Kitaplar





(Ortak kitap)



Anasayfa

Öğretim programlarının değişmesi, doğal olarak ders kitaplarının değişimini de beraberinde getirmiştir. İnşacı (konstruktivist) eğitim yaklaşımı sloganı altında ezberciliğe son verme, bağımsız düşünebilme, öğrenmeyi öğrenme ve öğrencilerde araştırma becerilerini geliştirme gibi genel kabul gören söylemlere başvurulmuş olmasına rağmen yeni programlara göre hazırlanan ders kitaplarında ezbercilik hakim öğretme yöntemi olarak kalırken beceri geliştirme yerine değer ve tutum geliştirmeye odaklanılmıştır. Çünkü bağımsız düşünebilme, öğrenmeyi öğrenme ve öğrencilerde araştırma becerilerini geliştirme gibi çocuğu özgürleştirici yöntemler dinin başvurduğu öğrenme yöntemleri olamazdı.
23.10.2013
AKP, şu sıralar YÖK eliyle üniversiteleri medreseleştiriyor, hem de hızlı bir şekilde. Medreseleşme tamamlandıktan sonra ikinci, belki üçüncü bir pakette ‘YÖK’ü kaldırıyoruz ve üniversitelerimiz artık kendi kendilerini yönetecek’ derse ne diyeceğiz.
12.10.2013
XQW harfleri, Türkçe alfabeye 1981 tarihli Türkçe müfredatıyla girdi; 2004’te dönemin Eğitim Bakanı AKP’li Hüseyin Çelik tarafından alfabeden çıkarıldı. İnanmayan, 2004’te bu harfleri alfabeden çıkarıp dokuz yıl sonra ekran ekran dolaşıp “klavyeye özgürlük” getirdiklerini anlatan Hüseyin Çelik’ten önceki öğretim programını bulup baksın.
10.10.2013
Avrupa’nın baş etmeye çabaladığı anti laik talepler, Müslüman ülkelerde iktidara taşıyıp arkasında durdukları radikal İslamcı hareketlerden etkilenen kendi ülkelerindeki Müslüman nüfustan geliyor. Avrupa’daki laik uyanış, geç de olsa bu gerçeğin onların da farkına vardıklarını gösteriyor. Umarım ürün kaybına yol açan otları çekip komşunun bahçesine dikmekle zarardan kurtulunamayacağını, komşuda olgunlaşan tohumların rüzgârla kendi bağlarına taşınacağını idrak etmiş olsunlar! Bu farkındalık ancak o zaman Türkiye için hayırlara vesile olur.
29.09.2013
Fransa Eğitim Bakanlığının 9 Eylül 2013’te Okullarda Uyulmasını İstediği Laiklik Yasası (Şartı)
26.09.2013
DİĞER İKİ YAZI Türbanlı öğretmen, pantolon giyen öğretmeni şikâyet etti / Süngülü tüfek
20.09.2013
Aydınları pek ilgilendirmezmiş gibi gözüken bu konu, kimi ilahiyat hocaları ile ilahiyat kökenli gazete yazarlarının tepkisini çekti. Tartışma hararetle devam ediyor. İtiraz edenler ‘Üniversite bu, birazcık akıl kullansa ne olur?’ demeye çalışıyorlar. (2. Yazı)
15.09.2013
Genel liselerin Anadolu liselerine dönüştürülmesi kararının İmam hatip liselerinin genel liselerin yerine inşasına dönük bilinçli bir politikanın ürünü olduğu da her halde anlaşılmıştır. Anlaşılmamışsa, genel liselerin ardından orta ölçekli bir ilçedeki ortaöğretim okullarına kayıt sayıları bunu bize anlatır. Geçen yıl 140 yeni öğrencinin kaydeden imam hatip lisesine bu yıl (düne kadar) 323 öğrenci kaydolmuş. Birkaç yüz metre uzağındaki meslek lisesindeki kayıt artışı ise 47’de kalmış. Aynı yerleşim biriminde, fakat şehrin oldukça dışındaki çok programlı lisenin bünyesinde henüz bir sınıf açacak kadar kayıt yok. İHL’nin, genel liselerin kapatılmasıyla seçeneksiz bırakılan SBS mağduru yoksul ve çaresiz aile çocuklarından beslendiği açık.
15.09.2013
SBS’de değişikliğe gidilerek ders bazında yapılacak bölgesel sınavların sorusu merkezde (MEB) hazırlanacak; değerlendirilmesi de aynı merkezde yapılacak. Anladığımız kadarıyla yeni SBS'ye göre ortaokulu bitirdiğinde öğrenci, test yöntemiyle yapılan 36 seçme sınavına girmiş olacak. Biliyoruz ki her sınav, eğitimi, öğrencinin ihtiyacı yerine, seçimi yapanın beklentisini karşılamaya yöneltir. Yani iyileşme diye sunulan yeni sınav yöntemi, eğitimi pedagojik amaçlarından biraz daha uzaklaştırıp çocukları kategorilere ayıran sisteme hizmet edecek.
15.09.2013
Hükümet, FATİH donanımlı sınıflar için “İnsan sağlığına zararsızdır. Hayati hiçbir risk unsuru yoktur!” diyebilir mi? Pilot uygulama alanlarında radyasyon ölçümü yaptırıldı mı? Yaptırıldıysa sonuç nedir, yaptırmadıysa niye yaptırılmadı? Öğrencisi olan herkesin bu soruları Erdoğan’a yöneltmesi gerek. Çünkü edindiğim yeni bilgilere göre, tabletten bilgi alayım derken çocukların, aldıkları bilgileri depolayacakları beyinlerinden olmaları söz konusu.
15.09.2013
Memurların çoğu restleşme gibi gözüken bu atışmanın aslında danışıklı dövüş olduğunu biliyordu. Yine de Memur Sen’in toplu sözleşme takviminin son günü olan 31 Ağustos’a kadar hükümetle olan aşk ötüşmesini sürdüreceği düşünülüyordu. Çünkü Temmuz 2013’te yıllık enflasyonun yüzde 8,8 olduğu açıklanmış, 2014’te de enflasyonun çift haneli rakamlara tırmanacağı belli olmuştu. Fakat Memur Sen, hükümetin 3+3 önerisinin altına 7 Ağustos günü imza attı. Sözleşme, bayram tatili başladıktan, toplu sözleşme görüşmelerinin taraflarından Kamu Sen ve KESK “görüşmelere bayram tatilinden sonra devam edilecek” diye gönderildikten sonra imzalattırılıyor.
16.08.2013
İnancı gereği türban takan öğretmenin, aynı gerekçe ile azli istenebilir
06.08.2013
G.D.’nin 1 Ağustos 2001 tarihinde MEB Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla memurluktan atılmasına neden olan ihraç teklifi de Samsun Valiliğine aittir. Peki, o tarihlerde Samsun valisi kimdi? Şu anki İçişleri Bakanı Muammer Güler! Muammer Güler, Samsun Valiliğine 28 Temmuz 2000’de atandı, 30 Ocak 2003’e kadar bu görevde kaldı. Sorum Muammer Güler’e değil, davalı idare olarak aleyhine verilmiş kararın Danıştaydan düzeltmesini isteyen MEB hukuk müşavirinin görevden alınması gerektiğini düşünen Bülent Arınç’a...
26.07.2013
Milli Eğitim Bakanlığının Eğitim Kampüsleri projesi adım adım hayata geçiyor. Belirlenen illerde arazi tahsisi ve mimari projeler hazır. Pek tartışılmayan bir konu. Hangi ihtiyaçtan ortaya çıktı, faydası zararı nedir bilen yok. Bilinen tek şey Ömer Dinçer’in aklına uyulduğu. Tek başına bu bile projenin kötü bir şey olduğunu gösterir!
20.07.2013
Gezi Parkı direnişinde görüldü ki insanlar, egemen ideolojinin engellemelerine rağmen toplumsal ilişkilerde kullanılan birçok ahlaki kuralı öğrenmiş ve uygulayabiliyorlar. Konuşmacıları şaşkına çeviren de buydu sanırım. ‘Bu çocuklar, bu kötü huyları nereden edindiler?’
06.07.2013
Batı’da din eğitimini veren görevlilere “öğretmen” denmez. Yine aynı tarihli yazımda belirttiğim gibi orada öğrenci, din ile bilimin aynı disiplin içinde ele alınmadığını görür, din adamıyla öğretmenin farklı alanların temsilcileri olduğunu fark eder ve yaşantısında bilimle dinin önerilerinden hangisini kullanacağına ikisi arasındaki kıyaslama sonunda karar verir. Demokratik olan da budur: Türkiye zorunlu din dersi uygulamasından vazgeçmediği sürece demokratikleşme yolunda bir adım bile atmış sayılmaz.
30.06.2013
Yazısına ya da konuşmasına böyle başlayanlara, Erdoğan üzerinde uyarıcı etki gösterecek ne diyo olalar ki diye şöyle bir bakıyorum. Daha çok politikacı ve hâlâ 4. Kuvvetin(!) kuvvetini kendisindeki kinetik enerjiden aldığını sanan gazete ve tv yorumcuları bunu yapan. Uyarılarının hiç bir karşılığı bulunmadığını bilecek denli tecrübeli bu kişilerin uyarısı, kendilerini uyarıcı konumda göstermek, uyardığına eş statüde olduğu algısı yaratma arzusundan kaynaklanır. Özellikle Erdoğan gibilerin nasıl uyarılması gerektiğini gençler daha iyi anlamış durumda ve onu anladığı biçimde uyarıyorlar.
22.06.2013
“Yol ver gidelim, Taksim’i ezelim” diye slogan atanların gözü gerçekten bu denli kararmış mıydı? Aralarına girdim ve onlar komutanından emir isterken ben onlara bakarak ciddiyetlerini ölçmeye çalıştım. Doğrusunu söylemek gerekirse, kalabalık sayılmayacak topluluğun içindeki az sayıdaki genç insanın hiç de saldırgan karakterli olmadığını hemen fark ettim. Acaba içlerinde benim fark etmediğim bir canavar barınıyor olamaz mıydı? Bunu da daha yakından tanıyarak öğrenebilirdim ancak.
13.06.2013
Taşlıdere Çay fabrikasının RTE Üniversitesine devrini protesto eden Rizeliler, 21 Aralık 2012 günü Rize Çaykur binasını basmıştı. Herhangi bir entelektüel önderlik yoktu. Eylemciler yüzde yüz Rizeli ve çiftçiydi. Amaçları yetkili biriyle görüşüp Hükümet kararının geri alınmasıydı.
13.06.2013
Bir gazetede yazıyor, televizyonda yorum yapıyor, politika ile profosyonel olarak ilgileniyorsanız; hele hele bunları bir de akademik kariyerinizden aldığınız referansla icra ediyorsanız olayları, olguları olmadan önce az bir yanılma payı ile tahmin etmeniz gerekir. Aksi halde hayatı yaşayarak öğrenenlerden biri olursunuz ki lafınızın hükmü olmaz.
07.06.2013
Aslında tablo, yorum gerektirmeyecek derecede açık; başta eğitim iş kolu olmak üzere kamuda örgütlü sendikalar (kimisine sendika denebilirse) devletle yakınlığı oranında üye sayısını artırırken haklarını işveren saldırısından korumaya çalışan, güncel taleplerle ortaya çıkanlar yeni üye kazanmak bir yana mevcut üyesini de kaybediyor. Bu tablodan çıkarılacak oldukça çok ve mantıklı sonuç var; fakat benim okumamdan edindiğim ilk sonuç, proleterleştiğinin farkında olmayan ve küçük burjuva hayallerinin peşinde koşan öğretmenlerin kendilerini hâlâ devletle özdeşleştirmeye devam ettiği, bundan ötürü de toplumun ezilen kesimleri için hiç de güvenilir bir müttefik olmadığı yönündedir. Bir hafta süren isyanın öznesinin gençler olması, bana göre entelektüel bilinen organik aydınlara güvenin bittiğini de gösterir. Ne yazık ki Eğitim Sen’in, izzetini işvereninin paçasında arayan büyük çoğunluk adına kapasitesini zorlayarak iki kat performans harcayarak ortaya koyduğu entelektüel çabası bu gerçeği değiştiremiyor.
07.06.2013
Milli Eğitim Bakanlığı aldığı bir kararla 2014-2015 Öğretim Yılından itibaren Hayat Bilgisi dersini 3’üncü sınıflardan kaldırdı. Yerine Fen Bilimleri dersini getirdi. Bu, çocuğa, kendisi için gerekli yaşam becerileri yerine piyasanın arzu ettiği bilgi ve becerilerin kazandırılması demek. Eğitimsel açıklaması mümkün olmayan son derece kötü bu kararın mantıklı bir tek açıklaması var; o da 4+4+4 yasasıyla düşürülen mesleki eğitime başlama yaşının gereği olması. 4+4+4 yasasını oylayanlar bilmez, fakat neoliberal eğitimin kuramcıları, erken yaşta iş ve tüketim makinesine dönüştürecekleri yoksul aile çocuklarının teorik altyapısını da erkenden hazırlanması gerektiğini bilirler. 3’üncü sınıfta Fen Bilimleri dersini alacak çocuk (okula 5 yaşında kaydedilmişse) 7 yaşında!
26.05.2013
Bu etkinlikte bir kez daha tanık oldum ki neoliberalizm dediğimiz melanet dünyanın her yerinde aynı biçimde işliyor: Gelir dağılımı, Hindistan’da da Türkiye’de de zenginlerin lehine, yoksulların aleyhine daha da bozuluyor. Eğitimin piyasaya sunulması ABD de hangi gerekçelerle ve nasıl gerçekleşiyorsa bizde de aynısı geçerli. Yeni muhafazakârlık yeni toplumsal bilinci inşa ederken İngiltere’de hangi argümanları kullanıyorsa din farkıyla Türkiye aynısını kullanıyor. Sendikalar oralarda da istikrarsızlık unsuru burada da! İnsan aklını harekete geçiren bilim, dünyanın her yerinde sıradan, değersiz, akıl dışı alışkanlıklara kurban ediliyor.
18.05.2013
Teşvik SCI, SSCI ve AHCI indeksine giren makalelere değil atıf alanlara verilse durum ne olur? Bence en doğrusu bu; çünkü parasını verip makale yayınlatmak bu dünyada olmayan şey değil, mümkün olmayan bilim dünyasında işe yaramayan fikirlerden söz ettirmektir. Kalite denen şey de budur zaten. Dediğim gibi her şey gibi üniversitelerin de piyasası var; bedelini ödedin mi makaleni de yayımlatırsın ödülünü de alırsın.
10.05.2013
03.05.2013
Ağrı’nın ilçesi Diyadin’de bir öğretmen, memleketine mektup yazar. Arkadaşını Allah’a emanet ettiği cümlesini bitirdikten sonra adının altına imzasını atar. Postalamaya hazır mektubunu sınıf defterinin arasında bırakarak dersi branş öğretmenine teslim eder. Mektup, imzalamak için sınıf defterini açan beden eğitimi öğretmeninin eline takılır. Resmi bir yazı olabilir mi diye bakarken mektup olduğunu anlar ancak yazıda geçen bazı ifadeler gözünü ısırmıştır bir kere. Okumakla kalmaz, alır ve adı geçen, kastedilen kişilere verilmek üzere mektubu fotokopi ile çoğaltır.
19.04.2013
Ağrı’nın ilçesi Diyadin’de bir öğretmen, memleketine mektup yazar. Arkadaşını Allah’a emanet ettiği cümlesini bitirdikten sonra adının altına imzasını atar. Postalamaya hazır mektubunu sınıf defterinin arasında bırakarak dersi branş öğretmenine teslim eder. Mektup, imzalamak için sınıf defterini açan beden eğitimi öğretmeninin eline takılır. Resmi bir yazı olabilir mi diye bakarken mektup olduğunu anlar ancak yazıda geçen bazı ifadeler gözünü ısırmıştır bir kere. Okumakla kalmaz, alır ve adı geçen, kastedilen kişilere verilmek üzere mektubu fotokopi ile çoğaltır.
19.04.2013
Bakan Avcı, FATİH Projesi pilot uygulamasını değerlendiren E-İçerik İhtiyaç Analizleri anketini ciddiye alarak projenin gözden geçirilmesi gerektiği düşünmüş olabilir. Biliyorsunuz anket, projenin “teknoloji okuryazarlığı dışındaki problem çözme, dili etkili kullanma, sorgulama, yaratıcılık, eleştirel düşünme, hayat boyu öğrenme, bilgi okuryazarlığı, sosyal sorumluluk ve takımla çalışma becerilerinin kazandırılamadığı” tespitinde bulunuyordu.
12.04.2013
Edebi eser okuru olmayan yargıç ya da savcının eline düşmeyin. Derdinizi anlatamazsınız, anlatsanız da anlaması zaman alır. Zaman denen o şey de KCK davalarında, Silivri mahkemelerinde görüldüğü gibi sizin ömrünüzden gider. KCK sanığı olarak tutuklu bulunan KESK üye ve yöneticilerinin tutuksuz yargılanmak üzere salıverildiği duruşmayı izlerken aklımdan geçen buydu.
12.04.2013
Dendi ki öğrencilerin farklılıklarını dikkate alan bir modele geçiyoruz, bu model öğrenciler arasındaki bireysel farklılıkları gözetecek. Bu yeni modele göre hiçbir öğrenci diğerinden daha az ya da çok zekâya sahip değildi; zekâsının çalışma biçimi (neo-kafatasçılık) tespit edilir bilgi de ona göre verilirse aynı konuyu her öğrenci öğrenebilirdi. Mesela dendi, ...
05.04.2013
Üniversite giriş sınavlarında din dersinden de sorurlara yer verilmesindeki esas amaç her halde siyasal İslam’ın egemenlik alanının sınırlarını daha geniş çizerek laikler üzerinde psikolojik baskı kurmak istenmesiydi.
05.04.2013
Bademler Köyü hakkında en az benim kadar bilginiz olduğunu sanıyorum. Tiyatrosu, kütüphanesi, oyuncak müzesi ve Türkiye’nin en temiz köyü ödülü sahibi olması hak ettiğinden az da olsa Bademler’in medyada yer almasını sağlıyor. Bademler, Urla'ya bağlı ortalama büyüklükte bir köy. Bin civarında nüfusa sahip Bademler'i Türkiye, ilk ve tek tiyatro topluluğu olan köy olarak tanıyor.
29.03.2013
Memur-Sen’in “Kılık-Kıyafet Serbestliği” adı altında başlattığı eylemde(!) birazcık itaatsizlik, az biraz özgürlük arayışı olduğunu sezsem, yirmi beş yıl boynumu sıkan kravattan intikamımı almak için aralarına katılır destek verirdim. Ama onların derdi özgünlük değil; dertleri, ulus devletin memurunu ulemadan ayırmak üzere terziye diktirdiği modern kıyafet yerine çatallı iğne ile tutuşturulan ulema tipi giyime dönmek.
29.03.2013
Başlık Eleştirel Pedagoji dergisinden alınma. Derginin son (26.) sayısının dosya konusu Kuzey Kıbrıs. Dergi, 57 sayfasını Kıbrıs’a ayırmış. İkisi Kıbrıs’ta yaşayan Türkiyeli, diğerleri Kıbrıslıtürk toplam 13 öğretmen, gazeteci, yazar, politikacı ve akademisyen bize Kıbrıs’ı anlatıyor.
29.03.2013
Milli Eğitim Bakanlığı ders kitaplarını inceleteceği 4 bin öğretmeni beş ilde beş saatlik kurstan geçirdi. Bu dört bin kişi, ders kitabı incelemek isteyen 26 bin başvurunun arasından seçildi. İngiliz turiste yemek servisi açacak garsona üç yıl turizm meslek lisesinde, asgari iki yıl da turizm meslek yüksek okulunda olmak üzere 5 yılda öğretilecek bilginin doğruluğu, sunuş yöntemi, dili, tasarımı, öğrenci düzeyine uygunluğu, görselliği 5 saatlik kursa teslim!
29.03.2013
Kürt Sorunu denen şeyin aslında bir anadilinde eğitim sorunu olduğu, egemen ulus devlet sınırları içindeki etnik kimliklerin anadilinde eğitim talebinin ise aynı zamanda coğrafi bir kavram olarak kullanıldığı konusunda sanırım mutabıkız. Mutabıkız derken anadilinde eğitimi bir insan hakkı olarak isteyen, savunan ve destekleyenleri kastetmiyorum yalnızca; milliyetçi MHP’nin, ulusalcı CHP’nin, İslamcı AKP’nin “bölücü” bir siyasi talep olarak değerlendirip reddetmelerinin de anadilinde eğitimin sınır çizen rolünü kabullenme olarak değerlendiriyorum. Bu konuda mutabakat sağlanamayan konu çözüm; bölünür müyüz, bölünürsek ne olur?
15.03.2013
Kaldığımız yerden devam edecek olursak anadilinde eğitim, egemenlik ifadesi olmasının yanı sıra dilin aktif olarak kullanılacağı anlamına gelir. Ki, bu durumda eğitimin yapılacağı sınırları belirlemenin zorunlu olduğunu söylemeye gerek yok. Egemen ulus devletin içinden yükselen anadilinde eğitim talebi, en makulünden “demokratik özerklik”, “federasyon” ya da “bölgesel yönetim” gibi coğrafi kavramları içerir.
08.03.2013
Anadilinde eğitim talebinden vazgeçilmesi, öncelikle Kürt siyasi hareketinin ve ona destek veren entelektüel camianın pozisyonunu yeniden gözden geçirmesine yol açacak. Anadilinde eğitimin, yerel yönetimlerin güçlendirilmesiyle ulaşılacak bir hedef olarak algılanması gerektiğine inanmayanlar çoğunlukta olacak. Şimdilik Öcalan’a tabi olduğunu deklare etse de olası “uzlaşma”nın sağlayacağı dinginlikle yorgunluğunu atan örgütten bir itiraz yükselebilir.
02.03.2013
Salı günü, 168 kamu görevlisi, erkenden kalkıp vatandaşa hizmet etmek üzere yola çıkmaya hazırlanırken AKP’nin toplu taşım aracı olarak kullandığı polis otolarına tıkıştırılarak burası da sizin işyeriniz sayılır dercesine karakollara götürüldüler. 97’si öğretmen, çoğu sağlık ve büro çalışanı; ağır hasta ve çocuklu kadın memurlar, Haziran 2012’de gözaltına alınan ve taa 10 Nisan’da mahkemeye çıkacak olan 59 arkadaşının yanına gönderilecekler. Polisin gözaltı gerekçesine kulak asmayın; bu ülkede, hele de bu dönemde bırakın solcu olmayı iktidara az buçuk muhalifseniz yasadışı bir faaliyetle ilişkilendirilmenizden daha kolay ne olabilir. Asıl suçları KESK üyesi olmaları, daha geniş anlamda söyleyecek olursak solcu olmak.
22.02.2013
Üretime dayalı sanayi ve teknoloji bakımından yoksul ülkeler arasında kalan Türkiye, açığını insan gücüyle kapatabileceğini düşünüyor. Erdoğan ve aslında tüm muhafazakârlar için çoğalma, makine ile rekabet edebilecek işgücü anlamına geliyor.
15.02.2013
Oğlu Davut anlatmıştı; Şef (asıl adı Vakkas ve asıl mesleği marangozluk olan komşumuz), bahçesinde, içine sığmaz tanelerinin çatlattığı narları toplarken altıncı yaşına basmış ve buna rağmen henüz çiçek açmış bir nar ağacının gölgesine oturup onunla konuşmaya başlamış. Bilmeyenler için söylüyorum; iklimdeki beklenmedik değişimler ağaçların biyolojik zaman algılarını tersyüz eder. Bu da bazı ağaçların çiçeklerini açmada zamanlama hatasına düşmelerine, tarımcı deyimiyle şaşırmalarına neden olur. Özellikle hafıza kıtlığı bulunan çiçekli ağaçlar, ocak veya şubatta zamansız ısı yükselmesini baharın gelişine yorar ve çiçeğini erkenden salıverir. Tabi ardından gelen ilk ısı düşmesinde düşük yapan onlar olur. Bu hafızasızlık kayısı ağacında ileri düzeydedir. Bundan dolayı kimileri kaysı ağacını “aptal”lıkla suçlar.
08.02.2013
Zorunlu eğitim süresinin bölünerek 4+4+4 olarak düzenlenmesi, zorunlu din dersinin yanına seçmelisinin eklenmesi ve eğitimde performansa dayalı değerlendirme sistemine geçilmesi 18. Milli Eğitim Şurası kararlarıydı. Şura, daha sonra yasallaşan bu projelerin meşruiyet ayağı olarak toplanmıştı. Fakat dönemin Bakanı Nimet Çubukçu (Baş), AKP açısından süreci yönetebilecek gibi gözükmüyordu. İslam’ın piyasa ile ilişkisini Hükümet adına kurgulayan kurmaylardan biri olarak Ömer Dinçer, zor geçecek dönemi atlatmak üzere Bakanlığa çekildi. Bu atama, aynı zamanda yargı kararları ve Alevi Çalıştaylarından umutlanıp zorunlu din dersi uygulamasının seçmeli olmasını dillendirenlere Erdoğan’ın ‘boşuna umutlanmayın’ deme yerine kullandığı bir sözdü.
01.02.2013
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı (TTKB), 14 Ocak 2013 tarihli bir kararla ders kitaplarının hazırlanmasında uyulacak kriterleri yeniden belirledi. Birkaç ay önce de ders kitaplarının incelenmesiyle ilgili usul ve esaslar tümüyle değiştirilmişti. İlkin, AKP döneminde ders kitapları mevzuatında yapılan değişiklikleri sayıp bir yere not ediyordum; bu yeni ekip benim sayma hızımdan süratli çıktı, artık takip edemiyorum. Sanırım ‘yeter be artık’ denecek noktaya gelindi. Gerçi yeter artık denmese de bu konuda yeni değişikliklere gidileceğini sanmıyorum. Çünkü TTKB, aldığı kararla varılabilecek en gerici noktaya ulaşılmış durumda; bundan sonrası yok. Altı tümcelik bir paragrafta “bilimsel” sözcüğünün, yedi kez kullanılmış olduğunu görünce vardım bu kanıya!
25.01.2013
Hayvanlar ders kitaplarında hangi yönleriyle ele alınıyorlar; çizim, resim ya da metinlerde hayvanlar doğal hayatımızla ilişkilendiriliyor mu diye baktığım kitaplarda hayvan resmine rastlamadım desem yeridir. Hiç yok değil tabi, mesela Hayvanları Koruma Günü, Canlılar ve Besinleri, Orman Haftası gibi konu ve günün denk geldiği yerlerde bazı çizim ve resimler mevcut. Fakat onlar da çocukların hayvanlar hakkında bilgi edinmesine, onların doğanın bir parçası olduklarına ilişkin fikir edinmelerine hizmet etmiyor.
18.01.2013
Şaka değil, gerçek; okuyun göreceksiniz... 2. YAZI: Dinci yayınlar çocukların cebinden girip beyninden çıkmanın yolunu arıyor. 3. YAZI: ÖĞRETMENLER BUNU BİLMELİ
11.01.2013
“100 Temel Eser”in altında imzası olanlar nerede? / “Pekmezi küpten, kadını kökten al” / Ancak Ömer Dinçer’in aklına gelebilecek bir kurnazlık / Hangi derse kimin gireceğine halk karar vermeli / Liseliler soruyor: Neden, niçin ve nasıl eğitiliyoruz?
04.01.2013
ODTÜ, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu aydın cesaretinin ölmediğini; aydının, cesaretini harekete geçirerek entelektüele dönüşebileceğini gösterdi.
28.12.2012
MHP Milletvekili Özcan Yeniçeri, Osmanlı İmparatorluğunun dili dediği Osmanlı Türkçesinin okullarda öğretilmesi amacıyla TBMM’ye bir kanun teklifi verdi. Kanun teklifi, Osmanlıcanın seçmeli değil, zorunlu ders olmasını öngörüyor. Milletvekili “Yasayı, bir gece, karşılaştığım bir yazıyı okuyamamanın acısı içinde hazırladım. Sahip olduğu değerlerle bu milleti buluşturmak gerekir.” diyor (Habertürk tv, 14 Aralık 2012, 20.45). Yayına telefonla katılan eski Eğitim Bakanı, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’de aynı fikirde “Zorunlu olmasa da seçmeli olabilir” diyerek destek çıktı milletvekiline.
18.12.2012
11.12.2012
10.12.2012
 5