Kitaplar





(Ortak kitap)



Anasayfa

Doğa ve toplum araştırması için Doğu illerimizden birine giden bir grup bilim insanı kar fırtınasına tutulunca yakındaki bir köy evine sığınır. Evin sahibi üşüyen konuklarını ısıtmak için tezek getirmeye çıkar. Biraz sonra kendilerini ısıtacak sobanın başında toplanmış olan bilim heyeti, altına döşenen taşlarla zeminden oldukça yüksekte duran sobanın neden bu denli yükseğe kurulmuş olabileceği hakkında akıl yürütmeye başlarlar.
12.12.2014
Irak ve etkin olduğu Suriye topraklarında Dulqarnain adlı IŞİD’linin planladığı İslami eğitim, Türkiye’de Bilal öncülüğünde gerçekleşiyor. Eğitim Bir Sen teklifi gibi gözüken ve korsan olarak komisyonlara taşınan karma eğitime son verilmesi ve din derslerinin okulöncesine kadar indirilmesi 26 Ağustos 2013 tarihinde Bilal başkanlığında İstanbul’da yapılan toplantıda alınmıştı.
07.12.2014
Medya, 24 Kasım Öğretmenler Günü haberini bu yıl Eğitim İş’in yaptığı araştırmadan çıkardı. İki eğitim sendikası (Eğitim İş ve Türk Eğitim Sen) öğretmen araştırması yapmasına rağmen acıklı olan Eğitim İş’inki olduğundan Türk Eğitim Sen araştırması görülmedi. Sizin için bu iki araştırmanın verilerini karşılaştırdım. Sonuç oldukça farklı ve ilginçti. Mesela; öğretmenler sanıldığı kadar yoksul değil!
30.11.2014
Üniversiteler, özellikle eğitim fakülteleri, eğitimin içinde bulunduğu durum konusunda hiç de masum değiller. 4+4+4 yasasına kadar, 2003’ten beri eğitim alanında reform diye yapılan değişikliklerin aslında 4+4+4’e hazırlık süreci olduğunu hiçbir üniversite anlamadı; anlayanlar da anlatmadı. Bu sürede öğretim programları, ders kitapları, öğretme yöntem ve teknikleri, öğretmenin rolü, harici eğitim materyallerinden yararlan(ma)ma, sınav sistemi, okul ve kurum yönetimi, teşkilat yapısı bilmem kaçıncı kez tepeden tırnağa değişime uğradı. 12 yıllık emek, zaman ve maliyetin sonucunu 2014-2015 öğretim yılı konuşmasında Eğitim Bakanı Nabi Avcı, “Bizim müfredatlarımız maalesef bilgi yüklemeye yönelik. Çocuklarımıza öğrenmeyi öğretmemiz gerekiyor” diyerek özetledi.
23.11.2014
İnsan için en bağışlanmaz aşağılanma ‘sen kafa yorma, ben ne diyorsam inan’ diyerek aklının yok sayılmasıdır. Bu, insanı aşağılamaktır, onuru ile oynamaktır. Başbakanın deyimi ile “tahkir”dir. Öyleyse din derslerinde ‘biraz da Alevilik olsun’ laik bir talep değil, katmerli tahkirdir. Zaten Davutoğlu da bundan dolayı, yetersiz bulunuyorsa müfredata birkaç Bektaşi deyişi daha ekleyebilecekleri imasında bulundu.
23.11.2014
Trabzon Ortahisar İlçesi Bedri Rahmi Eyüpoğlu Ortaokulu öğretmeni Seçil Esmanur Erdem, dönemin başbakanı “R.T. Erdoğan‘a yumurta atarak küfür içeren sözlerle hakaret ettiği” gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından görevinden ihraç edildi. Kararın yasal dayanağı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E (f) “Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak” (g) “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak.”
23.11.2014
Dikkat ederseniz bakanlığın öğretmene rotasyon uygulamasının gerekçeleri arasında pedagojik yarar yok. Yönetmeliğin “amaç” başlığı altında “eğitim-öğretim hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi” beni tatmin edecek bir gerekçe değil. Rotasyoncuların, öğretmenin atandığı okulda sekiz yıldan fazla görev yapmasının öğrenci açısından araştırmaya dayanarak tespit edilmiş olumsuzluğunu göstermesi gerekiyor. Sınıf öğretmeninin dahi öğrenciyle iletişimini dört yılın sonunda bitiren sistemde, aynı okulda uzun süre görev yapan öğretmenin verimliliğinin düştüğünü öne sürenler saçmalamış olur. Onların düşündüğü gibi olsaydı her yılı bir öğretmenle geçiren Doğulu öğrenciler uçuyor olmalıydı.
23.11.2014
Erdoğan, partisi ve medyasına göre Kobane, Ayn-El Arap; İŞİD’e göre Ayn-El İslam… Bu, “Çağdaş”, “Aydınlık” geleceğimizin “Sözcü”leri için değerlendirmeye tabi tutulması gereken bir çelişki değil mi?
26.10.2014
TÜRGEV’in “Eğitim kavramı da kirlendi” başlıklı 18 Nisan 2014 tarihli yazıma karşı açtığı “hakaret” davasına gönderdiğim savunmamdan bir bölüm sunacağım size. Yani bugün duruşma salonundasınız. Salı günü yapılan duruşmada karar beklerken erteleme çıktı. Sanırım mahkeme, dört sayfalık yazılı ifademin ekindeki biri DVD birçok eki inceleme gereği duydu. Büyük ihtimalle sonucu 4 Kasım’da öğreneceğiz. O duruşmadan ceza alırsam, benden sonra TÜRGEV’e hakaretten sanık sandalyesine oturacak olan Can Dündar’a şimdiden geçmiş olsun!
26.10.2014
Eleştirel Pedagoji Dergisi’nin başındaki isim ve BirGün yazarı olan eğitimci Ünal Özmen, zorunlu eğitime tabi tutulan 17 milyon öğrencinin mutsuzluğunu ve çıkış yollarını anlattı. Özmen’e göre eğitim alanı çok geniş. Bu nedenle alternatif modeller eğitimdeki krize bir çıkış sağlamaz. Aksine devletin elinde bulunan okullardaki neoliberal eğitime alternatifin oluşturulması ve mücadelesinin savunulması gerektiğini anlatıyor Özmen. HAZIRLAYAN: SERBAY MANSUROĞLU
10.10.2014
Humus’ta öldürülen 40 öğrencinin sırt çantasındaki kitaplarda muhtemeldir ki can güvenliklerinin yaratanın emanetinde olduğu yazıyordu; geride kalanlara, yaratandan ötürü sevildikleri hangi meallerle anlatılacak? 'Tanrı, onları çok sevdiği için yanına aldı' mı denecek? Savaş Tanrı'nın üstüne mi yıkılacak?
10.10.2014
“Risk Altındaki Ulus”, “Eğitimde Mükemmellik Ulusal Komisyonu”nun Reagan’ın ekonomi baş danışmanı Friedman önerilerinin eğitime uyarlanmasının hemen akabinde (1982) hazırladığı bir raporun başlığı. Rapor, ABD’de eğitimin özelleştirilmesi, müfredat içeriğinin dinselleştirilmesi ve öğretmen rolünün geriye çekilmesi gibi piyasacı-gerici politikalara “Eğer dost olmayan yabancı bir güç, mevcut vasat eğitim performansını Amerika’ya empoze etmeye kalksaydı, bunu bir savaş nedeni olarak görebilirdik.” gibi radikal bir tepki veriyor.
10.10.2014
"Türban, salt bir başörtüsü değildir; kullanıcısını örtme gerekçesine uygun davranmak, hal ve hareketlerini ona göre belirlemek zorunda bırakan, bulunduğu başın ayakkabısına da müdahale eden gerçek bir üniformadır. Türban takan öğrenci bilimsel içerikli ders ve konulara mesafeli duruş sergilemek, okul tercihinde imam hatip veya ilahiyat olmak durumundadır. Türban takmayan öğrencilerle türbanlılar arasında önceden sorunsuz olan ilişkilerin kırılganlaşacağını söyleyebiliriz. Daha da önemlisi dokuz on yaşında türban takan çocuğun ileriki yaşantısında geri dönmek zorunda kalacağı modern özlemlerine gem vurmak zorunda kalacak olmasıdır."
27.09.2014
Alevilik, laik yaşam değerleriyle fazlasıyla uzlaşma noktaları bulabilen bir inanma biçimidir. Bu özelliğinden ötürü bazı çevreler, özellikle sosyalist sol Aleviliği kökeni çok eskilere dayanan kültür formlarından biri olarak görür. Egemen İslam anlayışında rastlanmayan hatta İslam inancıyla çelişen ritüellerine bakarak başka bir din olduğu iddiasında bulunanlar da var. Aleviler, bir nevi inançsızlık iddiasında bulunan, İslam’la bağlarını koparan bu dışarıdan değerlendirmeleri pek sorun etmezler. Aksine onlarla aynı değerleri paylaşan müttefikler gibi ilişki geliştirirler. Buna karşın Sünni İslam’ın Aleviliği “din dışı” görmesine müthiş tepki verirler. Sanırım bunun nedeni İslam’ı temsil iddiası ve temsil edilecek alan üzerindeki hâkimiyet mücadelesi.
27.09.2014
AİHM’in din dersi kararına hükümet bu kez daha sert yanıt verdi. AİHM’in zorunlu din dersi ve dersin içeriğine ilişkin 2007’de verdiği karar o tarihte bakan düzeyinde karşılanırken aynı içerikteki son karar bu kez başbakan düzeyinde ele alındı. AİHM’in 2007 kararının ardından, liberaller ve kimi naif solcular halka din dersinin seçmeli olma olasılığını pompalıyor, dönemin Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de reddetmeyen gevşek cümlelerle durumu idare ediyordu. Aradan yedi yıl geçti; zorunlusu bir yana, eğitim diye üç zorunlu seçmeli ders ve binlerce imam hatip okulu kaldı elimizde. Bu noktaya geldikten sonra din dersi seçmeli olsun talebi pek gülünç kaçar. Israr eden çıkarsa da artık geçiştirilmeyecek, şiddetle uyarılacak. Bundan dolayı Davutoğlu, birifing alma bahanesiyle Eğitim Bakanlığı binasına gitti ve kalesinin en önemli burcundan halkını tehdit etti.
27.09.2014
Camiye asılan bir reklamda da “imam hatip ortaokullarının amacı ve önemi” şöyle anlatılıyordu. “Milli, manevi ve ahlaki değerlerin kaybolmaya yüz tuttuğu bir dönemde çocuklarımızın bu değerlere bağlı, ailesini, vatanını, milletini seven ve onlara hizmet etmeye namzet inançlı ve ahlaklı birer fert olarak yetişmeleri için önemlidir” acaba öyle mi?
27.09.2014
Görev süresi uzatılmayan okul müdürleri, kendi aralarında örgütlenerek uğradıkları haksızlığa karşı tepki geliştirmeye çalışıyorlar. Fakat arkalarında, üyesi oldukları sendikalar hariç kimse yok. Okuluma dokunma diyen veli, bir iki cılız istisna dışında müdürüme dokunma demedi. Müdürlerine dokunulması öğretmenlerin hiç umurunda değil. Hele öğrenciler, okullar açıldığında müdürlerinin değiştiğinin farkında bile olmayacak. Neden?
27.09.2014
Gördüğünüz gibi artık öğrenciler okula kaydedilmiyor, tıpkı memurlar gibi herhangi bir okula atanıyor. Bu yıl ve nihayet, Eğitim Bakanlığının Adrese Dayalı Kayıt Sisteme geçmesiyle, devletin “hizmet” sunan her elemanını, yani memurunu atama yoluyla görevlendirdiği dönemden, hizmeti alanın atandığı bir döneme geçtik. Garip bir şekilde bu geçiş, atanmışların vesayetini kırdığı iddia edilen seçilmişler döneminde gerçekleşti. Hoş, tepeden tırnağa atanmışların yönettiği, başbakanının bile atama yoluyla koltuğuna oturduğu bir ülkede okul seçiminde öğrenci tercihinin gözetileceğini beklemek olmazdı.
27.09.2014
Hükümet bu yıl, 250 bin öğrencisini devlet okulundan ayrılıp özel bir okula gitmesi için parayla teşvik ediyor. Eğitim Bakanlığı bu 250 bin öğrencinin okul ve sınıflara göre dağılımı ile desteklenme koşullarını yayımladığı bir genelgeyle duyurdu. Özel okulöncesi kurumuna giden 50 bin çocuk 2 bin 500’er; devlet okulundan ayrılıp özel ilkokula geçen 50 bin öğrenci 3 biner, özel ortaokul ve özel ortaöğretime geçen toplam 150 bin öğrenci 3 bin 500’er lira ile desteklenecek. Yoksul vatandaşa deniyor ki sana 3 bin 500 lira (desteğin üst limiti bu) vereyim, çalışkan olmak koşuluyla çocuğunu asgarisi öğrenci başına 10 bin lira olan özel okula gönder! Gerçekten yoksul birinin yeme, içme, giyinme, servis gibi yan masrafları hariç 7 bin 500 lirasını nedensiz yere gözden çıkaracağını düşünmek için saf olmak gerek. Bu aile, bir de RTE’nin aklına uyup üç çocuk yapmış ise ona, diğer iki çocuğunun nafakasını özel okula yatır diyen bence manyaktır.
27.09.2014
Mikis Theodorakis (ki hayatı aşağıda adı geçeceklerinkinin toplamından anlamlıdır), sağcı Yeni Demokrasi Partisinden milletvekili olunca bir daha dinlemeyeyim diye sesini ve müziğini verdiği Zülfi Livaneli kasetini yüz yirmi kilometre hızla giderken aracımın camından fırlatmıştım.
27.09.2014
Cevdet Sunay’dan sonrasına yurttaşlık yapmış biri olarak anlatayım: Aklımın erdiği tarihten bu yana makamı sorun olmak dışında yaralı parmağa işemiş bir cumhurbaşkanı görmedim.
27.06.2014
16.05.2014
Öğrenciler, Ateizm kavramıyla ortaöğretimin ilk sınıfında (9.sınıf) Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin birinci ünitesinde karşılaşıyorlar. Felsefi bir kavram olmasına rağmen Ateizm, İnsan ve Din ünitesinin İnanmanın Çeşitli Biçimleri konusunun alt başlıklarından biri sayılıp dini bir kavram gibi ele alınıyor. Kaynağı belirsiz şu tanımı sözünü ettiğim ders kitabından aldım. “Tarihin akışı içerisinde sosyal ve kültürel şartların etkisiyle insanlar farklı inanç biçimlerini benimsemişlerdir. İnanmanın çeşitli biçimleri de daha çok tanrı kavramı üzerinde yoğunlaşmış; monoteizm, politeizm ve ateizm gibi inançlar ortaya çıkmıştır.”(s. 16)
09.05.2014
Dünya Okulu, ekonomik hayatın küreselleşmesiyle ortaya çıkan bir kavram; amaç, herhangi bir toplumu diğer devlet ve topluluklarla uyumlu hale getirmek. Dünya Okulu, eğitimin gücünden yararlanarak bilgisiyle, yetenekleriyle, davranışlarıyla öteki ile özdeş bir insan yaratmayı amaçlar.
02.05.2014
Başlığın, Bir Başka Okul Mümkün Derneğine gönderme olduğunu düşünenler yanılmıyor. Eğitim politika ve pratiklerine zihinsel katkı amacıyla kurulan muhalif dernek sonunda bir özel okul markası oldu. Bu vesileyle arkadaşlara, bir başka okulun mümkün olmadığını, onlara muhalif tutumumuzun kamusal eğitim karşısında kullanılmaması gerektiğini söylemiş oldum.
25.04.2014
TÜRGEV, "paralel (özel) eğitim" amacıyla kurulmuş bir vakıf olamaz, değil zaten: O da benzerleri gibi eğitim kavramının insanın sosyal gelişimine dair meşruiyet sağlayıcı değerlere tekabül eden ve kamusal hizmeti çağrıştıran içeriğini sömüren vakıflardan biri. Kavram olarak eğitim, parçası haline getirildiği ticaretin her türden kirli ilişkilerinin görmezden gelinmesinde kullanılabiliyor. Vergi kaçırma, kara para aklama, kamu mal ve maliyesinden ayrıcalıklı yararlanma din gibi eğitimin de temizlik hizmeti sunduğu kirli ilişkiler olmaya başladı. Ne yazık ki eğitim kavramının, TÜRGEV'le, mevzuata sığmayan fakat kapitalist piyasanın bile etik açıdan açıklama getiremediği rüşvet alıp verme işlemine bulaştırıldığına tanık olduk.
21.04.2014
TÜRGEV, "paralel (özel) eğitim" amacıyla kurulmuş bir vakıf olamaz, değil zaten: O da benzerleri gibi eğitim kavramının insanın sosyal gelişimine dair meşruiyet sağlayıcı değerlere tekabül eden ve kamusal hizmeti çağrıştıran içeriğini sömüren vakıflardan biri. Kavram olarak eğitim, parçası haline getirildiği ticaretin her türden kirli ilişkilerinin görmezden gelinmesinde kullanılabiliyor. Vergi kaçırma, kara para aklama, kamu mal ve maliyesinden ayrıcalıklı yararlanma din gibi eğitimin de temizlik hizmeti sunduğu kirli ilişkiler olmaya başladı. Ne yazık ki eğitim kavramının, TÜRGEV'le, mevzuata sığmayan fakat kapitalist piyasanın bile etik açıdan açıklama getiremediği rüşvet alıp verme işlemine bulaştırıldığına tanık olduk.
21.04.2014
Abdurrahman Dilipak’a muhtaç kalan AKP, taşla çivi çakan insan gibi elini ayağını yaralamaya devam ettikçe bir süre sonra kendisi de kullanılmaz hale gelecek. Eninde sonunda ortaya çıkacağını varsaydığımız yeni siyasi hareket, muhtemelen, İslam’dan tefekkür çıkaramadığı için iflas ettiği gibi dinsel eleştiri taşıyan bir söylemle AKP projesinin reddi anlamında kendisini Liberal İslam olarak tanımlayacak. Siyasal İslam’ın ikinci hali dediğim budur.
13.04.2014
Tehlikeli dediğim şey, Erdoğan’ın devlet okullarından kaçan laik orta sınıfın özel okullara sığınması. İki yıldır nerdeyse günde bir özel okul açılıyor ve hiçbiri dindar kesime hitap etmiyor. Bunun kısa vadede görülecek sonucu devlet okullarındaki halk denetiminin ortadan kalkması, özel okul anlayışının eleştirilemez derecede meşruiyet kazanması; daha da tehlikelisi, devletin karşılamak zorunda olduğu bu kamusal haktan gönüllü vazgeçme fikrinin kabullenilmesi olacaktır.
11.04.2014
İradeyi, kaynağı hangi düşünce olursa olsun bireyin bilincine dayanarak takınmış olduğu tavır/tutum olarak özetleyebiliriz. Bir tutumun iradi sayılması için akla dayalı ve değişebilir olması gerekir. İradenin en kısa ve anlaşılır tanımı için Kadir Cangızbay hocamıza kulak verelim: İrade, kişinin haysiyetidir…
04.04.2014
Cemile, on bir yıl önce, geçenlerde kuaförde işe başlayan kızı Mehtap henüz altı yaşındayken Orta Anadolu'nun bir köyünden şehre göç etmiş ailelerden birinin annesi; Kadir'in karısı... Üç gün önce Ankara'nın en büyük outlet AVM'sinde gördüm onu; Mehtap'tan sonraki büyüğü kız, küçüğü erkek iki çocuğunun elinden tutmuş yürüyen merdivenden yemek katına çıkıyordu. Cin gibi; artık yanında kocası olmadan fakat pek uzak olmayan kalabalık mekânlara girip çıkıyor, alışveriş yapıyor, gezip dolaşıyor...
28.03.2014
Sorun şu ki; bir süre sonra bu hükümet olmayacak, ne yazık ki AKP azımsanmayacak sayıdaki tetikçi eğitim kadrosunu geride bırakarak gidecek. Kimi bakanlık-il-ilçe yönetiminde, kimi müfettiş, çoğu da okul müdürü olarak çocuklarımızın kaderine hükmetmeye devam edecekler. Bu tipler yeni düzene uyum sağlamakta mahirdir. Eğer gün olur bu dönemi restore edecek bir iradeyi hükümet olarak görürsek AKP’ye kolluk görevlisi olmayı mesleğine yakıştıran bu kişileri yeni dönemin aktörleri olarak göreceğinizden kuşkunuz olmasın. Gelecekte eğitimin asıl meselesi bu olacak. AKP’nin bugüne dek yaptığını sandığı değişiklikleri kanunla, bir genelgeyle değiştirebilirsiniz ama bu adamları değiştirmek mümkün değil.
21.03.2014
Vicdan, insani bir duygu; olayları neden sonuç ilişkisi içinde akılla yorumlayarak bir sonuca varıp ona göre tutum almaktır. Katil enine boyuna düşünemediği için katil olmuştur. Onda vicdan aranmaz, vicdanını devreye sokması beklenmez. Öyleyse ne katilin olmayan insafına sığınarak ne de tek başına vicdana havale ederek seri cinayetlerin kurbanı olmaktan kurtulamayız. O ancak praksisle, yani vicdanların harekete geçirdiği bilinçli eylemle etkisizleştirilebilir.
14.03.2014
Humus, Hz. Muhammed'in ilk ticaret kervanı baskınından elde edilen ganimeti paylaştırırken beşte birini kendisine ayırmasıyla kurumsallaşmış İslami vergi türlerinden biri. Ayeti daha sonra, Bedr Savaşında ele geçirilen malların bölüşümü sırasında inmiştir. Sözcük anlamı "beşte bir"dir.
07.03.2014
Ortada dinler dahil, dünyaya/insanlara nizam vermek için ortaya çıkmış hiçbir öğretinin kabul edemeyeceği bir hal var. Hırsızlık, yalan-dolan, riyakârlık, namussuzluk, hainlik… Tek sözcükle, ahlaksızlıkla izah edebileceğimiz bütün bunlar, bir veya birkaç şeytana uyup bozulmuş bireyin işi değil, örgütlü, organize bir yapı içinde gerçekleşiyor. Adına devlet, parti, dernek, vakıf; cemaat, hareket ne derseniz deyin bir topluluktan, örgütlü bir hareketten söz ediyoruz.
01.03.2014
Akıllı tahta, tablet, yazılım ve bunlara bağımlı donanımların, okullarda hükümetin amaçladığı biçimiyle kullanılması da kimseyi heyecanlandırmasın. AKP bu projeyle, devasa bir para trafiğini eğitim gibi meşru bir kavram içinde yönetirken aynı zamanda okula bilgi girişini de tek merkezden kontrol etmenin peşinde.
21.02.2014
Hükümetin alelacele TBMM Başkanlığına sunduğu “Dershane Kanunu” olarak bilinen kanun tasarısının görüşülmesi seçim sonuna kaldı. Kamuoyu tartışsın öyle görüşülsün diye değil elbet; muhalefetini kendi içinden çıkaracak maddeler içeren tasarıyı savunma gücünü kendinde bulamadığı için. Biz yine de görüşümüzü bildirmiş olalım: Bir tümcede özetlersek tasarı, mevcut durumu yeterli görmeyerek eğitimde devlet otoritesini daha da güçlendirirken eğitimi piyasa için cazip bir yatırım alanına dönüştürmeyi amaçlıyor.
14.02.2014
Araştırmanın tam adı Çukurova (Üniversitesi) Öğrencilerinin Gözüyle Üniversite olmasına rağmen, her öğrencinin gözü Çukurovalı öğrencininkine benzediği için başlıkta genellemeye gittim. Bizler dershaneler ve yükseköğretime geçiş sistemi tartışmasından başımızı kaldırıp bir türlü yükseköğretim öğrencilerine bakmaya fırsat bulamazken Çukurova Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Adnan Gümüş, yükseköğretim öğrencilerinin yaşamları ve öğrencilik boyunca karşılaştıkları sorunları kendi ifadelerine başvurarak belirleyip çözüm önerileri geliştirmekle meşgul olmuş.
31.01.2014
TÜSİAD, Aralık 2013'te Okulda Üniversite -Türkiye’de Öğretmen Eğitimini Yeniden Yapılandırmak İçin Bir Model Önerisi- başlıklı bir rapor yayımladı. Rapor, öğretmen eğitiminde akademik eğitimle pratiğin (uygulamalı) birlikte yürütülmesi gerekliliği üzerinden bir model öneriyor. “Okulda Üniversite” olarak formüle edilen model, lisans düzeyindeki öğretmen eğitiminin “Alanda Yüksek Lisans” düzeyine yükseltilmesini, deneyimli öğretmenler gözetiminde okulda devam eden iki yıllık mesleki eğitimi öngörüyor. Model, Yüksek Köy Enstitüsünün modernize edilmiş hali gibi geldi bana.
31.01.2014
Kendi aralarındaki savaşta barış görüşmesini laikliğin gözetiminde yapmak istemeleri hiç kuşkusuz inatla korumaya çalıştığımız bu alanı tarafsız görmeleriyle ilgili değil. Ortada temizlenmesi gereken bir pislik var; bir yıl öncesine dek aynı kaba işeyen siyasal İslamın iki temsilcisi birbirinin üstüne işemeye başlayınca böyle durumlarda en uygun yer olarak WC yerine gidin pantolonunuzu laikler temizlesin diyorlar.
18.01.2014
Gülen Hareketine yakın isimler bürokrasiden temizlenirken büyük gürültünün Milli Eğitim Bakanlığında kopması beklenmez mi? Savaşın eğitimin ürettiği getirinin paylaşımından çıktığı göz önüne alındığında mantıklı olan bu. Çünkü adı eğitimle birlikte anılan, amacına ulaşmak için eğitim kurumlarını strateji merkezi yapan bir hareketin doğal olarak en örgütlü ve güçlü olduğu yer MEB olmalıydı. Fakat ...
10.01.2014
Eskiden köylerde sık rastlanılan bir intikam yoluydu; köylü, baş edemediği düşmanı komşusunun bağının başını vurur; harmanını, komunu yakardı. Silahın devreye girmesine dek yargıya yansımayan bu intikam yolu misilleme ile sürer giderdi. Çünkü köylü, kendisine de “mal” muamelesi yapıldığı ve de malı canın yongası olarak bildiği için düşmanının malını can yerine alır, sonucuna da ‘mala gelen cana gelsin’ diyerek katlanırdı. Öyle olduğu içindir ki dikili olduğu bahçe duvarını aşıp avlusuna sarkan armudun dalını kesip köküne bıraktığı için öldü Hüseyin. Bir dal için Hüseyin’i av tüfeği ile vurduktan sonra “ben kemiğimi kimseye kemirtmem” diyen ise amcasıydı. ‘Hadi be!’ demeyesiniz diye bu olaya Niksar’ın öğretmeni olduğum bir köyünde tanık olduğumu belirteyim. (bu kez de Doğan Tılıç ‘Hadi be!’ diyebilir, memleketi ya!).
03.01.2014
ABD'nin Florida eyaletindeki Everglades bölgesinde, 4 metrelik bir Burma pitonu, 2 metrelik bir timsahı canlı canlı yutmaya çalışırken göbeğinden çatladı. Bataklık ve sazlık olan Everglades bölgesi, timsahlar başta olmak üzere çeşitli vahşi hayvan türleriyle tanınıyor.
27.12.2013
Bu kayıtları o gün görmezden gelenlerin konjonktürün değişmesiyle yakında gündeme getireceğini sanıyorum. Çünkü içinde AKP döneminin kirli ilişkilerini aydınlatacak, kendi içlerinde kavga etmelerine yol açacak magazin değeri yüksek detaylar mevcut. Mesela Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Ergezen’in “Bir adama elli tane, altmış tane ihale veriyoruz. Kusura bakmasınlar bizim öbürlerinden farkımız kalmadı, kınadıklarımızdan...” yakarışı, ihale yasasının hangi amaçlar için değiştirildiğini ta o günden itirafıdır. Zeki Ergezen bu yakınmayı, müfettişlerinin ihaleye girmesini sakıncalı buldukları fakat bizzat kendisinin kollaması ile o gün itibarı ile seksen kamu ihalesinin mütahiti olan adamın sofrasında yapıyor.
20.12.2013
Alternatif eğitim, mevcut eğitim anlayışına karşı farklı arayışları ifade eden bir kavramdır ve egemen öğretiye muhalif alternatif birey yetiştirmeyi amaçlar. Devletin eğitimde yükümlülüklerini yerine getirmemesi, verdiği kadarını bile toplumun aleyhine bir bilince dayandırmasıyla kimi entelektüeller arasında alternatif çıkış yolu olarak görülür.
13.12.2013
Şöyle bir önerim var: Tunus ve Türkiye, kurucu ülke olarak The Programme for International Müslim Student Assessment (Uluslararası Müslüman Öğrenci Değerlendirme Programı) -PIMSA- adında ayrı bir organizasyon kursunlar. Eğer kabul ederlerse bu örgütlenmeye Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır (bu aşamada reddedebilir), Ürdün, Lübnan-, Sudan (kurucu olabilir), Kuveyt, Yemen (katılırsa yeme de yanında yat; sonuncu olma riskimiz ortadan kalkar), Afganistan ve Pakistan'ın katılımı sağlanmalı. Böylece meşruiyeti tartışılmayacak ve herkesi mutlu edebilecek uluslararası nitelik kazanmış bir değerlendirme programına kavuşmuş oluruz. Böyle bir öğrenci değerlendirme sınavında, emin olun Türkiye birinciliği kimseye kaptırmaz. Tunus için de sondan değil, baştan ikincilik garantidir. İran kesinlikle üyeliğe kabul edilmemelidir aksi halde Türkiye sittinsene birinci olamaz. Pakistan'ı bile Türkiye'ye rakip olarak görüyorum ama olsun, ne de olsa Sünni Müslüman, dışlamamak lazım.
06.12.2013
Erdoğan’ı dershaneler konusunda harekete geçiren asıl nedeni anlamak için sanırım önce Cemaat neden direniyor sorusunun yanıtlanması gerekiyor. Çünkü irili ufaklı binlerce dershane ve dershaneci dururken tartışma hükümetle Gülen arasında sürüyor. Başbakanın bu konudaki mesajını doğrudan Cemaate iletmesi de yanıtın orada aranması gerektiğini gösteriyor. Fakat önce Gülen Okullarının misyonunu bir kez daha anımsayalım.
27.11.2013
Gülen, Erdoğan için güvenilir bir müttefik değil; onu, gücün peşine takılan, kendisinden sonraki iktidar adayı ile kuracağı yeni ilişkilere odaklanmış bir işadamı olarak görüyor ve diğerleri gibi onu da tehditle çevresinde tutmaya çalışıyor. Her şeye rağmen aralarındaki hukuka binaen Erdoğan “Kim gücenirse gücensin”, “Eğitim öğretime hizmet verecekseniz okullaşın” gibi Cemaat üzerinde balyoz etkisi yapacak kararını yumuşak ifadelerle doğrudan Gülen’e gönderdi.
15.11.2013
Doğuş Üniversitesi, Psikoloji Bölümünde 15 Eylül’de bölüm başkanı olarak göreve başlattığı Prof. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu’nun işine 24 Ekim’de son verdi. Bu ilk tümceyi okuduğunuzda, haklı olarak dönem ortasında, sınavların arifesinde, zaten eksik kadroyla öğretim yılına başlamış bir üniversitede henüz bir ayını yeni tamamlamış bir bilim insanının işine son verilmişse herkesin kabul edebileceği geçerli bir neden vardır diye düşündünüz. Peki, gerekçesini sorduğunda rektör, işten attığı kişiye "İstersen ders saat ücreti karşılığında derslerini sürdürebilirsin” demişse her halde aklınıza kadro fazlalığı, akademik yeterlilik; hocanın öğrenci ve öğretim kadrosuyla uyum sorunu olduğu gelmez…
01.11.2013
Milli Eğitim Bakanlığı, okullardaki öğrenci değerlendirme yöntemlerinden biri olan “sözlü sınav”ı kaldırıyor; yerine performans değerlendirme notu getiriyor. Fakat aynı bakanlık, aynı zaman diliminde sözlü sınavı, şube müdürü atamalarında kullanmak üzere değerlendirme yöntemi olarak Millî Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmelik’ine ekledi. Siz ‘niye ki’ diye sormadan ben bu ikili tutumun nedenini anlatayım.
27.10.2013
 4