Kitaplar





(Ortak kitap)



Anasayfa

Anomi, yakalanması kolay, tedavisi zor bir hastalık; öyle ilaçla falan tedavisi mümkün değil. Hastalığın biyolojik hastalıklardan farkı, tek tek bireyleri öldürmeyip belli bir yaygınlığa ulaştıktan sonra toplumu öldürmesi. İyi tarafı ölümün, ölümün acısızını dileyenlerin dileğinin gerçekleşmesi gibi gelmesi; tıpkı donarak ölmek gibi… Cesediniz bulunduğunda gülümsüyor oluyorsunuz. Yanarak, boğularak gelen ölümün çırpınışı görülmüyor anominin ölümünde.
10.12.2017
İnsanlar, ahlaki buldukları davranışı aşkın bir nedene bağlarken ahlaksızlığı kişisel kusur gibi görme eğilimi içindedir. Kimi zaman nezaket icabı, kimi zaman baskın ahlakın baskısına maruz kalma korkusundan ahlaksızlığın kökenine dair eleştiri getiremeyiz. Oysa toplum olarak ahlakımızı şekillendiren değerleri gözden geçirmeliyiz. Çünkü insanlığın yalan söyleme, emanete hıyanet, hile, güveni kötüye kullanma, başkasının hakkını gasp etme, ikiyüzlü davranma gibi zamana ve mekâna bakmaksızın her daim ahlaksızlık saydığı davranışlar olağanlaşmaktadır. Adalet ve eşitlik arayışımızda rehber tayin ettiğimiz devleti yöneten politikacıların insanlığın bu en eski ahlaki tutumlarına aykırı eylemlerine blok halinde meşruiyet arayanların İslamcılar olması, öncelikle din ahlak ilişkisini yeniden ele almamızı zorunlu kılmaktadır.
01.12.2017
“Şart”la “ilke” anlamdaş olmak biryana, bu ikisi birbirinin zıttı kavramlardır. Dinlerde şart, uyulması, yerine getirilmesi zorunlu temel görevdir; ilke ise birtakım yöntemlerle elde edilmiş aklın onayladığı verilere dayanan, yer ve zamana göre değişebilen kurallardır. İslamın şartı ülkeden ülkeye, kişiden kişiye değişmez. İlke ise nesnel koşullara göre değiştirilebilir. Kaldı ki burada konu edilen modernizmin sistematikleştirdiği ilkeler, bireyin ve toplumun demokratik gelişimini engelleyen uyulması zorunlu “şart”ları sınırlandırmak için geliştirilmiş kurallardır. Ayrıca maddi menfaat vadeden kurallar ilke, kişisel çıkar karşılığı yerine getirilen koşullu davranışlar ilkeli davranışlar değildir.
24.11.2017
Mesleki, hukuki, siyasi gibi çeşit çeşit ilke vardır. Fakat insani ilke bütün bunların üzerindedir. Bilimin süzgecinden geçmiş insani ilkelere sahip olmadan bu alt ilkelere uygun davranış geliştirmek mümkün olmaz. Yani iyi bir insan olmadan iyi bir yargıç, siyasetçi, öğretmen, doktor olunamaz. Ama din adamı olabilmek için herhangi bir ilkeye bağlılık gerekmez; çünkü dini davranışlar, dayanakları “bilimsel yöntem”, “nesnel gerçeklik” olan ilkeleri reddeder. Sanırım İslamcılarda gördüğümüz tutarsızlığın nedeni bu; ilkesiz olmaları…
17.11.2017
AKP hükümetlerinin 14 yıldır değiştirmekten usanmadığı müfredatlar, ders kitapları, sınav yöntemi, ders çizelgeleri, okul türleri vb. gibi eğitim sisteminin içerik unsurları, eğitimin varlıklı sınıflara hizmet ettiği gerçeğini değiştirmedi. İktidar tarafından gündeme getirilen, yasallaşan eğitime dair tüm düzenlemelerin mağduru yoksullar, kazananı, karlı çıkanı hep zenginler oldu. AKP’nin yoksulluk ve din edebiyatı yaparak hayata geçirdiği her eğitim kararı, her biri bir ticarethane olan özel okul ve bu okullara devam eden öğrenci sayısının artmasına kamu okullarından kaçışın hızlanmasına yol açtı.
17.11.2017
Öğretmen yeterliğini test edecek performans kriterlerini kim belirliyor? Tabii ki eğitim sistemi dediğimiz şeye etki eden bürokrat ve politikacılar; halkın yüzde 55’inin güvenilmez bulduğu çoğu din adamı olan sistemin üstüne çökmüş bir avuç düşünce yoksunu!
03.11.2017
Toplum, dinle modern eğitimin birlikte düşünülemeyeceğine kanaat getirdi. İslamcılar dini eğitimin başarısızlığı altında eziliyorlar. Eğitim üzerine ne söyleseler boş, bundan ötürü somut beklenti icindeki halkı seçimlere kadar idare edecekleri sanal başarı hikâyeleri üretme telaşındalar. Başarısız okulları başarılı gösterecek sınav arayışı bundan...
31.10.2017
20.10.2017
200 ve üzeri puan alan adayın, sonraki yıl girdiği sınavda daha düşük puan alması durumunda kredi olarak ilk sınavın sonucu ile kayıt yaptırabilmesinin, her yıl müfredat değiştiren bu ülkede ciddi adaletsizliğe yol açacağını hemen söyleyebiliriz.
16.10.2017
öğretmenlik, mevzuatla değil Durkheim’in dediği gibi laik, rasyonel ve ahlaki ilkelerle yapılan bir meslektir. İlkeler dediğimiz şey ise öyle siyasetçinin hisleriyle, histerisiyle belirlediği kurallar değildir; normları bilime dayanır ve bilim yanlışlamadığı sürece siyasetçinin hisleri okunarak, histerisine kapılarak değişmez.
07.10.2017
Mahkeme süreci devam eden, neden ve sonuçları hakkında toplumun ortak kanıya sahip olmadığı, siyasi müsebbibinin (siyasi ayağının) kimler olduğu ortaya çıkartılmamış, dolayısıyla henüz tarih olmamış 15 Temmuz, yakın tarihin siyasi olaylarından biri olarak ders konuları arasına alınamaz; ne belli gün ve hafta ne de bayram olarak kutlanamaz.
29.09.2017
Medrese, talebesini yazılı sınavla değerlendirmez, hocası talebesinin sadakatini imtihanla ölçer sonra icazet verirdi! Erdoğan, medrese sistemini günümüze uyarlayarak parti organına dönüştürdüğü eğitim kurumları eliyle öğrenci ve velisinin icazet almak için partisine müracaat etmelerini sağlamak istiyor. Onun okullar için düşündüğü seçme sistemi, mülakatla icazet verme olarak uzun süredir kamu personeli alımında kullanılıyor.
22.09.2017
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının beceremediği işi yurttaşlar yapıyor: TTKB tarafından incelenip bakan onayından çıkmış müfredatlarla ders kitaplarının pedagojik olmayan yönleri, laik ve bilimsel eğitime aykırı unsurları halk tarafından belirleniyor. Yazar hatasından sorumlu değil, inceleyen yazarın hatasını göremeyecek kadar kör, onay veren makam keza ikisinden beter… Yayıncısı, bürokratı, politikacısı birlik olmuş mali bedeli 447 milyon olan ayıplı malların faturasını, malın ayıbını ortaya çıkarana ödettiriyorlar! O halde sormak gerek, Talim Terbiye, Eğitim Bakanlığı niye var?
15.09.2017
Ders kitaplarındaki kötü bilginin alınıp özümsenmesinde kullanılacak 300 çeşit araç-gerecin seçimi dikkat ister! Ya çocuklara verilen bilgilerin içindeki niteliksiz, kötü, tehlikeli unsurlar? Bunu almam diyor musunuz, deme şansınız var mı? Belki de bilgi kanser yapmadığı için umursamıyoruz! Niteliksiz bilgi kanser yapmaz ama insanı salaklaştırır! Bu üniversitelerin işi değil...
15.09.2017
Modern eğitimin, bildiğini sandığı şeyin yanlış olabileceğini söyleyerek öğrenenden fikrini değiştirmesini istemesi İslamcıların kabullenip uyum sağlayacağını şey değil. Bu yönüyle eğitim, siyaset gibi çoğunluk iradesiyle de denetim altına alınamıyor. Okulların imam hatiplere dönüştürülmesi, müfredat değişikliği, bilim ve laiklik karşıtı antidemokratik yönetimsel kararlar eğitimin dinselleştirilmesinden öte anlam içeriyor. 2012’den sonraki her eğitimsel karar bu kamusal alanın işgaline yönelik yeni bir girişimdir. 2002’den bu yana yapılan her seçim, İslamcıların siyaset alanını daha güçlü bir şekilde kontrol etmesine yarayacak bir şekilde sonuçlandı. Evet, AKP seçim sonuçlarından aldığı güçle siyaset alanını kontrol edebiliyor. Fakat çoğunluk olmanın doğrudan etkileyemediği sosyal alanlarla, düşünceyi etkileyen bilimsel faaliyet alanlarını kontrol edemiyor. Bu nedenle İslamcılar, denetim altına alamadıkları eğitim kurumlarını değişime direnen ideolojileriyle işgal ediyorlar.
07.09.2017
Peki, Yunanistan (genel olarak Batılı) kamu çalışanları aleyhlerine her ekonomik kararı parlamento binasına yürüyerek protesto ederken bizimkiler neden vatan, millet, Sakarya edebiyatçısı gibi hükümetlerin muhafız alayı oluyor? Çünkü bizde her kamu çalışanı biraz Bekçi Murtaza’dır. Murtazalar, adı sendika da olsa üyesi olduğu örgütün kurucusu değildir; örgüt kurulmuş ve o üye yazılmıştır. Batı’da çalışanlar kendilerini işverenden korumak için örgütleniyor, Doğu’da ise işveren kendini korumak için çalışanları örgütlüyor. İşveren devlet olduğu için örgütleyen de devlet oluyor. Bizde sendikalılığın kamu çalışanları arasında artması bundandır. Batı’da partiler kadar sendikalar da demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Bu iki örgütlenme biçimi birbirini desteklerken aynı zamanda biri, diğerini denetler. Demokratikleşme sorunu yaşayan ülkelerde ise ne partiler ne sendikalar demokratikleşmeye hizmet etmiyor.
07.09.2017
Ahlaki ilkelerin din kökenli olduğu, biraz da bu nedenle ahlakla dininin anlamdaş olduğu düşünülür. Öyle düşününce ahlakın seküler bir kavram olmadığı sonucu çıkıyor. Laiklerin ahlak kavramını pek kullanmaması buna bağlanabilir. Oysa hem dinerin öğretilerini büyük oranda ahlaki ilkelerden almış olması hem de ahlakın insan ilişkilerini düzenleyen normlar bütünü olması onu dini bir kavram yapmaz. Galiba İslamcılar da bu ayrımın farkında, ahlakı dinle birlikte düşünen sadece laikler!
11.08.2017
MEB’in, Ensar Vakfı ile imzaladığı “Çeşitli Eğitim, Seminer ve Sosyal Etkinlikler Düzenlenmesine Dair İşbirliği” protokolü, AKP’nin bir türlü yer edinemediği sosyal alanı işgal planı dahilinde değerlendirilmelidir. AKP Genel Başkanı, sık sık iktidarda olduklarını ama sosyal alanda olmadıklarını dile getiriyordu. Ensar Vakfı’nın protokol çerçevesinde eğitim kurumlarında düzenleyeceği “sanatsal, sportif, sosyal, kültürel, bilimsel ve teknolojik gelişimi desteklemeye yönelik eğitim, seminer, gezi, yarışma, kamp, yaz okulu gibi etkinlikler”le sosyal hayata adım atacaklarını umuyorlar.
04.08.2017
Eleştirdiğimiz uygulamalarla iktidarın tam da eleştirdiğimiz noktaya gelmek istediğini unutuyoruz. Onlara eğitimi dinselleştiriyorsunuz, yaptığınız iyi bir şey değil derken başarılı olduklarını tescillediğimizin farkında değiliz. AKP, bulduğu her fırsatı bu ülkeyi bir din devletine dönüştürmek için kullanan bir hareketin adı. Uzun vadede planı Türkiye’yi din devletine dönüştürmek olan bir iktidar için eğitimi dine bağlamak itham değildir.
04.08.2017
Yeni denen programlar, 4+4+4 okul sisteminin müfredatıdır. Önce okullar hazırlandı ardından programı geldi. 4+4+4 sistemine geçişin yasası AKP genel merkezinde hazırlanmıştı; bu programlar da orada hazırlandı.
04.08.2017
Gülen Hareketine “silahlı terör örgütü” denmesi hemen hemen yarısının desteğini almış ordunun halka karşı silah kullanmasından dolayıdır. Silahlı kuvvetlerinin, polisinin, istihbarat elemanlarının, memurunun; medyasının, ekonomisinin, eğitim kurumlarının yarısını kontrol eden bir yapı devletten ayrı düşünülebilir mi? Bu yapının sahip olduğu mali kaynaklar (okul, yurt, arsa, banka vb.), kamu kaynaklarının aktarılmasıyla ve kamu adına güç kullanan makamların teşvikleriyle elde edilmemiş miydi? Gülen’le ilişkilendirilen iş insanlarının yatırımları ve onların uluslararası bağlantıları da devlet garantörlüğünde değil miydi?
04.08.2017
Türkiye’nin yarısı, neoliberalizmin çatışma unsuru olarak kullandığı farklılıkları hiçbir zaman dikkate almadı. Ne kendi içinde çatıştı ne de İslamcıların düellosuna icabet etti. Nihayetinde Türkiye, Türkiye İslamcılarının Esad’tan daha az hazzetmedikleri Alevi birinin, Kemal Kılıçdaroğlu’nun peşinden yürüyor.
07.07.2017
Söz konusu araştırmayı yapan üniversiteler, önce son on yılda PISA’ya katılan 82 ülkeyi “dindarlık puan”larına göre 1’den 10’a kadar sıralamışlar ve son 10 yıllık eğitim performansı verilerine bakmışlar. Sıralamanın en üstünde yer alan Çek Cumhuriyeti, Japonya, Estonya, İsveç ve Norveç okul içi dindarlık kriterine göre en seküler ülkelermiş. En dinci ülkeler ise Ürdün, Yemen, Mısır, Endonezya ve Katar.
30.06.2017
Öğretmenlik “milli ve evrensel değerleri yücelterek yeniden üreten” meslek olarak tanımlanıyor. Belgenin bu birinci amacı, öğretmeni iktidar talebiyle eğitimin dayandığı bilimsellik arasında seçim yapmaya zorlayacaktır. Bu strateji belgesini hazırlayan hükümetin öğretim programlarında yer verdiği değerlerin gelenekselden beslenen milli ve dini olması, öğretmende aranan ve öğrenciye aktarması istenen değerlerin de iktidar tercihine uygun olacağı anlamına gelir. Geleneksel değerlerin siyasi iklim ve iktidar ideolojisiyle değişen soyut ve genel geçer olması, bir ömür boyu kullanılacak mesleki yeterliğin dayanağı olamaz.
29.06.2017
Bugünkü yazımda ele alacağım iki konudan biri olan Öğretmen Strateji Belgesiyle ilgili bölümün başlığı “Halkın değil, partinin öğretmeni”; din dersinin ders saatini artıran, seçmeli din derslerine yenilerini ekleyen Haftalık Ders Dağıtım Çizelgesi ile ilgili kısmının başlığı ise “Biyoloji hâlâ okutulan derslerden biri!” olacaktı. Bu gün, bu başlıkların altında söylenen her söz, boktan olduğunu bildiğiniz çorbanın tuzunu sorun etmek gibi olurdu. Sizi anlamsız bir gündemin içine çekmektense, adalet arayışında Kemal Kılıçdaroğlu’na katılmak daha anlamlı geldi ve çıktık yola... Hak arayan Ankara’ya yürürdü. Artık Ankara’nın kimseye vereceği adaleti, hukuku, özgürlüğü yok; tuz kokmuş! Umut halkta, halkın beşte biri İstanbul’da... İstanbul Kılıçdaroğlu’nu bir milyon kişiyle karşılarsa eli boş dönmez. Haydi görelim İstanbul...
19.06.2017
Öğrencilerin beşeri sermaye olarak görülmesi fiziksel sermayenin sorumluluğunu göz ardı ediyor. Oysa bireye üretimde kullanacağı yeterlilikleri kazandırması beklenen eğitim politikalarını fiziksel sermaye belirliyor. Ayrıca, Türkiye’nin fiziksel sermayesi beşeri sermayesini heba ediyor.
19.06.2017
Türkçe eklemeli bir dil, sözcükler çok uzun. Üstelik Türkçe alfabenin yarısı noktalı, çengelli, şapkalı harflerden oluşuyor. Ayrıca çocuklar el becerileri ve kas gücü gelişimini tamamlamadan çok önce okula başlıyor. Bunlar işlevsel bir el yazısı için ciddi dezavantajlardır. Zamanında uyarmamıza rağmen MEB bu pedagojik kaygıları dikkate almadı.
19.06.2017
Örgütlenme özgürlüğünün bulunmadığı militarist baskının hat safhada olduğu dönemlerde sizi yok sayan devlete karşı gösterilebilecek uygun, etkili ve riski en az tepki ona küsmektir. Türkiye Cumhuriyeti, vatandaşları arasında ayrımcılık yapıyor: Kamunun sunduğu hizmet ve olanaklardan eşit şekilde yararlanamıyor, adalet organları hukukunuzun güvencesi olmaktan çıkmış, siyasi haklarınızı kullanamıyor yani devlet sizinle olan ilişkisini sadece sizin yükümlülüğünüzü yerine getirmenize indirgemişse sözleşme tek taraflı fesih edilmiş demektir. Bu durumda sizin de yapabileceğiniz bir şeyler olmalı.
19.06.2017
Anlamadığın konuda yazma demiş biri. Bir diğeri camiler sana batıyor mu diyor. Gözü namazda, kulağı ezanda olmayan cami hakkında ahkâm kesemez demek istiyorlar. Haksız sayılmaz; fakat arsasından inşaasına, elektriğinden suyuna, döşemesinden personel maaşına rızasız maddi katkıda bulunuyor olmam bana bu hakkı veriyor. İstanbul müftüsünden, Diyanet İşleri başkanından hatta bazı camilerin cemaatinin toplamından çok vergi ödüyorum. Beyler kusura bakmasın, camiler üzerinde mükellef olarak ödediğim vergi miktarı kadar söz hakkım var. Bu gün de bu hakkımı kullanacağım!
19.05.2017
Camiler, cemaat halinde ibadet edebilmek için yapılmış yerleridir. Allah bilir ama bence camide tek başına namaz kılmakla evde namaz kılmanın bir farkı olmaması gerekir. Din adamları cemaatle namaz kılanın fazladan 20-30 kat sevap kazandığını söylüyorlar. Kaç kişi bir araya gelirse cemaat oluşur bilmem ama yaşadığı yerde, evinde, işyerinde tek başına namaz kılan mümine haksızlık bu. Bunun Tanrı emri olduğuna ihtimal vermiyorum. Toplumu denetim altına alma yollarından biri olarak sonradan uydurulmuş olabilir.
05.05.2017
Çok tartışılmış ve herkesin bir fikrinin olduğu bu soruya yazının devamını okumadan yanıtınızı vermiş olmalısınız. Yargı organlarını yürütmeye bağlayan anayasa değişikliğinin yargı bağımsızlığının güvencesi olduğunu söyleyen doktorasını Harvard’da yapmış profesörü dinledikten sonra eğitimin toplumu değiştiremediğini düşünmüş olabilirsiniz. Ki haklısınız! Ya da seçmenlerin referandumdaki tercihi ile eğitim durumunu gösteren araştırmanın sonucuna bakıp “Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar” diyen Platon’a hak vermiş olabilirsiniz.
05.05.2017
Yaş ortalamasının yüksek olduğunu bildiğimiz evetçiler, sandığa giderken kendi duygularını tatmin edecek karar vermemeli; aklı başında yetişkin biri ‘onaylayacağım anayasa maddeleri, sınırsız yetki vereceğim kişi çocuğumun/torunumun geleceğini ne yönde etkiler’ diye sorar. Evetçilere son uyarı; kazanan tarafta olmanın birkaç gün hazzını yaşayacağım diye çocuğunuzun geleceğini tehlikeye atamazsınız...
14.04.2017
Katıldığınız referandum kampanyalarında kendinizi ne kadar güvende hissediyorsanız, kullandığınız oy o oranda güvendedir. Yani, referandum kampanyasına güvenle katılanın oyu güvende, katıldığı veya katılacağı kampanya herhangi bir engelle karşılaşanın oyu güvende değil. Hele engel çıkaranlardan biri devletse hiç şansınız yok. Çünkü bu devlet, sizi, arzu etmediği olası sonuca karşı yasasında da belirtildiği gibi özgürlüklerin sınırlandığı olağanüstü hal altında sandığa çağırıyor. Kararınızı özgürce vermenizi engelleyenin verdiğiniz karara saygı duyacağını düşünemezsiniz. 16 Nisan akşamı, tercihinizi sakıncalı bulup sizi engelleyen devlet tarafından oy verdiğiniz sandığın alınıp götürülmesi haliyle uykunuzu kaçırır.
07.04.2017
Demokratik bir toplumda insanların tartışmaya cesaret bulamayacağı, söz konusu yapmaktan utanacağı yaşam tarzı bu ülkede uluorta sorgulanabiliyor. Daha da vahimi bir cumhurbaşkanı, kişinin doğal haklarını kendi özgürlük tutkusu olarak sunabiliyor. Tuhaftır, onun gösterdiği insaf(!), toplumun bir yerinde özgürlük vaadi olarak bile algılanabiliyor.
31.03.2017
Bu kadar olumlu niteliğin bir arada bulunduğu bu kişinin eğitim bakanınız olmasını istiyorsanız referandumda “evet” demelisiniz. Trend de Bilal Erdoğan’dan yana; ABD’de Trump’ın kızı ve damadına, Fransa’da içişleri bakanı Le Roux’in iki kızına, başkan adayı Fillon’un karısına danışman olarak resmi sıfat verdiği bir dönemde, sıradan bir yurttaş iken hayalini kurduğu İmam hatipleşme hedefini öngördüğü sürede üç katına çıkarmayı başarmış Bilal Erdoğan’dan eğitim bakanlığını esirgeyemeyiz herhalde. Referandumda “hayır” oyu kullanmanın Bilal Erdoğan’a “hayır” anlamına geldiğini unutmayın sakın.
24.03.2017
Demokrasi kavramını bu adamların kullanmasına izin verenlerin demokrasi talebinin suç sayıldığı günlere geldik. Demokrata demokrasiyi haram kılanlara faşist diyeceğiz ki faşist demokratı faşistlikle suçluyor! Tam at izinin it izine karıştığı bir durum! Uluorta kullanılmasının önüne geçemeyiz ama belki hafızamızı tazelemeye yarar diye faşizm nedir bakalım. Faşizmi tanırsak faşistin kim olduğu da ortaya çıkar elbet…
24.03.2017
İnsanlar, bilgi sahibi olmadıkları veya bilgi kullanmayı gerekli görmedikleri durumlarda da bilgiye başvururlar; fakat bu bilgi, düşünce üretiminde kullanılamayan sevdiğim adam öyle düşünüyor, şeyhim öyle diyor, kitap böyle yazıyor, peygamberim böyle yapmış, Allah’ın emridir gibi bireyi yok sayan öğrenilmişliklerdir.
10.03.2017
Bir profesör doktor, yaşam süresi ortalamanın üzerindeki “Mavi Bölgeler”de yaşayan insanların beslenme ve yaşam alışkanlıkları arasında bulunan şarabın “zararlı” olduğunu söyledi. Listenin son maddesi seksi ise atladı!
03.03.2017
Peki, programları altı yılda alt kez değiştiren AKP’nin acelesi ne? Bu sorunun bildiklerimizin dışında bir başka yanıtı daha var: Uzun iktidar döneminde Cemaat’e teslim edilmiş eğitim materyali piyasasını devralmak.
25.02.2017
Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nin (DİTİB) Almanya’daki faaliyeti bu sorunun yanıtı için bazı ipuçları verebilir.
17.02.2017
Birkaç kuşağın heba edilmesine neden olan eğitimdeki başarısızlığın bedelini, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere uygulamaya sokulan eğitimsel, yöntemsel ve yönetimsel kararlarda imzası olan kim varsa ödemeli. Referandum, hesap sormak için önemli bir fırsat.
10.02.2017
Peki, bu değerli bilim insanımızın, araştırmalarıyla gelişmesine katkıda bulunduğu biyoloji biliminin dayanağı evrim kuramının ders programlarından çıkartılması karşısında bir çift sözü olması gerekmez mi? İsveç’ten getirdiği ödülünü Anıtkabire, gönlünü Saraya ve Ülkücülere bırakıp gitmiş olsa da Sayın Sancar politik biri değil. Kendisinden politik bir açıklama, tavır beklemiyoruz. Fakat çalışma alanı olan bilim dalının omurgası sayılan Evrim Kuramına “eskimiş ve çürümüş bir teoridir” diyen Numan Kurtulmuş’a, şu sıralar yanıt verecek özerk tek kişi Sancar’dan başkası değil.
03.02.2017
Merkez medya, güncellenen eğitim programlarını “yenilenen müfredatta araba kullanan kadına, ütü yapan erkeğe de yer verilecek!” spotuyla duyurdu. CNN’in kadın spikeri, yanında kocası bulunmak koşuluyla otomobil kullanmasına izin verdiği Suudi kadının toplumdaki statüsünü yükseltecek kralın yeni kararını duyurur gibi heyecanlıydı. NTV, yeni programlarla çocuklarda tasarruf bilincinin gelişeceğini, bir diğeri konuların Barış Manço, Sezen Aksu gibi sanatçıların şarkıları eşliğinde işleneceğini duyurdu. Bu haber metinlerini kaçıncı kez duyduğunuzu anımsıyor musunuz?
27.01.2017
Eğitim konusunda genel olarak sağcılarla İslamcılar aynı şekilde düşünüyorlar; onlara göre eğitim, iktisadi yönüyle Batı’ya, itikadi (inanç) yönüyle İslama dayanmalı. Bu mümkün mü? Değil tabi…
20.01.2017
Kültür Bakanlığı, iktidar ideolojisiyle uyumlu bulmadığı yayınlara ambargo uyguluyor. Bu izlenimi kırmak için arada bir muhalif bilinen yayınlardan aldığı olsa da onların miktar ve fiyatı düşük tutuluyor. Yandaş yayınların abone sayısı ve fiyatı her zaman yüksek olur. Hiçbir okuru bulunmayan, hatta okunsun diye bir derdi olmayıp sadece Kültür Bakanlığına satılmak için ve bakanlığın abone miktarı kadar basılan dergiler var.
15.01.2017
Mehmet Müezzinoğlu’nun, torununa bakma karşılığı büyükannelere maaş bağlama buluşu, duyguları paramparça olmuş toplumda, her şeye rağmen duygusal bağını korumayı başaran aileyi çözmekten başka işe yaramaz. Belki AKP’ye minneti artıracak ama lanet olası yoksulluk, kesinlikle çıkara dayanmayan aile ilişkisini bozacak. Bu uyarıyı, siz İslamcılara “aile mefhumu yok” dediğiniz bir solcu olarak yapıyorum: Aile, çocuk bakım sorununu, mümkün olduğu ölçüde sizin düşündüğünüzden daha iyi yollarla kendi içinde çözüyor. Lütfen burada siyaset yapmayın, çirkin olur...
06.01.2017
Haberini verdiğim program değişikliği, öncekilerden farklı; hem içerik hem de biçim bakımından modern müfredat hazırlama tekniğinin dışında bir yola girilmesi anlamına geliyor. En belirgin fark, müfredatların din adamlarından oluşan bir kurul tarafından dine uygunluk bakımından denetime tabi tutulması. Belki ilk aşamada cihat dersi olmayacak ama ders konularında bilim, İslam ülkelerinde üretildiği oranda yer alacak.
30.12.2016
Rusya büyükelçisi Andrey Karlov’un katledilmesinin ardından iktidarın yine, yeni bir hakikat üretme çabası içinde olduğunu görüyoruz. Üretilmiş hakikatler, iç piyasa içinse sorun yok, onu kabullenecek büyük bir kitle var Türkiye’de. Fakat bu kez durum başka, bir ucunda Rusya, öbür ucunda ABD olan aşağı yukarı dünyaya kabullendirmek durumunda olduğunuz bir hakikat imal edeceksiniz.
23.12.2016
Haber: Ekonomik kriz nedeniyle devlet harcamalarını kısma kararı alan hükümet, Mantıksız gerekçelerle imha ettiği ders kitaplarını ikinci kez satın aldı. Kamu zararının 70 milyon!
23.12.2016
Sevgili okurlar, Milli Eğitim Bakanlığı bu parçayı alıntıladığım altıncı sınıf Türkçe ders kitabından 2 milyon 963 bin lira ödeyerek 882 bin adet satın aldı. Kitap, “FETÖ/PDY darbe girişimi ve diğer gelişmeler de dikkate alınarak” parçada geçen Pensilvanya sözcüğü nedeniyle öğrencilere dağıtılmadan İmha edildi. Milli Eğitim Bakanlığı, kitabın yayıncısından, Pensilvanya sözcüğünün çıkartarak aynı miktarda yeniden basmasını istedi. Sözcüğün geçtiği paragrafı çıkartan yayıncı, 882 bin adet bastığı ders kitabını geçen hafta Milli Eğitim Bakanlığına teslim etti ve 2 milyon 963 bin TL’yi cebine koyarak bakanlıktan ayrıldı. Size ve bana ise 1997 yılında ölmüş Amerikalı yazarın oturduğu şehrin adını teröre destek mesajı sayan aptallığının bedelini ödemek düştü.
23.12.2016
 1