Kitaplar





(Ortak kitap)



Anasayfa

İLKSAN üyesi öğretmenler 28 Nisan Cumartesi günü ilçe temsilcilerini seçecekler; ilçe temsilcileri Haziran'da il temsilcilerini, il temsilcileri ise ileri bir tarihte Genel Yönetim Kurulunu seçecek.
24.04.2012
Darbe araçları ordunun elinden alınıyor; bir daha darbe yapamasın diye siyasetçiler üzerinde baskı kurmalarına yarayan yasalarda yeni düzenlemelere gidiliyor. MGK’da sivil üyelerin ağırlığının artırılması, geriye dönük darbe girişimlerinin soruşturma konusu yapılması, darbeye niyetlenmek bir yana eğilimi olduğundan şüphelenenlerin kovuşturmaya tabi tutulması, Meclis Araştırma Komisyonu kurulması vesaire… Başbakan, bütün bunları bir daha darbe yaşanmasın diye yaptıklarını söylüyor; inanıyorum. Benzer gelişmelere Mısır’da, Tunus’ta, Pakistan’da, Yemen’de, Suriye’de de rastlıyoruz. Peki, merak etmiyor musunuz, bir gün kapitalizm yönetme krizine girerse kitleleri kontrol altına almak, sistemi tamir etmek için hangi araçları kullanacak diye...
17.04.2012
Ali Bulaç, okuduğum bir yazar değil. Sıradan fikirlerini sosyolojik kavramlarla etkili bir söyleme çevirebildiğini fark edince takılıp kaldığım birkaç tv tartışmasına kulak kabarttığım olmuştur. Her defasında, bildiğimiz geleneksel Müslüman tarzını aşan bir üslupla başladığı konuşmasının kısa sürede dağılıp sıradanlaştığına tanık oldum.
17.04.2012
Avrupa ülkelerinin tümünde bir şekliyle din eğitimi veriliyor fakat buna rağmen öğrenciler okuldan çıktıktan sonra din yerine bilim yolunda yürümeyi tercih ediyorlar. Niçin?
13.04.2012
Hükümetin resmi yayın organı Star gazetesi geçen hafta Avrupa’da din eğitimi verilen Belçika, İngiltere, Hollanda, İspanya, Portekiz, İtalya, İsveç, Norveç, Danimarka, Almanya, Yunanistan ve Avusturya’yı harita üzerinden göstererek şöyle bir manşet attı: “Din eğitiminde nihayet dünyalı olduk”. Manşet, din eğitiminin zorunlu olmadığı Azerbaycan medyasına ait değil. İlk ve ortaöğretim okullarında din dersi zorunlu olan, 41 üniversitesinde ilahiyat fakültesi bulunan; 8 bin 696 Kuran kursunda 1 milyon 881 bin 637’si yaz dönemi, 297 bin 247 si uzun süreli, toplam 2 milyon 178 bin 884 çocuğun Kuran ezberlediği Türkiye’de yayın yapan bir gazeteye ait. (bilgi: DİB 2010)
10.04.2012
BDP, yasa karşısında sivil ve entelektüel müttefiklerini tatmin edecek bir duruş sergilemedi. Bu tavrıyla bölgesel olmayan demokratik taleplere karşı ilgisinin sınırlı olduğunu gösterdi. Tartışılacak bir tutum; Andımız’ın kaldırılmasına dönük BDP istemine destek çıkanlar haklı olarak soracak şimdi: ‘Türk’üm, doğruyum, çalışkanım’la elhamdülillah Müslüman’ım arasında ne fark var’ diye. Ben de soruyorum, birinden birine evet diyenler arasındaki fark nedir?
03.04.2012
Hiç kuşkusuz, kesintili eğitim yasasına itirazını en etkili şekilde dile getiren kuruluş Eğitim Sen ve bağlı olduğu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) idi. Özellikle Eğitim Sen, üyelerini ve kamuoyunu bilgilendirme konusunda elinden geleni yaptı. 28 – 29 Mart’ta iki günlük eylemli greviyle de yasa ile tamamlanacak olan eğitimdeki dönüşümün takipçisi olacağını gösterdi.
03.04.2012
Türk Eğitim Sen, üye sayısı bakımından eğitim işkolunun ikinci büyük sendikası. Bir tanımlama yapmak gerekirse milliyetçi sağcı; fakat sade milliyetçi değil, aynı zamanda Sünni İslam geleneğinden besleniyor.
03.04.2012
Erdoğan ve çevresi bilmeli ki entelektüellik, kişinin yaptığı meslekle değil, tutumuyla ilgilidir (Furedi, 2004). Fured’ye göre bir alanda uzman bir akademisyen olmak entelektüel olmaya yetmez; akademisyense aynı zamanda özerkliğe ve bağımsızlığa ulaşabilmesi gerekiyor. “Entelektüeller, kurumlarca tutulabilirler ancak hayal güçleri ve çalışmaları bu kurumlarla sınırlanmış bir hale geldiği takdirde, salt bir uzman ve teknokrat haline gelecektir.” diyor Furedi. Entelektüellerin statükoyla “huzurlu bir ilişki” içinde olmalarını yadırgıyor; egemenin çıkarına hizmet eden, emre amade okumuşlardan nefret ediyor.
27.03.2012
İsmet Berkan’ı yanıtlamak gerek; çünkü bilim üzerine kafa yoran biri izlenimi veriyor; bilimin, insan hayatını kolaylaştıran alet üretme kadar, insana, sosyal hayatını biçimlendirme yollarını göstermesi için de gerekli olduğunu anımsatmak için… “Seçmeli ders paketleri sayesinde din eğitimi talebi karşılanabilecek” diye düşünüyorsanız (İsmet Berkan böyle diyor); din eğitimini, kendi çapında bilimsel bir kurum olan okul içinde, bilimsel süreçlerden elde edilmiş bilgilerin arasında karşılanması gereken bir “talep” olarak görüyorsanız bilimin, insan aklına da şekil veren yönünü inkâr ediyorsunuz demektir. Siyasetçiler öyle düşünebilir; fakat bırakın bilim insanını, bilim merakı gelişmiş biri böyle düşünemez.
27.03.2012
Başbakan bu açıklamasıyla, bu gün TBMM Genel Kuruluna inecek olan kesintili eğitim yasa teklifine meşruiyet arıyor:
27.03.2012
4+4 (Üçüncü dört yılın zorunluluğunu Bakanlar Kuruluna bırakan teklif neden 4+4+4 olarak anıyor anlamıyorum) yasa teklifinin, piyasa İslamcılarının ideolojik planı olduğu bilinmesine rağmen ilk tepki eğitim bilimcilerden geldi.
20.03.2012
Başka ülkeleri bilmem ama Türkiye için okul, yurttaşların sosyalleşebildiği en önemli ve tek kurum olma özelliğini koruyor.
20.03.2012
AKP’nin kesintili eğitim projesi kamuoyunda pedagojik sakıncaları öne çekilerek tartışıldı. İyi de oldu; toplum, eğitim bilimcileri dinleme fırsatı buldu:
13.03.2012
Şu çelişkiye bakın ki 10 yılda ancak mesleğinin gerektirdiği bilgi ve beceriye ulaşabileceği öngörülen öğrenciye üç aylık, belki de iki aylık teorik ders alan sertifikalı öğretmenler ders verecek.
13.03.2012
İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinde Kamu İhale Kanununa ek geçici madde ekleyen bir madde var. Özetle, Fatih kapsamındaki mal ve hizmet alımları Kamu İhale “Kanunu hükümlerine tabi değildir” deniyor. Yasallaşırsa FATİH projesi kapsamındaki tüm alımlar ihalesiz gerçekleşecek.
06.03.2012
Tamamen din eğitimi veren imam hatip ortaokullarına, imam hatip liselerine doğal olarak ilahiyat fakültelerine yönelimde patlama yaşanacak. Toplum, dindar olduğu için değil, din eğitimi devlet katında geçerli tek bonservis sayıldığı için bu okulları öncelikle tercih edecek. Çünkü ilahiyat mezun olanlar, kamuda istihdam olanağı bulma şansı en yüksek olanlardır. Bunlar, el ele tutuşup bürokraside birbirini yukarıya çekebiliyorlar. Yoksullar, bu devlet teşvikinden elbette yararlanmak isteyecekler. Devlet de kendi sınıfını kontrol eden bu kesimi özendirmeye devam edecek. Fakat eninde sonunda arz, talep dengesi bozulacak; bir süre sonra iş bulamayan mühendisler, atanamayan öğretmenler gibi atanamayan ilahiyatçılar bakanlıkların önünde toplanıp kadro açılmasını isteyecekler.
06.03.2012
“Metafizik gerilime ihtiyaç var” Fethullah Gülen’e ait. Gülen, seksenli yıllarda, Bornova Merkez Cami cemaatini cihada böyle çağırırdı.
28.02.2012
Zorunlu eğitim süresini düzenleyen tasarının bulunduğu torba kanunla şimdi de Rize ve Kayseri üniversitelerine Başbakanla Cumhur Bakanının adı verilecek. Hiçbir sakıncası yok. Girin YÖK’ün sayfasına bakın listeye, birkaçı dışında, bu iki ismin arasına girdiğinde aykırı duracağı üniversite adları var mı?
28.02.2012
Çağdaşlık, modernizmle ilgili zihinsel bir kavramdır ve modernizmin de feodal değer yargılarıyla (doğal olarak dinlerle) ciddi problemleri vardır. Bu iki zıt değer yargısının aynı kişide toplanması kişiyi bozar; Engin Ardıç gibi yeni bir insan türünün ortaya çıkmasına yol açar.
21.02.2012
MİT Müsteşarı Hakan Fidan ileride anılarını yazdığında, kitabının bir yerinde her halde şöyle bir şey diyecektir: Başbakan 'git şu adamlarla (PKK) konuş, dertleri neymiş anla; silahlarını bırakmak için ne istiyorlarmış sor. Ha, benim adıma her türlü taahhütte bulunabilirsin!' dedi. Ben ve arkadaşlarım Başbakanın talimatı üzerine PKK ile iletişime geçtik. PKK temsilcileriyle masaya oturduk. Kamuoyunda bilinen görüşlerini tekrar ettiler. Federasyon konusu da bu bağlamda gündeme geldi.
14.02.2012
Polis, kurulduğu günden beri KESK ve bağlı sendikalarıyla uğraşıyor. Üç yıl önce ise Terörle Mücadele birimini KESK genel merkezine taşıdı. 28 Mayıs 2009’da o dönem KESK ve Eğitim Sen’in yeni-eski kadın Sekreterleri Songül Morsümbül, Gülçin İsbert, Elif Akgül’ün de aralarında bulunduğu 35 yönetici gözaltına alınmıştı. 13 Ocak 2012 günü de ne kadar kağıt kürek, bilgisayar varsa alıp götürdüler. Bir ay sonra, dün yine aynı gerekçeyle girdiler binaya. KCK’yı arıyorlarmış. Bir ay önce bulamamışsan şimdi hiç bulamayacağını polis bilmez mi? Bilir tabi… Peki, operasyonun amacı ne?
14.02.2012
MEB Teşkilat Yasasıyla birlikte Talim ve Terbiye Kurulu üye sayısı da değişti. Bakan Kanun değişikliği ile mülga duruma düşen üyelerin bazılarını tekrar bu göreve atamadı. Ama özel yayınevleri hesabına çalıştığı ortaya çıkan üyesi Abdülkadir Yılmaz’ı yerinde bıraktı.
14.02.2012
Eğitim Bakanı Başbakanı yalanladı: Nur Risaleleri ders kitaplarına girmeyecek!
14.02.2012
Öğrenci Andı’nın kaldırılmasına ilişkin yandaş yazarlardan gelen öneriyi, entelektüel katkıya ihtiyacı olan bir konu olarak düşündüğüm için ciddiye alıp ben de bu konudaki görüşümü belirttim. Geçen haftaki yazımda Andımız’ın kaldırılmasına ilişkin liberal ve dinci çıkışlarla, eğitimin içeriğini oluşturan milliyetçi, dinci, faşist unsurların temizlenmesini isteyen solcu taleplerin aynı şey olmadığına dikkat çekmeye çalışmıştım.
07.02.2012
Başbakan “dindar gençlik yetiştireceğiz” demeseydi, belki de Dünya Bankası Raporunu tartışıyor olacaktık. Başbakan araya girdi ve olası tartışmanın yönünü çevirdi. Bu vesileyle tekrar soracaktık ‘Eğitime dair ne varsa hepsi reformunuzdan, devriminizden, değişiminizden geçti fakat devriminizin finansörü sonuçtan niçin memnun değil?’ diye.1 Şubat günü Vatan’ın birinci sayfadan verdiği Kıvanç El haberine göre Dünya Bankası, sınavların teslim aldığı Türkiye’de eğitimin iflah olmaz noktaya geldiğini rapor ediyordu.
07.02.2012
Okulun pisuarı velinin boyuna ayarlanacak (BirGün 31.01.2012)
31.01.2012
Eğitim Sendikalarının öncelikleri ve Yargıç ve Celladı BirGün 24 Ocak 2012)
24.01.2012
17.01.2012
17.01.2012
17.01.2012
Zorunlu eğitim, herkes için gerekli asgari eğitim demektir. Yaşadığınız dönem, içinde bulunduğunuz koşullar ne kadar eğitimli davranış gerektiriyorsa o kadar eğitim almalısınız. Yüz yıl önce birkaç ders ve 3-5 yıllık eğitim almış birey o koşulların gerektirdiği bilgi ve davranışı edinmiş sayılıyordu. Bilimsel bilginin geometrik bir şekilde çoğalması ve günlük yaşamda kullanıma girmesi eğitim süresinin artırılmasını zorunlu kıldı. Bununla birlikte dersler çeşitlendi, konu başlıkları çoğaldı. Türkiye, dinsel bilgiyi değersizleştirmesi nedeniyle eğitim süresini uzatmaya uzun süre direndi. Sonunda zorlamayla da olsa zorunlu eğitim süresini kesintisiz olarak 8 yıla çıkardı.
13.01.2012
Kesintili olmak kaydıyla eğitim süresinin uzatılması, küresel güçlerin Ilımlı İslam projesiyle de örtüşüyor. İnanın, zorlama bir yorum değil benimki: Türkiye, Cumhuriyet’le birlikte laik modern eğitime oldukça ağırlık verdi. Bu da, dini yaşama konusunda bir dönem Halifeleri olduğumuz Araplarla aramızda farklılıkların ortaya çıkmasına neden oldu. Yani fazla ileri gittik. Araplar ise pek beri gelmediler, ilkokula başlayan öğrenciye Kuran ezberletmeye (hıfz), cihat dersleri vermeye devam ettiler.
13.01.2012
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eğitim-Sen Ödemiş Temsilciliği ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) ortaklaşa düzenlediği “Eğitim ve Sağlıkta Dönüşüm! Yıkım Projeleri” paneli, Ödemiş Belediyesi Kültür Evi’nde gerçekleştirildi. Emekli Öğretmen Kamil Sever’in yönettiği panele, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, SES Denetleme Kurulu Üyesi Dr. Ergün Demir ve Eleştirel Pedagoji Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ünal Özmen konuşmacı olarak katıldı.
09.01.2012
Merkez medya ilgilenmese de akıllı tahta ihalesinin bizi ilgilendiren tarafı var: Kamu kaynaklarının kamu adına düzgün olmayan yöntemlerle çarçur edilmesi hepimizi ilgilendirmeli. İhaleye katılan veya katılamayan şirketler, bu ihalede yaşanan usulsüzlüğü şirket çıkarları açısından izliyorlar. Çıkarlarını idari yargı organlarına açacakları davalarla savunma yoluna gidiyorlar. Kamu adına kullandığı yetki ile kamu kaynaklarını keyfine göre pay edenlerden de birilerinin hesap sorması gerekiyor. Fakat ne yazık ki ortada hesap soracak bir kurum gözükmüyor.
02.01.2012
Uludere’de 35 insanın öldürülmesi hâlâ istihbarat hatasıyla açıklanmaya çalışılıyor. Yetmiyor kaçakçıydılar, hassas bölgeyi güzergâh olarak kullandılar gibi mekanik açıklamalarla ölenler ölümlerinden sorumlu tutuluyor. Üstelik üççeyrek asırlık Dersim katliamının sanıklarını arayanlar bunlar…
02.01.2012
Milli Gazetenin 22 Aralık tarihli manşet haberini özetleyelim: FATİH Projesinin birinci etabının ilk ihalesi 23 Kasım’da yapılıyor ve 84 bin 921 bin adet akıllı tahta alım ihalesi, yaklaşık 4 bin Tl birim fiyatla 339 milyon 600 bin lirayla Vestel firmasında kalıyor. İhaleye katılan diğer firmalar, teknik şartnamenin sadece Vestel’e ait bir ürünü işaret ettiğini, bu üründen daha işlevsel ve ucuz olabilecek diğer seçeneklerin ihale dışında tuttuğunu belirterek Kamu İhale Kurumuna itirazda bulunuyor.
27.12.2011
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, 1983’te Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezinin çatı kurulu olarak 12 Eylülcüler tarafından kuruldu. O günden beri, Atatürk’e az buçuk saygı duyan kimse bu kurumların meşruiyetini kabullenmedi. CHP ‘de vasiyet gereği İş Bankası payını gönüllü değil, mahkeme kararıyla veriyor.
27.12.2011
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Bakanlığının Teşkilat Yasasında yapılan değişiklikle ortada kalan bürokratlarının bir kısmını yurdışı görevlere gönderecek.
27.12.2011
Geçen hafta Türkiye’de iki önemli zihinsel faaliyet gerçekleşti. Biri, 14-16 Aralık’ta Sosyal Bilimler Derneğinin Ankara’da düzenlediği 12. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresiydi: ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezinde yaklaşık 400 bilim insanı ve entelektüel dünyada ve Türkiye’deki gelişmeleri tartıştı. İzlediğim oturumlarda geçmiş yılların aksine neoliberalizm, kimi belirtilerine işaret edilerek gelmek üzere olan bir olgu olarak değil, hegemonyasını kurmuş, pekiştirmiş bir sistem olarak ele alındı.
20.12.2011
Neoliberalizmin Postmodern eğitim anlayışı, modern eğitimin aksine ‘eğitimsel bilgi’ yerine ‘kişisel bilgi’yi öne çıkarıyor.
20.12.2011
Sırrı Süreyya Önder’in, dillendirdiği sorunu anlaşılır kılan bir üslubu var. Önder, solcularla “halk” arasındaki diyalog sorununu, solcuların halkın dilinden anlamamasına bağlayanları şaşırttı. Halkla arasındaki iletişimsizliği kendi kusuru sayan solcular da Sırrı Süreyya Önder’i imdadına yetişmiş Hızır gibi sevdi. Gerçekten de Önder’in halkın pedagojisine uygun bir dili ve anlatım tarzı var. Ben de Önder’i, solun üslup arayışının olumlu bir tezahürü olarak görüyorum.
20.12.2011
Eğitimde gizli müfredat diye bir kavram var. Bazen buna örtük program da diyoruz. Adından da anlaşılacağı gibi müfredatta yeri olmayan eğitme ve öğretme konularının hedef kitleye gizlice benimsetilmesidir.
06.12.2011
Belki de Rousseau haklı; eğitim kurumları, “insanın doğuştan getirdiği saf doğasını, temizliğini ve ahlakını bozuyor” Hatta Mehmet Sağlam örneğine bakarak bu iki eğitimi (modern ve dini) birlikte alanların zıvanadan çıktığını bile söyleyebiliriz.
06.12.2011
Akademik çalışmalarda kullandığınız bilgiyi kimden/nereden edindiğiniz önemli. Kendinizden dahi olsa; buna bilim ahlakı diyorlar.
06.12.2011
Bilgi çağında bilgiyi koruyamıyoruz
02.12.2011
Said Nursi’nin Kuran tefsiri ile ayetlere getirmiş olduğu kişisel yorumlarından oluşan ve adına Risale-i Nur denen öğretileri okullardaki derslerde kullanılmaya başlandı. Sünni İslam gruplardan Nur cemaatinin manifestosu olarak bilinen dini görüşler, öğrencilere, Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünde ders konularını anlatmak üzere hazırlanan filmler aracılığı ile ulaştırılıyor.
02.12.2011
Ufuk Uras da eski Ufuk Uras’la yollarını ayırmadan önce Zaman’a konuşmuş ve o çevrenin takdirini benzer ifadelerle almıştı. Keşke biri Hüseyin Aygün’e söz, anlamını söylendiği yerde bulur; bu dönemde ne konuştuğundan çok nereye nasıl konuştuğun önemli uyarısında bulunsaydı.
22.11.2011
Pazar günü gazetemizin sürmanşetten verdiği Müdür, Cehov’u Che sandı! başlıklı haberi okumuş olmalısınız. Haberin konusu, Mina Urgan’ın Bir Dinozorun Anıları adlı kitabının edebiyat dersinde öğrencilere önerilmesinin Milli Eğitimde soruşturma konusu yapılmasıydı.
22.11.2011
MEB, Aşamalı Devamsızlık Yönetimi Eğitimi (ADEY) diye yeni bir uygulama başlattı. Öğretmenler, öğrencilerine sorarak onlar hakkında edindikleri bilgileri e-Okul sistemindeki dosyalarına yazacaklar. Saydım, ...
22.11.2011
 7