Kitaplar


 

 


(Ortak kitap)
 



    https://www.facebook.com/ozmenu  https://twitter.com/unalozmen

 

Ünal Özmen

 

Anasayfa

AKP’nin kesintili eğitim projesi kamuoyunda pedagojik sakıncaları öne çekilerek tartışıldı. İyi de oldu; toplum, eğitim bilimcileri dinleme fırsatı buldu:
Şu çelişkiye bakın ki 10 yılda ancak mesleğinin gerektirdiği bilgi ve beceriye ulaşabileceği öngörülen öğrenciye üç aylık, belki de iki aylık teorik ders alan sertifikalı öğretmenler ders verecek.
13.03.2012
13.03.2012
İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinde Kamu İhale Kanununa ek geçici madde ekleyen bir madde var. Özetle, Fatih kapsamındaki mal ve hizmet alımları Kamu İhale “Kanunu hükümlerine tabi değildir” deniyor. Yasallaşırsa FATİH projesi kapsamındaki tüm alımlar ihalesiz gerçekleşecek.
Tamamen din eğitimi veren imam hatip ortaokullarına, imam hatip liselerine doğal olarak ilahiyat fakültelerine yönelimde patlama yaşanacak. Toplum, dindar olduğu için değil, din eğitimi devlet katında geçerli tek bonservis sayıldığı için bu okulları öncelikle tercih edecek. Çünkü ilahiyat mezun olanlar, kamuda istihdam olanağı bulma şansı en yüksek olanlardır. Bunlar, el ele tutuşup bürokraside birbirini yukarıya çekebiliyorlar. Yoksullar, bu devlet teşvikinden elbette yararlanmak isteyecekler. Devlet de kendi sınıfını kontrol eden bu kesimi özendirmeye devam edecek. Fakat eninde sonunda arz, talep dengesi bozulacak; bir süre sonra iş bulamayan mühendisler, atanamayan öğretmenler gibi atanamayan ilahiyatçılar bakanlıkların önünde toplanıp kadro açılmasını isteyecekler.
06.03.2012
06.03.2012
“Metafizik gerilime ihtiyaç var” Fethullah Gülen’e ait. Gülen, seksenli yıllarda, Bornova Merkez Cami cemaatini cihada böyle çağırırdı.
Zorunlu eğitim süresini düzenleyen tasarının bulunduğu torba kanunla şimdi de Rize ve Kayseri üniversitelerine Başbakanla Cumhur Bakanının adı verilecek. Hiçbir sakıncası yok. Girin YÖK’ün sayfasına bakın listeye, birkaçı dışında, bu iki ismin arasına girdiğinde aykırı duracağı üniversite adları var mı?
28.02.2012
28.02.2012
Çağdaşlık, modernizmle ilgili zihinsel bir kavramdır ve modernizmin de feodal değer yargılarıyla (doğal olarak dinlerle) ciddi problemleri vardır. Bu iki zıt değer yargısının aynı kişide toplanması kişiyi bozar; Engin Ardıç gibi yeni bir insan türünün ortaya çıkmasına yol açar.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan ileride anılarını yazdığında, kitabının bir yerinde her halde şöyle bir şey diyecektir: Başbakan 'git şu adamlarla (PKK) konuş, dertleri neymiş anla; silahlarını bırakmak için ne istiyorlarmış sor. Ha, benim adıma her türlü taahhütte bulunabilirsin!' dedi. Ben ve arkadaşlarım Başbakanın talimatı üzerine PKK ile iletişime geçtik. PKK temsilcileriyle masaya oturduk. Kamuoyunda bilinen görüşlerini tekrar ettiler. Federasyon konusu da bu bağlamda gündeme geldi.
21.02.2012
14.02.2012
Polis, kurulduğu günden beri KESK ve bağlı sendikalarıyla uğraşıyor. Üç yıl önce ise Terörle Mücadele birimini KESK genel merkezine taşıdı. 28 Mayıs 2009’da o dönem KESK ve Eğitim Sen’in yeni-eski kadın Sekreterleri Songül Morsümbül, Gülçin İsbert, Elif Akgül’ün de aralarında bulunduğu 35 yönetici gözaltına alınmıştı. 13 Ocak 2012 günü de ne kadar kağıt kürek, bilgisayar varsa alıp götürdüler. Bir ay sonra, dün yine aynı gerekçeyle girdiler binaya. KCK’yı arıyorlarmış. Bir ay önce bulamamışsan şimdi hiç bulamayacağını polis bilmez mi? Bilir tabi… Peki, operasyonun amacı ne?
MEB Teşkilat Yasasıyla birlikte Talim ve Terbiye Kurulu üye sayısı da değişti. Bakan Kanun değişikliği ile mülga duruma düşen üyelerin bazılarını tekrar bu göreve atamadı. Ama özel yayınevleri hesabına çalıştığı ortaya çıkan üyesi Abdülkadir Yılmaz’ı yerinde bıraktı.
14.02.2012
14.02.2012
Eğitim Bakanı Başbakanı yalanladı: Nur Risaleleri ders kitaplarına girmeyecek!
Öğrenci Andı’nın kaldırılmasına ilişkin yandaş yazarlardan gelen öneriyi, entelektüel katkıya ihtiyacı olan bir konu olarak düşündüğüm için ciddiye alıp ben de bu konudaki görüşümü belirttim. Geçen haftaki yazımda Andımız’ın kaldırılmasına ilişkin liberal ve dinci çıkışlarla, eğitimin içeriğini oluşturan milliyetçi, dinci, faşist unsurların temizlenmesini isteyen solcu taleplerin aynı şey olmadığına dikkat çekmeye çalışmıştım.
14.02.2012
07.02.2012
Başbakan “dindar gençlik yetiştireceğiz” demeseydi, belki de Dünya Bankası Raporunu tartışıyor olacaktık. Başbakan araya girdi ve olası tartışmanın yönünü çevirdi. Bu vesileyle tekrar soracaktık ‘Eğitime dair ne varsa hepsi reformunuzdan, devriminizden, değişiminizden geçti fakat devriminizin finansörü sonuçtan niçin memnun değil?’ diye.1 Şubat günü Vatan’ın birinci sayfadan verdiği Kıvanç El haberine göre Dünya Bankası, sınavların teslim aldığı Türkiye’de eğitimin iflah olmaz noktaya geldiğini rapor ediyordu.
Okulun pisuarı velinin boyuna ayarlanacak (BirGün 31.01.2012)
07.02.2012
31.01.2012
Eğitim Sendikalarının öncelikleri ve Yargıç ve Celladı BirGün 24 Ocak 2012)
24.01.2012
17.01.2012
17.01.2012
17.01.2012
Zorunlu eğitim, herkes için gerekli asgari eğitim demektir. Yaşadığınız dönem, içinde bulunduğunuz koşullar ne kadar eğitimli davranış gerektiriyorsa o kadar eğitim almalısınız. Yüz yıl önce birkaç ders ve 3-5 yıllık eğitim almış birey o koşulların gerektirdiği bilgi ve davranışı edinmiş sayılıyordu. Bilimsel bilginin geometrik bir şekilde çoğalması ve günlük yaşamda kullanıma girmesi eğitim süresinin artırılmasını zorunlu kıldı. Bununla birlikte dersler çeşitlendi, konu başlıkları çoğaldı. Türkiye, dinsel bilgiyi değersizleştirmesi nedeniyle eğitim süresini uzatmaya uzun süre direndi. Sonunda zorlamayla da olsa zorunlu eğitim süresini kesintisiz olarak 8 yıla çıkardı.
Kesintili olmak kaydıyla eğitim süresinin uzatılması, küresel güçlerin Ilımlı İslam projesiyle de örtüşüyor. İnanın, zorlama bir yorum değil benimki: Türkiye, Cumhuriyet’le birlikte laik modern eğitime oldukça ağırlık verdi. Bu da, dini yaşama konusunda bir dönem Halifeleri olduğumuz Araplarla aramızda farklılıkların ortaya çıkmasına neden oldu. Yani fazla ileri gittik. Araplar ise pek beri gelmediler, ilkokula başlayan öğrenciye Kuran ezberletmeye (hıfz), cihat dersleri vermeye devam ettiler.
13.01.2012
13.01.2012
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eğitim-Sen Ödemiş Temsilciliği ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) ortaklaşa düzenlediği “Eğitim ve Sağlıkta Dönüşüm! Yıkım Projeleri” paneli, Ödemiş Belediyesi Kültür Evi’nde gerçekleştirildi. Emekli Öğretmen Kamil Sever’in yönettiği panele, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, SES Denetleme Kurulu Üyesi Dr. Ergün Demir ve Eleştirel Pedagoji Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ünal Özmen konuşmacı olarak katıldı.
Merkez medya ilgilenmese de akıllı tahta ihalesinin bizi ilgilendiren tarafı var: Kamu kaynaklarının kamu adına düzgün olmayan yöntemlerle çarçur edilmesi hepimizi ilgilendirmeli. İhaleye katılan veya katılamayan şirketler, bu ihalede yaşanan usulsüzlüğü şirket çıkarları açısından izliyorlar. Çıkarlarını idari yargı organlarına açacakları davalarla savunma yoluna gidiyorlar. Kamu adına kullandığı yetki ile kamu kaynaklarını keyfine göre pay edenlerden de birilerinin hesap sorması gerekiyor. Fakat ne yazık ki ortada hesap soracak bir kurum gözükmüyor.
09.01.2012
02.01.2012
Uludere’de 35 insanın öldürülmesi hâlâ istihbarat hatasıyla açıklanmaya çalışılıyor. Yetmiyor kaçakçıydılar, hassas bölgeyi güzergâh olarak kullandılar gibi mekanik açıklamalarla ölenler ölümlerinden sorumlu tutuluyor. Üstelik üççeyrek asırlık Dersim katliamının sanıklarını arayanlar bunlar…
Milli Gazetenin 22 Aralık tarihli manşet haberini özetleyelim: FATİH Projesinin birinci etabının ilk ihalesi 23 Kasım’da yapılıyor ve 84 bin 921 bin adet akıllı tahta alım ihalesi, yaklaşık 4 bin Tl birim fiyatla 339 milyon 600 bin lirayla Vestel firmasında kalıyor. İhaleye katılan diğer firmalar, teknik şartnamenin sadece Vestel’e ait bir ürünü işaret ettiğini, bu üründen daha işlevsel ve ucuz olabilecek diğer seçeneklerin ihale dışında tuttuğunu belirterek Kamu İhale Kurumuna itirazda bulunuyor.
02.01.2012
27.12.2011
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, 1983’te Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezinin çatı kurulu olarak 12 Eylülcüler tarafından kuruldu. O günden beri, Atatürk’e az buçuk saygı duyan kimse bu kurumların meşruiyetini kabullenmedi. CHP ‘de vasiyet gereği İş Bankası payını gönüllü değil, mahkeme kararıyla veriyor.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Bakanlığının Teşkilat Yasasında yapılan değişiklikle ortada kalan bürokratlarının bir kısmını yurdışı görevlere gönderecek.
27.12.2011
27.12.2011
Geçen hafta Türkiye’de iki önemli zihinsel faaliyet gerçekleşti. Biri, 14-16 Aralık’ta Sosyal Bilimler Derneğinin Ankara’da düzenlediği 12. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresiydi: ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezinde yaklaşık 400 bilim insanı ve entelektüel dünyada ve Türkiye’deki gelişmeleri tartıştı. İzlediğim oturumlarda geçmiş yılların aksine neoliberalizm, kimi belirtilerine işaret edilerek gelmek üzere olan bir olgu olarak değil, hegemonyasını kurmuş, pekiştirmiş bir sistem olarak ele alındı.
Neoliberalizmin Postmodern eğitim anlayışı, modern eğitimin aksine ‘eğitimsel bilgi’ yerine ‘kişisel bilgi’yi öne çıkarıyor.
20.12.2011
20.12.2011
Sırrı Süreyya Önder’in, dillendirdiği sorunu anlaşılır kılan bir üslubu var. Önder, solcularla “halk” arasındaki diyalog sorununu, solcuların halkın dilinden anlamamasına bağlayanları şaşırttı. Halkla arasındaki iletişimsizliği kendi kusuru sayan solcular da Sırrı Süreyya Önder’i imdadına yetişmiş Hızır gibi sevdi. Gerçekten de Önder’in halkın pedagojisine uygun bir dili ve anlatım tarzı var. Ben de Önder’i, solun üslup arayışının olumlu bir tezahürü olarak görüyorum.
Eğitimde gizli müfredat diye bir kavram var. Bazen buna örtük program da diyoruz. Adından da anlaşılacağı gibi müfredatta yeri olmayan eğitme ve öğretme konularının hedef kitleye gizlice benimsetilmesidir.
20.12.2011
06.12.2011
Belki de Rousseau haklı; eğitim kurumları, “insanın doğuştan getirdiği saf doğasını, temizliğini ve ahlakını bozuyor” Hatta Mehmet Sağlam örneğine bakarak bu iki eğitimi (modern ve dini) birlikte alanların zıvanadan çıktığını bile söyleyebiliriz.
Akademik çalışmalarda kullandığınız bilgiyi kimden/nereden edindiğiniz önemli. Kendinizden dahi olsa; buna bilim ahlakı diyorlar.
06.12.2011
06.12.2011
Bilgi çağında bilgiyi koruyamıyoruz
Said Nursi’nin Kuran tefsiri ile ayetlere getirmiş olduğu kişisel yorumlarından oluşan ve adına Risale-i Nur denen öğretileri okullardaki derslerde kullanılmaya başlandı. Sünni İslam gruplardan Nur cemaatinin manifestosu olarak bilinen dini görüşler, öğrencilere, Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünde ders konularını anlatmak üzere hazırlanan filmler aracılığı ile ulaştırılıyor.
02.12.2011
02.12.2011
Ufuk Uras da eski Ufuk Uras’la yollarını ayırmadan önce Zaman’a konuşmuş ve o çevrenin takdirini benzer ifadelerle almıştı. Keşke biri Hüseyin Aygün’e söz, anlamını söylendiği yerde bulur; bu dönemde ne konuştuğundan çok nereye nasıl konuştuğun önemli uyarısında bulunsaydı.
Pazar günü gazetemizin sürmanşetten verdiği Müdür, Cehov’u Che sandı! başlıklı haberi okumuş olmalısınız. Haberin konusu, Mina Urgan’ın Bir Dinozorun Anıları adlı kitabının edebiyat dersinde öğrencilere önerilmesinin Milli Eğitimde soruşturma konusu yapılmasıydı.
22.11.2011
22.11.2011
MEB, Aşamalı Devamsızlık Yönetimi Eğitimi (ADEY) diye yeni bir uygulama başlattı. Öğretmenler, öğrencilerine sorarak onlar hakkında edindikleri bilgileri e-Okul sistemindeki dosyalarına yazacaklar. Saydım, ...
Geçenlerde, sanayi devrimi sonrasının zorunlu “modern” (şimdilerde postmodern) eğitiminin insanların içindeki vahşeti ıslah edemediğinden söz etmiştim. Mevcut eğitim sisteminin başarısızlığını ise bireyi/toplumu araçsallaştırmasına bağlamıştım. Bugün, ideali “iyi insan”a ulaşma olan dinlerin insanları neden ehilleştiremediği üzerinde duralım.
22.11.2011
07.11.2011
Sağlık Bakanlığının ardından Milli Eğitim Bakanlığı da performansa dayalı ücretlendirme sistemine geçiyor. Çok değil, önümüzdeki yıl; bilemediniz bir sonraki yıl öğretmenlerin ücretlendirmesi, tıp ki sağlık kurumlarında olduğu gibi Performans Yönetim Sistemi’nin Performans Değerlendirme sonuçlarına bakılarak belirlenecek. Uygulamanın eğitim kurumlarında henüz başlamamış olmasına bakarak ‘yok öyle bir şey’ demeyin; Eğitim Bakanlığı geçişin hazırlıklarını tamamladı ve şu anda 16 ilde (Sıvas, Osmaniye, Hatay, Kırıkkale, Bursa, Yalova, Nevşehir, Yozgat…) pilot uygulamaya başladı bile…
Kanın gövdeyi götürdüğü böyle zamanlarda özel alan yazısı yazmak zor. İlk sayfada iyi eğitim almış adamların türünü nasıl yok ettiğini gördükten sonra, okuru ta onuncu, onikinci sayfaya götürüp ona ‘insanlar şöyle eğitilmeli’ diyen yazıları okutmak daha da güç. Demez mi adam ‘Eğitim eğitim diyorsunuz da yediden yetmişe herkesi eğitimden geçirdik de ne oldu; bilinen en eğitimli varlık Tanrı dahil herkes birbirinin gırtlağına sarılmış durumda… Geç bunları!’
07.11.2011
07.11.2011
2010 Raporu’nda İnsan Hakları ve Azınlıkların Korunması başlığında ele alınan zorunlu din eğitimi konusu, bu kez Düşünce, Vicdan ve Din Özgürlüğü başlığı altında daha çok gayrimüslimlerin dini ihtiyaçları bağlamında değerlendirilmeye tabi tutulmuş.
Milli Eğitim Bakanlığı, UNESCO ve Gazi Üniversitesi ile ortaklaşa düzenlediği 5. Sosyal Bilimler Eğitimi Kongresine (13-16 Ekim) dinleyici olarak davet ettiği öğretmenlerden 75 Lira talep ediyor. Kongrede bildiri sunacak öğretmen ise 150 Lira ödemek zorunda. Amacı “Ulusal eğitim sistemimize katkı sağlamak, ilk ve ortaöğretimde çeşitli alanlara yönelik verilen eğitimlerle ilgili araştırmalar yapılması ve bu alanlara nitelikli öğretmen yetiştirilmesi konularını da tartışmak” olan Kongreyi bu bedeli ödemeyen öğretmen izleyemeyecek.
07.11.2011
07.11.2011
Doğu’da/Güneydoğu’da öğretmen olmanın her zaman güçlükleri olmuştur; yakın zamana kadar yolun, suyun, elektriğin olmadığı köylerde hiçbir öğretmen telefonla görüşme düşü görmezdi. Kim bilir, aylık mektuplaşmaların yeterli olmadığı kaç sevgililer arası ilişki final aşamasındayken bitmiştir. Bugün, gününde tüketilmediğinde küflendiğini, yenmesinin tehlikeli olduğunu bildiğimiz ekmek, köy öğretmeni için ikinci haftasında bile taze sayılırdı. Şartlar zordu; öğretmen, bu zor koşulları değiştirmeye çabalardı; olmazsa, zor da olsa değiştiremediği koşullarla yaşamasını bilirdi.
TÜBA heyeti, Cumhur Bakanı Abdullah Gül ile görüştükten sonra toplu halde istifa edip “yeni ve özerk bir akademi” kurma fikrinden vazgeçti. Gül onları ikna etmiş, sanki Hükümet kararnamesini imzalayan başkasıymış gibi…
04.10.2011
04.10.2011
Doğan Hızlan’ın, Hayrinnüsa Gül’den naklettiği bilgiye göre Türkiye’de her dört kişiden biri kitap okuma alışkanlığına sahipmiş! Bayan Gül, Ordu’da düzenlenen Konuşan Kitap Şenliğinde her dört kişiden biri kitap okuyor demiyor, “kitap okuma alışkanlığına sahip” diyor.
Ücretsiz konuştuğunda doğru şeyler söyleyebilen, hatta bazen şaşırtıcı ölçüde açık sözlü bulduğum liberal tanıdıklarım var. Hepsi de AKP’li. Genellikle din üzerinde yoğunlaşıyor sohbetlerimiz. Birbirimizi ikna etmek gibi boş bir çabanın içine girmiyoruz; oların derdi daha çok benim muhalefetimi kırmaya dönük oluyor.
04.10.2011
30.08.2011
10.08.2011 Birgün 03.08.2011 Birgün 27.07.2011 Birgün
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in, öğretmen yeterliliğinin üç yılda bir tespit edilmesi yönündeki sözleri tartışma yarattı. Eğitim sendikaları, öğretmen yetiştiren okul (Eğitim Ens. Eğitim fak, vb) diplomasına sahip olan öğretmenin yeterliliğinin sorgulanmasını doğru bulmuyorlar. Bu konuda en radikal açıklama Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’tan geldi. Koncuk "Öğretmenlik mesleğini icra edenlerin yeterliliğinin ispatı, elindeki diplomadır" diyor. Gerçekten öyle mi?
23.08.2011
23.08.2011
Dünyada, insanların başkalarının yardımına gereksinim duyduğu felaketler sadece İslam coğrafyasında olmuyor. 11 Mart 2011 tarihinde Japonya’nın başına gelen ve yüzyılın en büyük felaketi olarak tarihe geçen deprem de Japonları diğer ülkelerin yardımına muhtaç etmiş ve Japonlar, dışarıdan gelen maddi ve manevi yardımların mağdurlara ulaştırılmasında örnek bir davranış sergilemişlerdi. Japonların, yardıma ulaşmak için birbirini itip kalkmadan sabırla görevlilerin talimatına uyması en az depremin yarattığı görüntü kadar hafızalarımızda yer etti. Onların bu davranışına hayran kaldık ve darısı başımıza dedik.
On gün süren Güneydoğu gezimi tamamlayıp döndüm. Gazetede yazmak ya da Hasan Cemal gibi Başbakana akıl oluşturmak için gitmedim. Öylesine, memleket yerinde duruyor mu diye Adıyaman, Diyarbakır, Batman, Mardin, Şanlıurfa güzergahında dolaştım. Arada, başta Midyat, Gercüş ve Hasankeyf olmak üzere birçok küçük yerleşim biriminde izlenim edinecek kadar duraklamalarım oldu.
23.08.2011
19.07.2011
... 12 ...