Kitaplar





(Ortak kitap)



Anasayfa

Kesintili olmak kaydıyla eğitim süresinin uzatılması, küresel güçlerin Ilımlı İslam projesiyle de örtüşüyor. İnanın, zorlama bir yorum değil benimki: Türkiye, Cumhuriyet’le birlikte laik modern eğitime oldukça ağırlık verdi. Bu da, dini yaşama konusunda bir dönem Halifeleri olduğumuz Araplarla aramızda farklılıkların ortaya çıkmasına neden oldu. Yani fazla ileri gittik. Araplar ise pek beri gelmediler, ilkokula başlayan öğrenciye Kuran ezberletmeye (hıfz), cihat dersleri vermeye devam ettiler.
13.01.2012
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eğitim-Sen Ödemiş Temsilciliği ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) ortaklaşa düzenlediği “Eğitim ve Sağlıkta Dönüşüm! Yıkım Projeleri” paneli, Ödemiş Belediyesi Kültür Evi’nde gerçekleştirildi. Emekli Öğretmen Kamil Sever’in yönettiği panele, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, SES Denetleme Kurulu Üyesi Dr. Ergün Demir ve Eleştirel Pedagoji Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ünal Özmen konuşmacı olarak katıldı.
09.01.2012
Merkez medya ilgilenmese de akıllı tahta ihalesinin bizi ilgilendiren tarafı var: Kamu kaynaklarının kamu adına düzgün olmayan yöntemlerle çarçur edilmesi hepimizi ilgilendirmeli. İhaleye katılan veya katılamayan şirketler, bu ihalede yaşanan usulsüzlüğü şirket çıkarları açısından izliyorlar. Çıkarlarını idari yargı organlarına açacakları davalarla savunma yoluna gidiyorlar. Kamu adına kullandığı yetki ile kamu kaynaklarını keyfine göre pay edenlerden de birilerinin hesap sorması gerekiyor. Fakat ne yazık ki ortada hesap soracak bir kurum gözükmüyor.
02.01.2012
Uludere’de 35 insanın öldürülmesi hâlâ istihbarat hatasıyla açıklanmaya çalışılıyor. Yetmiyor kaçakçıydılar, hassas bölgeyi güzergâh olarak kullandılar gibi mekanik açıklamalarla ölenler ölümlerinden sorumlu tutuluyor. Üstelik üççeyrek asırlık Dersim katliamının sanıklarını arayanlar bunlar…
02.01.2012
Milli Gazetenin 22 Aralık tarihli manşet haberini özetleyelim: FATİH Projesinin birinci etabının ilk ihalesi 23 Kasım’da yapılıyor ve 84 bin 921 bin adet akıllı tahta alım ihalesi, yaklaşık 4 bin Tl birim fiyatla 339 milyon 600 bin lirayla Vestel firmasında kalıyor. İhaleye katılan diğer firmalar, teknik şartnamenin sadece Vestel’e ait bir ürünü işaret ettiğini, bu üründen daha işlevsel ve ucuz olabilecek diğer seçeneklerin ihale dışında tuttuğunu belirterek Kamu İhale Kurumuna itirazda bulunuyor.
27.12.2011
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, 1983’te Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezinin çatı kurulu olarak 12 Eylülcüler tarafından kuruldu. O günden beri, Atatürk’e az buçuk saygı duyan kimse bu kurumların meşruiyetini kabullenmedi. CHP ‘de vasiyet gereği İş Bankası payını gönüllü değil, mahkeme kararıyla veriyor.
27.12.2011
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Bakanlığının Teşkilat Yasasında yapılan değişiklikle ortada kalan bürokratlarının bir kısmını yurdışı görevlere gönderecek.
27.12.2011
Geçen hafta Türkiye’de iki önemli zihinsel faaliyet gerçekleşti. Biri, 14-16 Aralık’ta Sosyal Bilimler Derneğinin Ankara’da düzenlediği 12. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresiydi: ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezinde yaklaşık 400 bilim insanı ve entelektüel dünyada ve Türkiye’deki gelişmeleri tartıştı. İzlediğim oturumlarda geçmiş yılların aksine neoliberalizm, kimi belirtilerine işaret edilerek gelmek üzere olan bir olgu olarak değil, hegemonyasını kurmuş, pekiştirmiş bir sistem olarak ele alındı.
20.12.2011
Neoliberalizmin Postmodern eğitim anlayışı, modern eğitimin aksine ‘eğitimsel bilgi’ yerine ‘kişisel bilgi’yi öne çıkarıyor.
20.12.2011
Sırrı Süreyya Önder’in, dillendirdiği sorunu anlaşılır kılan bir üslubu var. Önder, solcularla “halk” arasındaki diyalog sorununu, solcuların halkın dilinden anlamamasına bağlayanları şaşırttı. Halkla arasındaki iletişimsizliği kendi kusuru sayan solcular da Sırrı Süreyya Önder’i imdadına yetişmiş Hızır gibi sevdi. Gerçekten de Önder’in halkın pedagojisine uygun bir dili ve anlatım tarzı var. Ben de Önder’i, solun üslup arayışının olumlu bir tezahürü olarak görüyorum.
20.12.2011
Eğitimde gizli müfredat diye bir kavram var. Bazen buna örtük program da diyoruz. Adından da anlaşılacağı gibi müfredatta yeri olmayan eğitme ve öğretme konularının hedef kitleye gizlice benimsetilmesidir.
06.12.2011
Belki de Rousseau haklı; eğitim kurumları, “insanın doğuştan getirdiği saf doğasını, temizliğini ve ahlakını bozuyor” Hatta Mehmet Sağlam örneğine bakarak bu iki eğitimi (modern ve dini) birlikte alanların zıvanadan çıktığını bile söyleyebiliriz.
06.12.2011
Akademik çalışmalarda kullandığınız bilgiyi kimden/nereden edindiğiniz önemli. Kendinizden dahi olsa; buna bilim ahlakı diyorlar.
06.12.2011
Bilgi çağında bilgiyi koruyamıyoruz
02.12.2011
Said Nursi’nin Kuran tefsiri ile ayetlere getirmiş olduğu kişisel yorumlarından oluşan ve adına Risale-i Nur denen öğretileri okullardaki derslerde kullanılmaya başlandı. Sünni İslam gruplardan Nur cemaatinin manifestosu olarak bilinen dini görüşler, öğrencilere, Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünde ders konularını anlatmak üzere hazırlanan filmler aracılığı ile ulaştırılıyor.
02.12.2011
Ufuk Uras da eski Ufuk Uras’la yollarını ayırmadan önce Zaman’a konuşmuş ve o çevrenin takdirini benzer ifadelerle almıştı. Keşke biri Hüseyin Aygün’e söz, anlamını söylendiği yerde bulur; bu dönemde ne konuştuğundan çok nereye nasıl konuştuğun önemli uyarısında bulunsaydı.
22.11.2011
Pazar günü gazetemizin sürmanşetten verdiği Müdür, Cehov’u Che sandı! başlıklı haberi okumuş olmalısınız. Haberin konusu, Mina Urgan’ın Bir Dinozorun Anıları adlı kitabının edebiyat dersinde öğrencilere önerilmesinin Milli Eğitimde soruşturma konusu yapılmasıydı.
22.11.2011
MEB, Aşamalı Devamsızlık Yönetimi Eğitimi (ADEY) diye yeni bir uygulama başlattı. Öğretmenler, öğrencilerine sorarak onlar hakkında edindikleri bilgileri e-Okul sistemindeki dosyalarına yazacaklar. Saydım, ...
22.11.2011
Geçenlerde, sanayi devrimi sonrasının zorunlu “modern” (şimdilerde postmodern) eğitiminin insanların içindeki vahşeti ıslah edemediğinden söz etmiştim. Mevcut eğitim sisteminin başarısızlığını ise bireyi/toplumu araçsallaştırmasına bağlamıştım. Bugün, ideali “iyi insan”a ulaşma olan dinlerin insanları neden ehilleştiremediği üzerinde duralım.
07.11.2011
Sağlık Bakanlığının ardından Milli Eğitim Bakanlığı da performansa dayalı ücretlendirme sistemine geçiyor. Çok değil, önümüzdeki yıl; bilemediniz bir sonraki yıl öğretmenlerin ücretlendirmesi, tıp ki sağlık kurumlarında olduğu gibi Performans Yönetim Sistemi’nin Performans Değerlendirme sonuçlarına bakılarak belirlenecek. Uygulamanın eğitim kurumlarında henüz başlamamış olmasına bakarak ‘yok öyle bir şey’ demeyin; Eğitim Bakanlığı geçişin hazırlıklarını tamamladı ve şu anda 16 ilde (Sıvas, Osmaniye, Hatay, Kırıkkale, Bursa, Yalova, Nevşehir, Yozgat…) pilot uygulamaya başladı bile…
07.11.2011
Kanın gövdeyi götürdüğü böyle zamanlarda özel alan yazısı yazmak zor. İlk sayfada iyi eğitim almış adamların türünü nasıl yok ettiğini gördükten sonra, okuru ta onuncu, onikinci sayfaya götürüp ona ‘insanlar şöyle eğitilmeli’ diyen yazıları okutmak daha da güç. Demez mi adam ‘Eğitim eğitim diyorsunuz da yediden yetmişe herkesi eğitimden geçirdik de ne oldu; bilinen en eğitimli varlık Tanrı dahil herkes birbirinin gırtlağına sarılmış durumda… Geç bunları!’
07.11.2011
2010 Raporu’nda İnsan Hakları ve Azınlıkların Korunması başlığında ele alınan zorunlu din eğitimi konusu, bu kez Düşünce, Vicdan ve Din Özgürlüğü başlığı altında daha çok gayrimüslimlerin dini ihtiyaçları bağlamında değerlendirilmeye tabi tutulmuş.
07.11.2011
Milli Eğitim Bakanlığı, UNESCO ve Gazi Üniversitesi ile ortaklaşa düzenlediği 5. Sosyal Bilimler Eğitimi Kongresine (13-16 Ekim) dinleyici olarak davet ettiği öğretmenlerden 75 Lira talep ediyor. Kongrede bildiri sunacak öğretmen ise 150 Lira ödemek zorunda. Amacı “Ulusal eğitim sistemimize katkı sağlamak, ilk ve ortaöğretimde çeşitli alanlara yönelik verilen eğitimlerle ilgili araştırmalar yapılması ve bu alanlara nitelikli öğretmen yetiştirilmesi konularını da tartışmak” olan Kongreyi bu bedeli ödemeyen öğretmen izleyemeyecek.
07.11.2011
Doğu’da/Güneydoğu’da öğretmen olmanın her zaman güçlükleri olmuştur; yakın zamana kadar yolun, suyun, elektriğin olmadığı köylerde hiçbir öğretmen telefonla görüşme düşü görmezdi. Kim bilir, aylık mektuplaşmaların yeterli olmadığı kaç sevgililer arası ilişki final aşamasındayken bitmiştir. Bugün, gününde tüketilmediğinde küflendiğini, yenmesinin tehlikeli olduğunu bildiğimiz ekmek, köy öğretmeni için ikinci haftasında bile taze sayılırdı. Şartlar zordu; öğretmen, bu zor koşulları değiştirmeye çabalardı; olmazsa, zor da olsa değiştiremediği koşullarla yaşamasını bilirdi.
04.10.2011
TÜBA heyeti, Cumhur Bakanı Abdullah Gül ile görüştükten sonra toplu halde istifa edip “yeni ve özerk bir akademi” kurma fikrinden vazgeçti. Gül onları ikna etmiş, sanki Hükümet kararnamesini imzalayan başkasıymış gibi…
04.10.2011
Doğan Hızlan’ın, Hayrinnüsa Gül’den naklettiği bilgiye göre Türkiye’de her dört kişiden biri kitap okuma alışkanlığına sahipmiş! Bayan Gül, Ordu’da düzenlenen Konuşan Kitap Şenliğinde her dört kişiden biri kitap okuyor demiyor, “kitap okuma alışkanlığına sahip” diyor.
04.10.2011
Ücretsiz konuştuğunda doğru şeyler söyleyebilen, hatta bazen şaşırtıcı ölçüde açık sözlü bulduğum liberal tanıdıklarım var. Hepsi de AKP’li. Genellikle din üzerinde yoğunlaşıyor sohbetlerimiz. Birbirimizi ikna etmek gibi boş bir çabanın içine girmiyoruz; oların derdi daha çok benim muhalefetimi kırmaya dönük oluyor.
30.08.2011
10.08.2011 Birgün 03.08.2011 Birgün 27.07.2011 Birgün
23.08.2011
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in, öğretmen yeterliliğinin üç yılda bir tespit edilmesi yönündeki sözleri tartışma yarattı. Eğitim sendikaları, öğretmen yetiştiren okul (Eğitim Ens. Eğitim fak, vb) diplomasına sahip olan öğretmenin yeterliliğinin sorgulanmasını doğru bulmuyorlar. Bu konuda en radikal açıklama Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’tan geldi. Koncuk "Öğretmenlik mesleğini icra edenlerin yeterliliğinin ispatı, elindeki diplomadır" diyor. Gerçekten öyle mi?
23.08.2011
Dünyada, insanların başkalarının yardımına gereksinim duyduğu felaketler sadece İslam coğrafyasında olmuyor. 11 Mart 2011 tarihinde Japonya’nın başına gelen ve yüzyılın en büyük felaketi olarak tarihe geçen deprem de Japonları diğer ülkelerin yardımına muhtaç etmiş ve Japonlar, dışarıdan gelen maddi ve manevi yardımların mağdurlara ulaştırılmasında örnek bir davranış sergilemişlerdi. Japonların, yardıma ulaşmak için birbirini itip kalkmadan sabırla görevlilerin talimatına uyması en az depremin yarattığı görüntü kadar hafızalarımızda yer etti. Onların bu davranışına hayran kaldık ve darısı başımıza dedik.
23.08.2011
On gün süren Güneydoğu gezimi tamamlayıp döndüm. Gazetede yazmak ya da Hasan Cemal gibi Başbakana akıl oluşturmak için gitmedim. Öylesine, memleket yerinde duruyor mu diye Adıyaman, Diyarbakır, Batman, Mardin, Şanlıurfa güzergahında dolaştım. Arada, başta Midyat, Gercüş ve Hasankeyf olmak üzere birçok küçük yerleşim biriminde izlenim edinecek kadar duraklamalarım oldu.
19.07.2011
Hani eğitim reformu tamamlanmış, milli eğitim otomatik pilota bağlanmıştı; yalan mıydı bütün bunlar?
12.07.2011
Ali Taran’ın kendisinden 27 yaş küçük Ayşe Özyılmazel’le evlendiği haberini manşetten veren gazetenin iç sayfasında 16 yaşındaki lise öğrencisi bir kızın, 53 yaşındaki antrenörüne kaçtığı haberi vardı. Kızın babası 37 yaşında; damat, kayınpederinden 16 yaş büyük. (Hz. Muhammet de kayınpederi Ebubekir’den 23 yaş büyüktü diyeceksiniz ama dönem, o dönem değil!)
07.07.2011
Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren Eğitim Reformu Girişiminin (ERG) hazırladığı 2010 Eğitim İzleme Raporunu okumayı ancak tamamlayabildim. Özgün olmamasına rağmen önemli bir rapor.
07.07.2011
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, ÖSYM Başkanı Ali Demir’in yerinde olsam istifa ederdim demiş. Özcan, Ali Demir’i bir kez daha açıkça istifaya davet ediyor. Bugünlerde istifa etmesi gerektiğine (Hükümet kurulmadan önce) öyle inanmış ki daha önceki çağırılara kulak asmamış olmasının mazeretini “Sınav döneminin sağlıklı bitmesi için yapmamış olabilir” diyerek kendisi buluyor. Ama boşuna!
28.06.2011
Özel yayınevlerine ders kitabı yazan Talim ve Terbiye Kurulu üyesinin, bir başka yayınevinin lise matematik kitaplarına editörlük yaptığı da ortaya çıktı.
28.06.2011
Geçtiğimiz hafta sonu, Terörle Mücadele ekipleri Eğitim-Sen Van Şubesini basarak yöneticilerini gözaltına aldı. Mahkeme, şube başkanı Selami Özyaşar dahil üç öğretmenin tutuklanmasına karar verdi.
28.06.2011
2010-2011 öğretim yılında, öğrencilere 182 milyon adet ders kitabı dağıtıldı...
21.06.2011
Seçim yorumu / Eşitsizlik adaletsizlik her yerde; en çok da eğitimde / Talim Terbiye’de soruşturma / Özel okulculuk yeniden gündemde
14.06.2011
Resmi güvenlik güçleri, özel güvenlik görevlileri gibi çalışıyor: Nasıl ki şirket nizamiyelerindeki (hatta okul kapılarında bile) özel güvenlikçiler, hizmetindeki şirketin sınırına giren herkesi oraya zarar vermeye gelen biri gibi görüyorsa, polis ve asker de AKP'liler dışındaki yurttaşı denetim altında tutulması gereken potansiyel tehdit gibi görüyor. Genellikle laf anlamaz, söz dinlemez, vur deyince öldürmeye hazır kişilerden seçildikleri için diyalog kurmak da mümkün olmuyor. Bundan dolayı öğretmen arkadaşımız Metin Lokumcu'nun ikna çabası, polisten öldürücü darbe olarak karşılık buldu.
07.06.2011
31 Mayıs 1971'i anma ve bir yanlış algıyı düzeltme Ufuk Uras'ın açıklaması Yalanlama (tekzip) diye gönderilen doğrulama
31.05.2011
Dikkat ettiniz mi bilmem, hiçbir partinin seçim beyannamesinde, memurlara siyaseti yasaklayan Anayasa maddesinin kaldıracağına ilişkin bir taahhüt yok. Taahhüt ne demek, seçim öncesi kandırmacaların arasında bile ima yollu da olsa yer bulamadı. Partilerin umarsızlığına bakılırsa memurlar, içine giremedikleri sandığın başkanlığı ile yetinmek zorundalar. Belki de yasak, seçim sandıklarına başkan bulamayız diye devam ettiriliyordur!
24.05.2011
Öğretim programları değiştirilirken eğitimde kalitenin yükseleceği gibi bir beklenti yaratıldı. Eğitim sisteminin tüm kusurları müfredat, ders kitabı ve öğretme yöntemlerine fatura edildi. Ardından ders kitapları ile öğretme yöntemleri de değiştirildi. Eskisini savunuyor pozisyonuna düşmemek için AKP'nin bu alana müdahalesine itiraz dilmedi. Karşı görüş sunamamak da kabullenmenin bir başka nedeniydi. Sanıldı ki öğrenciler daha kolay ve sürekli öğrenme becerisi kazanacaklar. Öyle olmadığı artık görülüyor. Bize (Eleştirel Eğitimciler) göre "Öğrenci Merkezli Eğitim" adı altında Batı'dan gelen bu "yeni" eğitim uygulamaları tamamen "düşünme biçimi"mizi iğdiş etmenin adımlarıydı.
17.05.2011
Eğitim Sen, birkaç gün sonra (13-15 Mayıs) 4. Olağan Genel Kurulunu yapacak: Genel merkez yöneticileri ve KESK delegeleri seçilecek. Ben de bugün, Eğitim Sen’in her genel kurulu öncesinde veya sonrasında olduğu gibi olağan yazılarımdan birini yazıyorum.
10.05.2011
Cumhur Bakanı Abdullah Gül tarafından 30 Nisan 2010’da Talim ve Terbiye Kurulu üyeliğine atanan Abdulkadir Yılmaz’ın, özel yayınevlerinin elemanı olduğu, onlar adına ders kitapları yazdığı ortaya çıktı. Milli Eğitim Bakanlığının, özel yayınevleri ile ilişki içinde olan birini kitaplar hakkında nihai kararın verildiği üst kurula ataması şaşkınlık yarattı. Bu durum, adı geçen kişinin kendisinin yazdığı kitaplarla ilişki kurduğu yayınevlerinin onaylanması için başvuruda bulunduğu taslak kitaplar hakkında da karar verme konumunda olduğu anlamına geliyor.
10.05.2011
İstifaya davet edilen, akademik unvanı tartışmalı, sahiplenilmese işsiz kalacak biri. Emekliliğini altı asgari ücretlinin toplamına eşit bir refahla geçirmesi garanti edilen böyle birinin tamah (açgözlülük) etmesi normaldir.
03.05.2011
Öğretmen öğrencisinin aile yapısına uygun olmalı Mamak Kaymakamı Ertuğrul Kılıç, “Çocuğumuza verdiğimiz dini terbiye neticesinde dünya görüşüne zıt bir hayat sürdüğümüz açıkça ortadadır.” diyerek öğretmen hakkında şikâyetçi olan veliyi haklı bulup öğretmeni cezalandırmış.
03.05.2011
Cumartesi günü Bursa’da Gençlik Muhalefetinin düzenlediği panelde “Nasıl bir eğitim istiyoruz?” sorusuna yanıt aradık. Son günlerde aldığımız panel davetlerinin ana konusunun bu soruya yanıt aramak olması rastlantı değil.
26.04.2011
Geçen haftaki yazımda parti programını esas alarak CHP’nin eğitimle ilgili projesini bilmediğimizi yazmıştım. Sıradan milletvekiliyken eğitim sorunlarıyla yakından ilgilendiğini bildiğim Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan olduktan sonra eğitime ilişkin bir proje de sunmamıştı. Acaba eğitimi unutuldu mu diye düşünüp sormuştum bu soruyu. Fakat
26.04.2011
Milli Eğitim Bakanlığı 2011-2012 öğretim yılında okutulacak ders kitaplarının ihalesini bugün yapıyor. AKP, iktidarının ilk yılında beş yıl kullanılacak kitaptan söz etmesine rağmen bu projeyi yaşama geçirmedi. Tek kullanımlık kitapta ısrar etti. Yine, geçtiğimiz yıl 300 milyon Tl. ödenerek alınan 182 milyon kitap çöpe atılıp aynı kitaplar tekrar alınacak.
26.04.2011
 8