Kitaplar





(Ortak kitap)



Anasayfa

Bundan sonraki uygulamalar dinin zorunlu kıldığı giyim, düşünme ve davranışların da ötesinde dinen aykırı bulunan yaşam tarzlarının sınırlanması biçiminde olacaktır. Bu zorunlu çünkü giyim tarzı, bireyin hayatla ilişkisini nasıl kurmak istediğini, toplumun hangi kesimine ait olduğunu her hangi bir zihinsel argümana başvurmadan doğrudan ifade etmesinin en etkili yoludur. Yaşam tarzına dönüşmemiş, zihinlerde kalıcı bir yer edinmemiş din, dinci açısından hiçbir anlam ifade etmez. Bu bakımdan Eğitim Bakanı temsil ettiği zihniyet açısından uygun bir mevzuat hazırlamıştır. Demek ki sorun türbanın önünün açılması değil, din eğitiminin modern eğitim kurumlarında bilimsel derslerin arasına alınmasıdır. Din eğitimini kabullendiğiniz ya da kabullenmek zorunda kaldığınız an dini ritüelleri engelleyemezsiniz.
04.12.2012
Pazar günü, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’ydü. Günün kadınlar açısından anlamını, kadının kadın olarak kendisi için ne ifade ettiğini anlamak için günü de vesile edip öğretmen kadınların örgütlenme eğilimlerini gözden geçirdim. Bir süredir öğretmen kadınların hangi sendikaları niçin tercih ettiklerini merak ediyordum. Ulaşabildiğim resmi kayıtlardan eğitim sendikalarının üye yapılarını cinsiyet dağılımı açısından inceleyip bu merakımı giderdim.
27.11.2012
İşçi Partili, İngiliz Eğitim Bakanı Charles Clark “Ortaçağdan kalma, gerçeğin peşinden koşan bir bilim topluluğunu desteklemek” gibi bir niyetlerinin olmadığını söylemiş 2002’de eğitimin anlamı üzerine yaptığı bir konuşmada. Türkiye’de dindar bir bakan “Ticari değeri olmayan bilginin anlamı kalmadı artık” diyor. Peki, bu büyük ittifak karşısında ticari hiçbir değeri bulunmayan ve bize savaş karşıtlığı düşüncesini veren “bilgi”yi kim aktaracak, koruyacak, geliştirecek, savunacak… (BirGün PAZAR (25.11.2012)
25.11.2012
YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya'yı izliyorsanız siz de fark etmiş olmalısınız; Çetinsaya, başkan olarak, varsa bile YÖK konusundaki fikirlerin bir türlü açık etmiyor. Her itirazı makul, her soruyu değerlendirilebilir buluyor
20.11.2012
MHP grubundan 21 milletvekilinin Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer hakkında verdiği ve Çarşamba günü görüşülen gensoru görüşme tutanaklarını okudum. Gensoru, Meclisin denetim biçimlerinden biri; ilgili bakanın, başbakanın veya hükümetlerin görevini kötüye kullandığı, yapmadığı durumlarda azlini talep eder. Ömer Dinçer hakkında verilen gensoru...
20.11.2012
Bir başka üye de şunu sorabilirdi Bakan Dinçer’e: Aynı kitapları önümüzdeki yıl yine alacakmışsınız. Bu için öngörülen tutar olan 535 milyon TL’yi de “…amacı; fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar”a yardım etmek olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu kaynaklarından kullanacakmışsınız. Sayın Bakan, bu ne iştir! Yani siz benim çocuğumun kitabını fukaraların rızkından kestiğiniz nafakalarla mı karşılıyorsunuz?
13.11.2012
Fethullah Gülen ve önderi olduğu örgütlenme, bugüne dek genellikle dini terminolojiye başvurularak anlamaya, açıklanılmaya çalışıldı. Oysa bu örgütlenme, cemaat yapılanması gibi ortaya çıkmış olsa da başından beri ekonomik ve aynı zamanda politikti; çünkü...
11.11.2012
403 milyar 99 milyon Tl. olarak öngörülen 2013 yılı bütçesinin 68 milyarı eğitime ayrılmış. Bazı medya organlarının dediği gibi bütçenin “aslan payı” 2013’te de eğitimin. Peki, bütçeden ayrılan pay artmasına rağmen neden ailelerin öğrenci başına harcaması anormal düzeyde artış gösteriyor? İnsanlar neden daha kaliteli bir eğitim aldıklarına inanmıyorlar? Eğitim çalışanları neden hâlâ yoksulluk sınırında?
06.11.2012
Dün, yine öğretici bir konferansa dinleyici olarak katıldım. Konferansı veren Ankara Üniversitesi Eğitim Fak. Yaşam Boyu Öğrenme ve Yetişkin Eğitimi Bölümü ile Eleştirel Pedagoji dergisinin davetlisi olarak gelen İngiliz Prof. Dave Hill’di. Prof. Hill, eğitim politikaları üzerine çalışan ve kendisini Marksist eğitim aktivisti olarak tanımlayan biri.
06.11.2012
Anımsayan olacaktır AKP, kamu kurumlarındaki kadrolaşması sırasında ilk ve en büyük operasyonunu Talim ve Terbiye Kurulunda gerçekleştirmiş, 2003 yılında 167 kişiyi uyduruk bir soruşturmaya dayanarak sürgüne göndermişti.
06.11.2012
-İlk metro hattı, Londra’da işletmeye açıldı (1863). -Ankara Belediyesinin 17 yıl önce “Hayırlı Olsun” tabelasını astığı metroya şu ana kadar ancak bir kişi girebildi o da cansız çıktı.
30.10.2012
1. Okulunuzu canlı veya cansız bir varlığa, bir nesneye ya da herhangi bir şeye benzetmeniz istense neye benzetirsiniz? Neden? 2. Öğretmenleri canlı veya cansız bir varlığa, bir nesneye ya da herhangi bir şeye benzetmeniz istense neye benzetirsiniz? Neden? 3. Sizin için okula gitmenin en güzel yanları nelerdir? 4. Sizin için okula gitmenin en hoşlanmadığınız yanları nelerdir? 5. Her gün nasıl bir okula gitmek isterdiniz? Yukarıdaki sorular...
23.10.2012
Nobel ödülü, verilmeye başlandığı 1901’den 2011 yılına kadar 23 kurum ve 853 kişiye verilmiş: ABD, 334, İngiltere 117, Almanya 102 Nobel ödülüyle açık ara önde. Fransa 65, SSCB dönemi dahil Rusya 37, İsveç 30, İsviçre 26 ödülle bu üç ülkeyi takip ediyor. Wikipedia, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Müslüman ülkelerin aldığı toplam Nobel ödülü sayısını 12 olarak gösteriyor.
16.10.2012
Okullar eylem alanı olmalı, ama böyle değil. Okullar, eylem sözcüğüne bizim anladığımız biçimde anlamını veren mekânlardır. Okul, öğrencisiyle, öğretmeniyle, memuruyla katıksız küçük bir modeli olduğu toplumun sorunlarını fark eden ve ona ilk tepkiyi veren kurumlardır. Her eylemci, ilk eylemine mutlaka önce okulda başlamıştır. Biz, kaloriferlerin zamanında yanmamasını, kurtlanmış mercimekten çorba yapılmasını, kokmuş Et Balık Kurumu etlerinin yemeğe katılmasını boykot ederken öğrenmiştik eylem yapmayı ve bunun bir düzen sorunu olduğunu.
16.10.2012
Avrupa Birliği ilerleme raporları, üyelik başvurusunda bulunan Türkiye’nin Avrupa standartlarına uyan uymayan yönlerini ortaya koyuyor. Üye olmak istiyorsan şunları bunları yapmalısın diyor, bunun için yüklüce miktarda para da veriyor; elbette o da kriterlerin ne ölçüde gerçekleştiğini sorgulayacak. Türkiye AB ilişkileri, taraf da olsak karşı da çıksak sonuçta yaşadığımız ülkenin tanzimine yönelik politikaları nedeniyle hepimizi ilgilendiriyor.
16.10.2012
Hükümetin, üniversitelerin birinci öğretim öğrencilerinden katkı payı (harç) alınmaması kararı, bu peşin kaynaktan mahrum olan üniversiteleri yeni kaynak arayışlarına sevk etti. Üniversiteler, Bakanlar Kurulu Kararı’ndaki “öğrencilerden alınması gereken öğrenci katkı payı tutarları, Devlet tarafından karşılanır.” ifadesinin de uygulanmayacağından, devletten bir kuruş alamayacaklarından benim kadar eminler. Bundan dolayı üniversiteler, ortak kullanıma açık sosyal ve kültürel alanlarını paralı hale getirirken bazıları da üniversite bütçelerinden karşılanan bilimsel faaliyetlerini sınırlama yolunu seçiyor.
02.10.2012
Dindarı da dahil burjuvazi kendi iş yerlerinde din diplomasını referans olarak görmüyor. Bundan dolayıdır ki AKP, eline geçirdiği güçle, kamu imkânlarının din okullarından mezun olanların emrinde olacağını anlatıyor. Sizi poli, asker, bürokrat yapacağım diye talep topluyor. Fakat Erdoğan gittiğinde (ki az kaldı), devlette de arz talep dengesizliği belirdiğinde kimse dönüp din diplomalı olanların yüzüne bakmayacak. Burjuvazinin ne üretim ne tüketim ne de yaşam alışkanlıkları bakımından dinin bilgisine, ondan esinlenen kültüre ihtiyacı olmadığı zaten belli. Ben bu durumu, modern tarım aletleri kullanarak sulu arazisine buğday eken kültürel evrimini tamamlamamış zihniyetin hezeyanı olarak görüyorum. Buğdaya da tarlaya da zarar veriyorlar.
25.09.2012
12 Eylül 2012 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ders kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği’ne göre daha önce ders kitabı yazmamış olanlar ders kitabı yazamayacak. Yönetmeliğin 4. Maddesinin “ü” bendinde ders kitabı yazarı aynan şöyle tanımlanıyor “Yazar: Taslak ders kitabı alanı ile ilgili daha önce yayımlanmış ders kitabı olan kişi”! Yemin ediyorum aynen böyle. Yönetmelik, açıkça bundan sonra ders kitabı yazacak olanlara yasak getiriyor.
25.09.2012
Ankara’da devlet merkezine çok yakın bir okulun önünden geçiyorum, sabahın körü… Müdür, elinde mikrofon öğrencilerine sesleniyor; yüzü öğrencilere dönük olduğu için öyle sanıyorum fakat müdür aslında sesini öğrencilerin ardına sıralanmış velilere duyurmaya çalışıyor. “Biri gitmiş beni milli eğitim müdürüne şikâyet etmiş; kayıt parası almışım diye… Sizin haberiniz var mı, geçen yıl devletten bu okula bir kuruş ödenek gelmediğinden? Peki, nasıl dönecek bütün bu işler; elektrik, su, bakım-onarım, temizlik, hizmetli giderleri… Söyler misiniz, bunları nereden karşılayacağım?” Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, görüntüyü engellesin diye siyah film çekili, dışarıdan gelecek seslere karşı yalıtımlı aracıyla giderken duymamış olabilir diye müdüre aracılık etmek istedim.
25.09.2012
12 Eylül Çarşamba günü Resmi Gazeteyi açanlar Eğitim Bakanlığının kendi kendine darbe yaptığını, darbe geleneğinin ölmediğini gördüler. Eğitim Bakanlığı o gün Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Yönetmeliği ile Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği’ni bir darbede değiştirdi. Oysa bu iki yönetmeliğin ilki 2003’te ikincisi 2009’da Hüseyin Çelik tarafından öncekiler yürürlükten kaldırılarak tümüyle değiştirilmiş, daha sonra da defalarca üstünden geçilmişti!
18.09.2012
Sıradan birine ‘Çocuklar okula niçin gider, okullar niçin vardır?’ diye sorsanız, alacağınız yanıt büyük orandan ‘Bilgi öğrenmeye’ olur. Değişen okula kayıt yaşının problem olması da devam etmekte olduğu okulun çocuğun elinden alınması da “Bilgi”nin hangi yaşta nere edinileceği ile ilgili değil mi? Öyleyse dikkatimizi biraz da okulun bilgi kaynaklarına yöneltelim.
11.09.2012
Kürşat Bumin, haftada beşten üçe düşürülen yazısının ikisini geçen hafta 4+4+4'e ayırmıştı. Bumin, 3 Eylül'deki birinci yazısında, haftada iki saatlik dersle Kuran Hıfzı dersinin öğrencilere kavratılamayacağını bildirip Hükümete şöyle bir öneride bulunuyordu:
11.09.2012
4+4+4’ü sınıfları kalabalıklaştıracak, öğretmen açığına/fazlalığına neden olacak, derslik sayısı yetersiz kalacak, müfredatı yetişmeyecek gibi yanıtı “hallederiz” olan sorunlar çerçevesinde tartışırsanız projenin asıl amacını göz ardı etmiş olursunuz. Bu, hem dindar gençlik yetiştireceğim diyen Recep Erdoğan'a hem de eşit, bilimsel, demokratik eğitim mücadelesi verenlere haksızlık olur.
11.09.2012
4+4+4'ün öğretim programları ile kitapları TÜBİTAK’ta hazırlanıyor. Sonra Talim Terbiye Kuruluna gönderilip usulen imza altına alınıyor. Bakanlık yaptığı işe bilimsellik katsın diye bu yolu tercih etmiş olabilir fakat doğru bir yol değil bu. İlk ve ortaöğretime ait öğretim programlarını ve ders kitaplarını herhangi bir alanda uzmanlaşmış bilim insanları hazırlamaz; bilimsel bilgiyi esas alan pedagoglar hazırlar.
04.09.2012
4+4+4'ün öğretim programları ile kitapları TÜBİTAK’ta hazırlanıyor. Sonra Talim Terbiye Kuruluna gönderilip usulen imza altına alınıyor. Bakanlık yaptığı işe bilimsellik katsın diye bu yolu tercih etmiş olabilir fakat doğru bir yol değil bu. İlk ve ortaöğretime ait öğretim programlarını ve ders kitaplarını herhangi bir alanda uzmanlaşmış bilim insanları hazırlamaz; bilimsel bilgiyi esas alan pedagoglar hazırlar.
04.09.2012
Milli Eğitim Bakanının Talim ve Terbiye Kuruluna bağlı Öğretim Materyalleri Geliştirme Merkezinde görevlendirdiği 48 kişinin yarısı, geçtiğimiz Haziran’a kadar zaten orada görevliydiler. Ömer Dinçer bir sabah kalktı bir genelge yayımlayarak görevlendirme yoluyla çalışanların asıl kurumlarına dönmesi gerektiğini söyledi ve karar uygulandı. Aradan iki ay geçtikten sonra ne oldu da geri adım atıldı? Bakanın bu soruya vereceği en makul yanıt 'ihtiyaç hasıl oldu' olabilir. O zaman sorarız, 'sen nasıl Bakansın ki iki ay sonrasını göremiyorsun?' Şaşkınlık işte...
04.09.2012
Okula erken başlatılmalarının Başbakanın çocukları üzerindeki etkisini ne yazık ki test edemiyoruz. Milli Savunma Bakanı İsmet Özel, Kamer Genç'in "Başbakanın oğlu hangi hastalıktan rapor aldı?" sorusunu özel hayatın gizliliğine sığınılarak yanıtlamaktan kaçınılmasaydı belki bu konuda bir ipucu elde edebilirdik. Burak Erdoğan'ın görünürde fiziksel bir kusuru bulunmadığına göre raporu psikolojik olabilir(mi?). Eğer öyleyse, (ihtiyat payını bırakarak) okula erken başlatılması askere alınmasını engelleyecek kusurun sebeplerden biri olamaz mı? "Rapor alanları evlatlarına ihanetle" suçlaması Başbakan açısından bence de büyük talihsizlik olmuştur.
04.09.2012
Anadolu Meslek, Anadolu Teknik Liseleri ile Anadolu İmam Hatip liseleri en az rağbet gören okul grubunu oluşturuyor. Fakat ilginç olan, okul ve kontenjan artışı öğrenci talebine ters orantıda ilerliyor. SBS sonucu ile öğrenci alan ortaöğretim kurumlarında 2010'dan 2012'ye toplamda yüzde 24'lük bir kontenjan artışı yaşanırken Anadolu imam hatiplerde bu oran yüzde 85.19 olmuş. (Okul, 243 iken 450'ye çıkmış.)
28.08.2012
Dikkat ettiyseniz 4+4+4 olarak kodlanan eğitim yasasının ortaya çıkardığı ve dahası eylülde görülecek problemleri sistem içinde çözmeye çalışıyoruz. Her zaman olduğu gibi sorunu ortadan kaldırma yerine ya soruna alışmaya ya da ite dalaşmadan çalıyı dolaşmayı tercih ediyoruz.
21.08.2012
CHP'lilere özellikle de Emine Ülker Tarhan'a bir önerim var: Onlar da kendilerini dinletenlerin dinlemeye takılmış kayıtlarını kamuoyu ile paylaşsınlar. Elimizde onlara ait kayıt yok ki demesinler. Arayıp bulsunlar! Mutlaka vardır, çünkü başkasını dinleyen, birbirini de dinler ve birgün onu biriyle paylaşır. Ben bile kimsenin ilgisini çekmemiş bazı haberleri birleştirerek AKP'lilere ait önemli bilgiler içeren kayıtların varlığına ikna olmuşsam, CHP neden ulaşmasın ki?
07.08.2012
Bu eğitim sistemi, öğrenciyi özne olarak görmüyor. Öğrenci merkezli olduğunu iddia etse de evirip çevirip düzenin işine yarar hale getirmek için çocukla, çocuğun hamurla oynadığı gibi oynuyor. Bir yandan devlet, çocukları/gençleri politikalarını sorgulamadan kabullenen itaatkâr vatandaşlar olsun diye okullarında ıslah ederken öte yandan sermaye, işine yarayacak işçiler olsun derdinde. Tabi öte yanda bir de çocuk üzerindeki vesayetinden vazgeçmek istemeyen aile var.
31.07.2012
Zenginler, dinin maddiyatla gerçekleşebilen ibadetine odaklanırken yoksullar dinlerinin manevi öğretilerine yöneliyorlar. Allah, her sınıfa, konumuna göre ibadet etme imkânı vermiş Zengin^ parası var, "hayır" işlerine yöne liyor. Yoksul, arzu edip de sahip olamadığı şeyler için nefsjne hakim oluyor Zengin, Tanrının karşısına hayırı, hasenetiyle çıkmaya; yoksul, haysiyetiyle çıkmaya hazırlanıyor.
24.07.2012
Kendini halkın aklından sorumlu gören her yönetici kitap okuma kampanyası başlatıyor. Sanki kitap okumayışımızın nedeni okuyacak kitap bulmada sıkıntı çekiyor olmamızmış gibi...
24.07.2012
Atina İzlenimleri
18.07.2012
Niğde Üniversitesine yapılan caminin açılış töreninde "camisiz üniversite kalmayacak" diyen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, bu sözü, ilkokuldan itibaren hızlandırılmış din eğitimi alan öğrencilerin üniversiteye geldiğinde ibadet ihtiyacının artacağını öngörerek söylemiş olmalı. Normal okullarda bilim derslerini etkisizleştiren, din dersi sayısını artıran, imam hatip okullarını yeniden açan AKP'liler de öyle düşünüyor. O halde ileride ortaya çıkacak cami ihtiyacını şimdiden karşılamak gerek.
10.07.2012
Öğretmenlik sadece bir meslek değil, aynı zamanda, öldürücü olmayan fakat tedavi de edilemeyen bir hastalıktır: Çok konuşmak, lafı gereğinden fazla uzatmak, karşısındakini öğrenci gibi eğitilmesi gereken biri olarak görmek, dinlememek bu hastalığın önemli belirtileridir. On beş yıl oldu hâlâ bu semptomlarından kurtulamadım; mesleğe ilk başladığım yılın haziran ayında yakalandığım ve hastalığın bir diğer belirtisi olan tatili okulların kapanmasıyla başlatma arzumu ise hiç atamadım üstümden (Ömer Dinçer bu kısmını tedavi etmek üzere elini attı). Diyeceğim, bir-iki gündür “tatil” ruhumu teslim almış durumda ve oldukça ağır geçiyor. Bundan dolayı haftanın yazısını toparlayamadım. Onun yerine Eleştirel Pedagoji dergisinin henüz okurlarının eline geçmemiş olan 22. sayısında yer alan sunuş yazımı aldım buraya.
03.07.2012
Bildiğiniz gibi Başbakan, KESK'in kesintili eğitim yasasını protesto etmek üzere örgütlediği 28-29 Mart'taki grevli eylemine çok sinirlenmişti. Eylemin ardından yaptığı bir konuşmasında "güya öğretmen kitlesi" olarak adlandırdığı "KESK'lilerin pedagojik ve psikolojik tedaviye ihtiyacı var" demiş ardından da "saldırıyı hak ettiler" diyerek öğretmenleri hedef göstermişti. Belli ki polis bu tedaviyi yapacak doktor olarak görevlendirilmiş. Heyet raporunu da ayarlanmış yarıçlar verir herhalde.
26.06.2012
Milli eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Tahran'da katıldığı Ekonomik İşbirliği Teşkilatı toplantısında İranlılara "Eğitim bir ülkenin sorunlarının çözümünde yegane yoldur, eğer bir ülkede ekonomik geri kalmışlık söz konusuysa, gelir dağılımında bir adaletsizlik varsa bunlar eğitimle çözülür" demiş. İki cevizi iki kişiye birebir paylaştıramıyorsak, ceviz sayısını artırmak gerek diyor Bakan! Anladığım kadarıyla Dinçer önce insanları eğitecek, eğitilen insan eldeki iki cevizi dörde çıkaracak ve ancak o zaman iki kişi dört cevizi ikişer ikişer paylaşabilecek.
26.06.2012
"Öğrenci velileri, MEB’in, kendilerine ve velisi oldukları öğrencilerine çektirdiği eziyeti protesto etmek için henüz bu bakanlığın önüne gelmediler. Çocukları için her şeyi göze alan veliler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın önündeki Güven Park’ta toplanıp yüzlerini bakan katına çevirip 'Nedir çocuklarımızın elinizden çektiği?' deseler, eminim bazı sorunların çözümüne katkı sunmuş olurlar."
26.06.2012
Türkiye gündemi, partilerin salı günleri yapılan grup toplantılarında şekillendiği için ilgi alanımıza giren konulara ancak bir hafta sonra dahil olabiliyoruz. Bu durum, genellikle olayların gerisinde olup bitenlerle ilgilenen biri olarak daha salim bir değerlendirme fırsatı verse de bazen sıcağı sıcağına söylenmesi gereken sözlerimizi bayatlatmıyor değil. Zamanında araya girmeyince lafı ağzımızdan alanlar oluyor. Seçmeli Kürtçe konusunda da öyle oldu; Kadri Gürsel, Erdoğan'ın bu çıkışını Kürtlerin taleplerini gözeten amaç olmayıp, Hükümetin tartışmalı politikalarına meşruiyet arayışının aracı olduğunu pat diye söyleyiverdi.
19.06.2012
CHP, 4+4+4 yasasına itirazını laikliğe dayandırdı / ÖDP: “laiklik için mücadele zamanıdır” / Laiklik, 5. Demokratik Eğitim Kurultayının da öneml başlığı olacak /
12.06.2012
Özel okulların yeni müşterisi devlet okullarından kaçan laik orta sınıf mı olacak? Devlet okullarıyla din üzerinden rekabet şansını kaybeden cemaat okullarının yeni stratejisi ne olacak, dindar zenginler devlet okullarına döner mi?
05.06.2012
İmam hatip ortaokulları ve diğerleri
29.05.2012
Bir de refaha kariyerle ulaşacağını vadeden; işvereninin serveti azalmasın diye verilene razı, yetkili fakat etkili olmayan sendikalar vardır. Bizdekinin kamuda teşkilatlanmış olanının adı MEMUR SEN; adını, devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimse, görevli (TDK) demek olan "memuldan alıyor (isabetli bir seçim).
22.05.2012
AKP’nin seçim başarılarında, çocuklar üzerinden seçmenlere (öğrenci velilerine) ulaşmanın yollarını bulmasının büyük bir payı olduğu yadsınmaz bir gerçek. Ders kitaplarının ücretsiz dağıtılması, 2007 seçim sonuçlarını etkileyen önemli faktörlerden biriydi. Başbakan Erdoğan bunu bildiği için 2011 genel seçimlerinde kısa adı FATİH olan bir projeyle çıktı seçmenlerin karşısına. Seçim konuşmalarında üzerinde en çok durduğu konu elektronik kitap vadiydi; hitap ettiği kitleyi tablet kitap vereceğini söyleyerek hareketlendirmeyi başardı. Bunlara bakarak, öğrencilere süt dağıtma projesinin önümüzdeki genel ve yerel seçimlerin kozlarından biri olarak düşünüldüğünü söyleyebiliriz.
15.05.2012
Dünyada, hükümeti olay çıkaran, halkı da hükümetten kaynaklanan sorunları çözmeye çalışan tek ülke Türkiye her halde. Öyle bir başbakanı var ki ülkenin, sağa sola sataşmadan, kavga etmeden yatağına giremiyor. Mutlaka didişecek birini buluyor. Geçen haftanın uğraşı sanatçılar, Kürtler ve sadece adı kalan Cumhuriyet sembolleriydi. Sınır komşularıyla hırlaşmanın pahalıya mal olacağını anlayınca bütün öfkesini içeriye akıttı. Böyle giderse, her biri üzerinde aylarca tartışılması gereken üç olayla haftanın kapanmış olmasını sükûtlu günlerden sayacağız.
08.05.2012
AYM sonucunu merak etmiyorum; merak ettiğim, CHP’nin esasa ilişkin itiraz başvurusunu hangi gerekçelere dayandıracağı; en çok merak ettiğim ise Kuran hıfzı (ezberleme) ve Peygamberin hayatı dersini getiren maddeleri dava konusu yapıp yapmayacağıdır.
01.05.2012
Geçenlerde, Talim Terbiyede görevli iki kişinin, sanırım bir ihbar sonucu, mal varlıklarındaki hızlı artıştan dolayı savcılığa çağırıldığını duydum. Her halde savcı, çağırılan kişilerin yetkilerini haksız kazanç, ne bileyim, belki de rüşvet almak için kullandıklarını sorguluyordu. Bu iki kişinin amirlerinin, yayınevleri adına çalıştığı kanıtlanmışken Cumhur Bakanı imzasıyla Talim Terbiyedeki kurul üyeliğine atanması; tamamlandığında 20 milyarı bulacağı söylenen FATİH ihalelerinin kanunen keyfe kedere bırakılması karşısında meblağ pek küçük geldi bana.
01.05.2012
Avrupa Parlamentosu Yeşiller grubu başkanı Daniel Cohn-Bendit, danışmanı Türkiye kökenli Ali Yurttagül’den son eğitim yasasıyla ilgili bilgi istemiş. Ali Yurttagül’ün Cumartesi (28 Nisan) Cumhuriyet’te yayımlanan makalesinden anladığımıza göre Avrupa, yeni düzenlemeyi “eğitim reformu olarak değil, din eksenli muhafazakar politik bir proje” olarak algılıyormuş. İyi algılamalar…
01.05.2012
Ahmet İnsel, 28 Şubat sorgulamaları vesilesiyle sol başlıklı Salı günkü yazısında (17 Nisan, Radikal) “5 Mart 1997'de TÜSİAD, KESK, DİSK, TİSK ve TÜRK-İŞ, MGK kararlarına tam destek verdiklerini açıklamışlardı. Üç emekçi sendikasının başkanı ‘Laik ve çağdaş demokrasi tehlikede’ demeci verdiler.” diyerek KESK’in de 28 Şubat darbesini destekleyenler arasında olduğunu iddia etmişti. KESK bu konuda resmi bir açıklamada bulunmadı. Fakat İnsel, yazısına WEB’den gelen tepkilerden olsa gerek Pazar günü Radikal 2’de özür dilemeden “TESK’i yanlışlıkla KESK olarak yazmışım” diyerek geri adım atmak zorunda kaldı. Kırmızı üzerine beyaz harflerle şunu da not etmiş: “KESK, TMMOB, TTB, Diş Hekimleri Birliği ve Eczacılar Birliği 28 Şubat’a destek vermediler”. Oldukça tatmin edici gözüküyor; fakat değil. Çünkü yaptığı harflerin yerini karıştırmaktan kaynaklanan bir hata değildi. Kasıt düzeltilemez, zaten kendisi de düzeltememiş.
24.04.2012
 6