.com/unalozmen

Ünal Özmen

Anasayfa

Gelişmiş ülkeler, zorunlu temel eğitimi ortalama 10 yılda, eğitim yaşını 16’da tamamlarken Türkiye, zorunlu temel eğitimi zorunlu din eğitimine dönüştürebilmek amacıyla zorunlu eğitim süresini 12 yıla, okuldan ayrılma yaşını 18’e çıkardı. Meslek eğitimini zorunlu eğitimin içinde tutan bu karar, esnaf talebi olduğu kadar İslamcı propagandanın süresini uzatmakla da ilgiliydi. Batı, zorunlu eğitim süresinde mesleğin bilgisini verirken (Zorunlu eğitimin bir aşamasında mesleğe hazırlamakla mesleğin eğitimini vermek aynı şey değildir.) Türkiye’nin henüz meslek seçme bilgi ve olgunluğuna erişmemiş çocuğu işgücüne dönüştüren meslek eğitimi veriyor olmasının ne ekonomik ne pedagojik izahı olabilir.
Doktorun yazacağı reçeteyi hastanın belirleyemeyeceği gibi eğitimin de herkesin müdahil olamayacağı uzmanlık isteyen, dolayısıyla bilime bırakılması gereken tarafları vardır. Fakat reçete düzenlemiyor olsa da sağlık hizmetinden yararlanmasına engel unsurları sorgulaması gereken hasta gibi ebeveynin de içeriğine müdahil olmadığı eğitim sistemine çocuğum neden öğretmensiz, neden tercihine uygun okula gidemiyor, eğitimin maliyetini neden ben karşılıyorum; çocuğumun güvenliği, sağlığı, ulaşımı, beslenmesi neden sağlanmıyor diye sorma hakkı vardır.
03.12.2021
26.11.2021
yaptırdığı son “açlık-yoksulluk” araştırmasında (5 Kasım) 4 kişilik ailenin açlık sınırını 3 bin 27, yoksulluk sınırını 8 bin 595 lira olarak belirleyen sendikanın, çalışanlarının yüzde 60’ını açlık sınırının altında bir ücretle (2 bin 825 Tl) çalıştıran işverenin her bir cümlesinin ardından hurra ayağa fırlayıp “Dik dur eğilme, memurlar seninle” diye yırtınırken konuşmacıyla birlikte muhalefeti yuhalamasına ne dersiniz? Siz ne derseniz deyin ama ben ona sendika demem.
Muhalefet deyince akla ilk gelen CHP oluyor. O nedenle derli toplu ama mutlaka diyalektik tutarlılığı olan manifesto CHP'den bekleniyor. Fakat CHP, kendi tabanının beklentisini ifade etmekte oldukça zorlanıyor. Bu da partiyi neoliberal iktisadın diline hapsediyor. Oysa CHP'nin kendisini daha rahat anlatacağı iyi bildiği kültürel, sosyal ve siyasal bir dili var. Eğer CHP "dostlarımız" dediği partilerin aralarındaki ideolojik farkı fark etmesinin ittifak ilişkilerini bozacağını düşünerek kültürel, siyasal ve sosyal talepleri dillendirmekten kaçınıyorsa buna gerek yok. Çünkü ...
19.11.2021
12.11.2021
Erdoğan’ın, başarısızlığın kendi dışında nedeni olarak göstereceği faillere ve yoksulların hoşuna gidecek çıkışlara ihtiyacı var. Aksi halde aklı başında hiçbir politikacı iktidarının 20. yılında 20’ncisini düzenlediği şûraya fırsat eşitliği temalı bir başlık koymaz. Bunca yıl ne halt ettiniz deneceğini bilir.
“Cumhuriyet Kültürü” ya da “Ulusal Kültür”, kültürü, kültürün en zayıf halkası olan gelenek-görenek, örf, adet ve inançlardan ibaret sananların aksine yurttaşlar topluluğu olan ulus değerlerini ifade eder. Cumhuriyet, insanı edilgen (pasif) kul olmaktan kurtarıp, değiştiren ve dönüştüren kültür öznesi yaptı. İnsan, öznesi olduğu, üretimine katıldığı kültürün Et Balık Kurumu binası gibi yıkılmasına, herhangi bir devlet kurumu gibi ele geçirilmesine izin vermiyor.
07.11.2021
07.11.2021
Vakfedeni (bağışçısı) devlet olan vakıfların ne mütevelli heyeti ne yönetim ve istişare kurulları elini cebine atmaz. Sahibi oldukları, yönettikleri vakıflara bir kuruş katkıları olmamıştır. TÜGVA’yı, TÜRGEV’i, ENSAR’ı ve benzeri vakıfları kuran, yöneten ve bu vakıfları geçim aracı olarak kullananlardan varsa katkısı olan çıksın ortaya. Sadece bunlar değil, cemaat ve üniversite vakıflarının da tek vakfedeni devlet, yani kamudur.
Vakıflar kâr amacı gütmez, kanun öyle diyor. Fakat Türkiye’de vakıflar, sömürü düzeninin en acımasız işletmeleri olarak faaliyet gösteriyor. O nedenle hiçbir vakfı bir yardım kuruluşu olarak göremeyiz.
15.10.2021
15.10.2021
Muhalefetin iki büyük partisinin lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener il il, ilçe ilçe, köy köy gezip tarımın, ticaretin ve çalışma hayatının sorunlarını yerinde tespit ediyor. Tespit etmekle kalmıyor sanayicinin, esnafın, çiftçinin, işçinin, işsizin, memurun, emeklinin sorunlarını nasıl çözeceklerini de anlatıyorlar. Fakat eğitim, ...
İnsanlar, temel ihtiyaçlarından biri olduğunu fark ettiğinden beri eğitimin peşi sıra, gittiği yere kadar gitmekte kararlı. Köyden şehire, şehirden başka ülkelere… Gideni geriye döndürmek zor ama okullarını, sağlık ocaklarını işler halde iade ederek insanları yerinde tutmak mümkün.
24.09.2021
17.09.2021
Aşıların koruyuculuğuna, organ naklinin hayat kurtardığına, dünyanın düz olmadığına veya aktarma yoluyla benimsenmiş kanıtsız bilgilerin sanıldığı gibi olmadığına inançlı birini ikna etmek için ya inancının bilimin bilgisiyle çelişmediğine ya yeni bilginin inancına ters düşmediğine ikna edilmesi gerek. İnsanlığın düşünce serüveni, zaman almakla birlikte bunun mümkün olduğunu gösteriyor. Mümkünatı olmayan ise sahte bilginin bilim bilgisiyle tamir edilmesidir. Çünkü...
Aşı karşıtlığının bilimsel gerekçesi olamaz; o nedenle sağa doğru baktıkça bilimden uzaklaşıldığı ve aynı oranda aşı karşıtlarının sayısının arttığı görülür.
17.09.2021
03.09.2021
Gerçek anlamda kamusal eğitimin çerçevesini çizen ve politik ifadeye dönüştüren Marx ve Engels oldu.
Taliban, kapitalizmin dinle girdiği yarım asırlık kirli ilişkinin ürünüdür.
03.09.2021
03.09.2021
The Paper, gazete üzerinden siyaset, mafya, medya, kilise ve sermaye ilişkisini anlatıyor. Diziye başladığınızda olayın Tükiye’de geçtiğini düşünüyor, her bir rolün Türkiye’deki kahramanlarını gözünüzde canlandırabiliyorsunuz.
Yasalar, ahlakı yargıyı işlemez hale getirerek toplum denetimini devre dışı bırakır. Yasaların demokrasiyle ilişkilendirilip yasa devletlerinin ortaya çıkmasıyla toplum çeşitlenen ilişkilere ahlaki kurallar belirlemede zorlandığı gibi kendi yasasına (ahlak) saygısını da bağlılığını da yitiriyor.
03.09.2021
03.09.2021
Batılı eğitim araştırmacılarından öğrendiğimize göre öğrencileri belli aralıklarla değerlendirip tasnif eden ilk okullar Cizvit kolejleri olmuş. Yedi öğrenci tarafından kurulan geç dönem (1534) Hıristiyan tarikatlarından biri olan Cizvitler, eğitimin önemini fark eden ilk tarikat olmuş. Öğrenilmesi gereken konuların ve okul eğitiminin kazandırması gereken becerilerin (müfredat) belirlenmesinde, okunacak edebi metinlerin seçiminde öncü olmuşlar.
Metalaşan eğitimin sınav soruları, hırsızı cezbedecek meta değerine sahip. O nedenle ÖSS, KPSS, LGS velhasıl ne kadar sınav varsa hepsinin sorularını çalıyorlar. Çaldıkları sorularla onlar adaletin teminatı polis, asker, hakim, öğretmen olurken diğerleri onlara sayın diyen vatandaş olarak kalacak.
21.06.2021
21.06.2021
Toplumdan ve evrensel bilgiden uzaklaşıldıkça gruplaşma ve grup değerleri öne çıkar. Bu da rekabet ve çatışma alanının yaygınlaşması demektir. Çatışma ne denli yaygınsa çeteleşme de o ölçüde kaçınılmaz olur. Mikro toplum modeli olan okul bundan muaf değildir. Çocukları milliyetine, kültürüne, zenginliğine-yoksulluğuna, inancına, cinsiyetine göre ayrıştırırsanız onları çatışmaya hazır onlarca küçük gruba bölebilirsiniz.
1979-80 eğitim-öğretim yılı yarıyıl tatili aralıksız 52 gün sürdü. Oysa eğitim öğretim takvimine göre yarıyıl tatil takvimi 28 Ocak-8 Şubat olarak belirlenmişti. Fakat o öğretim yılı, yarıyıl tatili 11 Ocak’ta başladı ve 3 Mart’ta bitti. 12 Kasım 1979’da MSP ve MHP’nin dışarıdan desteği ile Süleyman Demirel’in kurduğu azınlık hükümeti (3. MC) ülkeyle birlikte okulları da yönetemiyordu. Asıl amaç, politik mücadelenin merkezine oturan lise, yüksekokul ve üniversitelerdeki gençlik muhalefetini dağıtmak olmakla birlikte, okullar kar-kış bahanesiyle aylarca kapalı tutuldu. Ağır hava koşulları bahaneydi, fakat Milli Eğitim Bakanlığının okulların yakıt ihtiyacını karşılayamadığı da bir gerçekti. Okul ve öğrenci gereksinimlerinin karşılanmaması boykota varan protestoların gerekçesi oluyordu. “70 sente muhtaç” durumdaki hükümet, okulları kapalı tutarak bir yandan masraf saydığı eğitim giderlerinden kurtuluyor öte yandan iktidarını öğrenci eylemlerinden koruyordu.
21.06.2021
21.05.2021
14.05.2021
14.05.2021
14.05.2021
14.05.2021
Etiğin daha açıkçası ahlakın ilkeleri kanun maddesine alınabilir. Ahlaki yargı konusu iken dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımcılığının insanlık suçları kapsamında yasalara girmesi gibi... Fakat her kanun maddesi etik değildir. Özellikle ceza ve ekonomi ile ilgili yasalar etik dışıdır. Birincisi insanın düşüncesine, ikincisi emeğine asgari saygıyı göstermez. Aslında yasa, etik olmayan eylemleri ahlakilik kazandırmak için uydurulmuş bir yöntemdir. Utanılacak eylemi dinler kutsal kitaplarına alarak Tanrı adına, siyaset, yasalara ekleyerek devlet adına yapılan eyleme dönüştürür.
Yüzlerce kişinin çalıştığı bir işyerinde toplumun onaylamadığı, yasaların suç saydığı eylemlerin genel nüfusa eşit oranda görülmesi olağan sayılabilir. Fakat aynı şey, bir işyerinde değil de “değer”, “ahlak”, “dava”, “din” gibi topluluk kültürünün biraraya getirdiği ve ülkeyi yöneten bir partinin yönetiminde görülürse olağan karşılanmaz. Fakat bu normal topluluk yargısı, ahlaka aykırı eylemlere “Sıfır tolerans” iddiasındaki islamcı topluluklarda (parti, dernek, vakıf, tarikat, cemaat vb.) pek işlemez. Daha da beteri teşvik edici bir olağanlıkla karşılanır.
16.04.2021
03.04.2021
Merkez Bankasında kaybolan 128 milyar doların yanında sözü edilecek meblağ olmasa da 404 milyon dolar az para değil. 404 milyon dolar, dezavantajlı çocukların Bilgi ve İletişim Teknolojilerine erişimini sağlamak amacıyla Eğitim Bakanlığının Dünya Bankasından kullandığı kredi miktarı. Birkaç gün önce (22 Mart 2021) tümü serbest bırakılan 160 milyon dolarlık kredi ile birlikte Türkiye’nin aynı amaçla sadece Dünya Bankasından kullandığı kredinin toplamı 564 milyon dolar olacak. Türkçesi 4 milyar 500 milyon lira…
... Meksika; öğretmenler sağlık çalışanlarıyla birlikte aşılandı. Türkiye; Eğitim Bakanı, öğretmenlerin aşılanması sürecini başlatıyormuş gibi yaparak Çorum’un bir köyünde öğretmenlerin arasına sızarak “Köy öğretmeni” kontenjanından kendini aşılattı. Öğretmenler ve eğitim çalışanları ise bakanlarının aşısıyla virüsten korunacak! Eğitim çalışanlarının aşılanması için mücadele etmeyen Selçuk, 59 yaşında ve köy öğretmeni değil; sırasını beklemeyip birinci partinin son aşısını kendine ayırması etik mi, değil mi siz karar verin!
03.04.2021
19.03.2021
İstifa, istifa edenin tasarrufunda olan bir eylemdir. Eğer söz konusu olan bir tepki istifası ise cesaret ve insanın kendine karşı özgür olması gerekir. Nedeni ne olursa olsun (Kusurlu da olsa) kişi biri zorlamadan, kendi iradesiyle ve tabi ki zamanında istifa ederse cesareti onurla ödüllendirilir. Sıradan, basit bir görevi icra ederken mesela, çocuklara kalem dağıtırken bile cümlesine “... himayesinde” diye başlayan biri, bir başkasının himayesindedir demektir. Bu durumda irade, cesaret ve özgürlük dolayısıyla istifa söz konusu olamaz. O nedenle benim için eğitim, sağlık ya da tarım bakanı yok hükmündedir. Bunları politik eylemlerin sorumlusu sayıp istifalarını veya azillerini isteyemeyiz. Yanlış politikasından dolayı istifasını istediğiniz kişinin politikanın sorumlusu olması lazım. Türkiye’de ondan bir kişi var, iki kişi değil...
Diken bir bitki değil, bazı bitkilerin meyvelerini veya tohumlarını korunmak için geliştirdiği bariyerdir. Limonun iyisine ulaşmak istersen onluk çivi gibi dikenlerini aşmak zorundasın. Diken gülde de vardır. Dikenli gülün kokusu dikensizlerden daha etkileyicidir. Narın iyisi dikenli olandır. Dikenli olmasa iğde öyle güzel kokmazdı. Şevketibostan bile dikenlidir. "Gülü seven dikenine katlanır." atasözü, güzelliği koruyanın diken olduğunu anlatır.
12.03.2021
12.03.2021
Sınav sınavdan fazlasıdır: Hâlâ seçme, eleme; kişinin ekonomik, sosyal ve siyasal durumuna göre hiyerarşideki yerini belirleme işlevini yerine getiriyor olsa da sınavlar, esas olarak sistemin bu ayrıştırmayı başarıp başaramadığını, kaçak verip vermediğini test eder. Sınavı kabullendiğiniz noktada toplumdaki yerinizi, ekonomiden alacağınız payı da kabullenmiş olursunuz. İktidar, hayattaki yerinizi belirler; o, önünüzü açacak koşulları sağlamakla yükümlü değildir artık!
Pandemi önlemlerinin ekonomiye etkisi ekonomik büyüklüğünüz boyutunda olur. Fakat sosyal sonuçları, yaş gruplarına göre farklılık gösterse de üç aşağı beş yukarı her yaş grubunda aynı olur. Okul üzerinden düşünürsek; kapanmanın öğrenme kaybına yol açtığı, çocukların kendileri için amaç belirleyemediği ya da amaçlarından uzaklaştığı, arkadaş gruplarıyla iletişimlerinin koptuğu, okulla bağının zayıfladığı, kapanmaya bağlı olarak aile içi gerilimlerin ve ruh sağlığı sorunlarının başgösterdiği her ülkede dile getirilen sorun olmaya başladı. Dar alanda kapalı yaşamanın “aşk”a etkisinden bahsetmiyoruz
12.03.2021
19.02.2021
İslâm düşünürlerinden biri olarak ortaya çıkan Gazâlî, İslâm'ın aklın argümanlarıyla başedemeyeceğini, sorusuna yanıt geliştiremeyeceğini anlayan; bilim ve felsefeden güç alan akıl karşısına askeri ve idari güçle çıkmak gerektiğini idrak eden ilk kişidir.
Nagehan Alçı, yazısına, Erdoğan'ın matematiksel doğruları bile çarpıtan medya işçilerinden biri nasıl olur da iktidar politikasını eleştirebilir; üstelik bunu, bizimle aynı şeyi düşünerek, düşünüyor olsa bile yazarak nasıl yapabilir dedirtecek doğru bir başlıkla başlıyor. "Okulları kapalı tutarak bir nesli mahvetmek üzereyiz" başlığı altında son derece yerinde tespitlerde de bulunuyor. Fakat yazar, bir noktaya geldiğinde iktidarla ilişkilendirmediği halde yazının iktidar kanadında alınganlığa yol açabileceğinin farkına varıyor ve ...
14.02.2021
16.01.2021
Rusya’da Putin üniversitesi yok; ama Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan’da Kral Faysal Üniversitesi var! Papa III. İnnocentius ve ardılları Paris’te kurduğu üniversiteye kendi adını vermemiş. Bilim, tarih ve hukuk kitapları yazmış, bilim insanı olarak anılan ve onuruna adı 1935’te Ay’daki bir kratere verilen Kastilya kralı X. Alfonso da kurduğu üniversiteye kurulduğu kasabanın (Salamanca Üniversitesi -1255-) adını vermiş. Görülüyor üniversitenin ömrünü ve rolünü belirlemede isimlendirme bile son derece önemlidir.
Camileri açık tutarken okulların kapalı tutulması insanın aklına bu soruyu getiriyor: Okullar tasarruf olsun diye mi kapalı?
10.01.2021
10.01.2021
“Komünistler, toplumun eğitime müdahalesini icat etmediler; ama bu müdahalenin karakterini değiştirmeye ve eğitimi egemen sınıfın etkisinden kurtarmaya çalışıyorlar.” (Komünist Manifesto)
2019 TIMSS testine 55 ülke 4. sınıfla katılırken Türkiye, Norveç ve Güney Afrika 5. sınıflarla katıldı. Türkiye, okula başlama yaşını düşürdüğü 4+4+4 olarak bilinen yasa değişikliğini gerekçe göstererek bizim 5. sınıfımızın diğer katılımcı ülkelerin 4. sınıfına denk düştüğünü bildirdi.
25.12.2020
18.12.2020
Eğitim Sen yönetimini devralan Demokratik Emek Platformunun sendikanın amaç ve örgütsel yapısına müdahaleyi öngören manifestosunu eleştirdiğimiz yazıya beklediğimiz tepkiler geldi: Kamu sendikalarında, sol siyasi grup ve partilerde tanık olduğumuz ve laikçi, Kemalist, Kürtçü, yurtsever, ulusalcı, devrimci gibi indirgenmiş ifadelerle adlandırılan gruplar arası dayanışma ve çatışmaların ideolojik arka planına dikkat çekmiş olmamızı olumlu bulanlar çoğunluktaydı. Tespitleri doğru bulmakla birlikte, yönetime gelen grubun etkilendiği düşünce sisteminin yeterli politik bilince sahip olmayan üyelerin kaçışına yol açacağı kaygısını taşıyanlar da az değildi. Yazının sendikal tartışmayı başka mecralara çekerek sendikayı hedef haline getirdiğini, hatta bazı yerlere ihbar ettiğini, BirGün'ün ve benim olası bir operasyonun parçası olduğumuzu beyan edenler de oldu. Bu da beklendik bir tepkiydi, o nedenle ağır bir itham gibi gelmedi.
Özellikle belirtmek isterim ki bu yazı, herhangi bir guruba yakınlık ve uzaklıktan ortaya çıkmadı. Temenni etmediğim, belki de hiç gerçekleşmeyecek bir kaygıyı dile getirmek istedim. Tartışmaya açtığımız metin, bir siyasi hareketin kendisi için belirlediği strateji belgesi olarak kalsa kimsenin kaygılanmasına gerek yoktu. Toplumsal yapıyı analiz ediş biçimine göre mücadele stratejisi belirleme herkesin hakkıdır. Fakat kapitalizmle, emperyalizmle, faşizmle mücadelenin evrensel yol ve kuralları yerine yerel bir problemi çözmek için geliştirilen bir strateji belgesini, önceliği üyelerinin ekonomik ve mesleki; ülkenin laikleşmesi ve demokratikleşmesi olan Eğitim Sen’in politika belgesine dönüştürmeye de kimsenin hakkı yoktur. Umarım, Eğitim Sen üyelerinin arzu etmediği bir değişime zorlanmaz.
11.12.2020
05.12.2020
Herhangi bir doğa olayından, doğa olaylarının risklerinden ve alınacak önlemlerden söz ettiğinizde, Tanrı'nın günahkârları cezalandırma usulüne, doğal olarak Tanrı'ya karşı çıkmış oluyorsunuz. İslam’da deprem doğa olaylarından biri değil. Tanrı, kitabı Kuran'da (Zilzâl zelzele suresi) depremi, ...
Deprem anında uyulması gereken kurallar kadar yapılmaması gereken hareketleri bilmek de önemli. Bu bilgileri uygulamalı olarak edineceğimiz en önemli yer ise okuldur. Tabi çocukları depreme hazırlayabilmesi için önce okulun depreme hazırlanması gerekiyor. Okullar depreme hazır mı, değil mi; zayıf yapılar güçlendirilerek güvenli hale getirilebilir mi... Bunlar uzmanlarının bileceği işler ama bildiğimiz bir şey var ki okul çok katlı olmaz.
13.11.2020
06.11.2020
Bakan, özür dileyip müdahale edeceğini söyleme yerine, işin kolayına kaçıp belediye başkanının iddiasına "mesnetsiz" diyor. Eğitimin Ziya Hoca'sı, hizmet puanı, eş durumu gibi geçerli mazereti olan binlerce öğretmenin atamasını yapmazken hiçbir mazereti olmayanları kendilerinin belirlediği yerlerde görevlendirerek "Birlikte başaracağız" sloganıyla yol arkadaşım dediği öğretmenler arasında huzursuzluğa yol açan, iş barışının bozan; devlete, hukuka ve yasalara güveni sarsan kişi oluyor.
Bizce Erdoğan hiçbir konuda başarısız değil, eğitim de hiç değil. 18 yıl boyunca elinden geleni yaptı; müfredatı değiştirdi, bilimi ders konuları arasından çıkardı, din okulları açtı, tarikatları okullara saldı... Bunca altyapı, maddi yatırım ümit ettiği, beklediği gençliği vermediyse problem kendinde değil, zihniyette olmalı. Tabii bu onun açısından kabullenilmesi kolay gerçeklerden değil.
30.10.2020
30.10.2020
Yoksuluyla zenginiyle herkes çocuğunun, istihdam alanı olarak gördüğü, ekonomik karşılığı olan STEM eğitimi almasını istiyor. Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematiğin kısaltması olan STEM, iktisadi büyümenin şartı olarak görülüyor. İnsan ya da toplum nasıl düşünür, nasıl davranır, kararlarını neye göre verir; düşünürken veya bir eylemde bulunurken, karar verirken hangi bilgi ve becerileri kullanması gerektiği ile ilgilenen yok.
Öğretmenler, sosyal ve entelektüel bakımdan en güçlü oldukları bir anda, 12 Eylül Faşizmi'yle saha dışına itildikleri 1980'den bu yana ilk kez toplumsal bir vakıa (Covid-19 pandemisi) ortamında varlığı ve yokluğu toplumu ilgilendiren, toplumun onlarla diyalog geliştirme ihtiyacı duyduğu kişiler olma şansını yakaladı. Gün itibariyle, günün herhangi bir saatinde eğitim bakanlığının yanıtlamadığı sorusuna yanıt, iktidarın neden olduğu soruna çare arayan onlarca öğrenci ve bir o kadar ebeveynin telefonunda kayıtlı olan güvenilir kişilerden biridir artık öğretmen.
30.10.2020
04.10.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
 1  ...