Kitaplar


 

 


(Ortak kitap)
 



https://www.facebook.com/ozmenu  https://twitter.com/unalozmen

Ünal Özmen

Anasayfa

Bakan, özür dileyip müdahale edeceğini söyleme yerine, işin kolayına kaçıp belediye başkanının iddiasına "mesnetsiz" diyor. Eğitimin Ziya Hoca'sı, hizmet puanı, eş durumu gibi geçerli mazereti olan binlerce öğretmenin atamasını yapmazken hiçbir mazereti olmayanları kendilerinin belirlediği yerlerde görevlendirerek "Birlikte başaracağız" sloganıyla yol arkadaşım dediği öğretmenler arasında huzursuzluğa yol açan, iş barışının bozan; devlete, hukuka ve yasalara güveni sarsan kişi oluyor.
Bizce Erdoğan hiçbir konuda başarısız değil, eğitim de hiç değil. 18 yıl boyunca elinden geleni yaptı; müfredatı değiştirdi, bilimi ders konuları arasından çıkardı, din okulları açtı, tarikatları okullara saldı... Bunca altyapı, maddi yatırım ümit ettiği, beklediği gençliği vermediyse problem kendinde değil, zihniyette olmalı. Tabii bu onun açısından kabullenilmesi kolay gerçeklerden değil.
30.10.2020
30.10.2020
Yoksuluyla zenginiyle herkes çocuğunun, istihdam alanı olarak gördüğü, ekonomik karşılığı olan STEM eğitimi almasını istiyor. Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematiğin kısaltması olan STEM, iktisadi büyümenin şartı olarak görülüyor. İnsan ya da toplum nasıl düşünür, nasıl davranır, kararlarını neye göre verir; düşünürken veya bir eylemde bulunurken, karar verirken hangi bilgi ve becerileri kullanması gerektiği ile ilgilenen yok.
Öğretmenler, sosyal ve entelektüel bakımdan en güçlü oldukları bir anda, 12 Eylül Faşizmi'yle saha dışına itildikleri 1980'den bu yana ilk kez toplumsal bir vakıa (Covid-19 pandemisi) ortamında varlığı ve yokluğu toplumu ilgilendiren, toplumun onlarla diyalog geliştirme ihtiyacı duyduğu kişiler olma şansını yakaladı. Gün itibariyle, günün herhangi bir saatinde eğitim bakanlığının yanıtlamadığı sorusuna yanıt, iktidarın neden olduğu soruna çare arayan onlarca öğrenci ve bir o kadar ebeveynin telefonunda kayıtlı olan güvenilir kişilerden biridir artık öğretmen.
30.10.2020
04.10.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
21.09.2020
Okulların kapatılmasından karlı çıkan devletten ziyade özel okul işletmecileri oldu: Vergi yükümlülükleri, SGK primlerini ve kredi borçlarının ertelenip çalışanlarına üç aylık maaş desteğine ek olarak öğretim yılı başında öğrenci velilerinden peşin aldıkları yıllık öğrenim ücretinin içindeki elektrik, su, doğalgaz, personel maaşı, yemek, servis gibi belli başlı giderler 11 Mart'ta okulların kapanmasıyla birlikte özel okulların maliyet listeden çıktı. Fakat özel okul işletmecileri, öğrenci başına aldıkları yıllık ücretin cari gider karşılığı kısmını velilere iade etmeye yanaşmıyor.
Bizim için ölümü göze alanlar elbette saygımızdan fazlasını hak ediyor. Ne var ki amaçları uğruna ölümü göze alan insanları yüceltirken bunu göze almayan/alamayanları yerebilir miyiz, buna hakkımız var mı? (Barış Bildirisi imzacısı olduğu için KHK ile üniversitelerinden atılanlar arasında, bildiriyi imzalamayıp üniversitede kalanlara tavır koyanlar olmuştu. Onlar, üniversitede kalıp bilim yapmaya devam eden arkadaşlarına haksızlık etmiş sayılmaz mı?) Ayrıca ölüm eyleme ayrı bir değer katıyorsa, yanlış bulduğumuz amaçlar uğruna hayatını hiçe sayanlar da aynı saygıyı hak etmiş olmaz mı?
27.05.2020
01.05.2020
Eleştirel eğitimin veya eleştirel pedagojinin kuramsal kavramlarına doğru bir yolculuk yapsak son durağımız hiç kuşkusuz aklın özgürleşmesinin ifadesi olan “Tabula rasa” metaforu olurdu. Metafor, aklı tutsak edenlerde hâlâ kuyruk acısı olarak duruyor. Peki, nasıl oluyor da uğraşı aklın özgürleşmesi olan eleştirel eğitimciler, akıl gardiyanlarına yönelik eleştirilerini aynı dil ve mantıkla yapabiliyor?
Eğitimin Wi-Fi’ye bağlanmasının sonuçları hiç de hayra alamet olmayacak. Aklıma gelen bazı hasarlarını şöyle sıralayabiliriz: Bilginin dijitalleştikçe sahteleşmesi, sahte bilginin gerçeğin yerine kullanılması, Sanal ortamın kullanımına izin vermediği yetenek ve becerilerin körelmesi, Pedagojik içerik üretiminin sekteye uğratması, Okulun anlam yitimine yol açması, Sosyal izolasyonu yaşam tarzına dönüştüren bireyin büyük topluluklara katılım arzusunu yitirmesi, Küçük topluluk (aile) muhafazakârlığının yükselişi…
24.04.2020
17.04.2020
Mike Hughes (1956), 22 Şubat 2020 günü Kaliforniya’da, uzaya fırlatıldıktan kısa süre sonra el yapımı buharlı roketinin infilak etmesi sonucu düştüğü yerde hayatını kaybetti. Mike Hughes, eğitim almış biriydi; Dünya'nın düz olduğu teorisini kanıtlamak için roket yapabilecek düzeyde teknik bilgiye sahipti. Fakat...
Eğitim bakanları sanayi sitelerine verdikleri sözü tutacağım derken çocuklara basit, hem de çok basit yaşamsal becerileri kazandırmayı unuttu. İşte, gördüğünüz gibi virüslere kapılmamanın ve yayılmasını önlemenin tıbbi bilgi gerektirmeyen yollarını televizyonlar öğretmeye çalışıyor.
11.04.2020
11.04.2020
Bizim henüz eğitimin konusu yapamadığımız afetlerle baş etme becerilerinin ayrı bir dersin konusu olması gerektiğini düşünen eğitimbilimci ve politikacılar var. Afet eğitimini bir an önce biz de gündemimize almalıyız. Konusu ağırlıkla insani krizler olan bir derse Japonya’dan daha fazla gereksinimimiz olduğu açık. Çok şükür, burnumuzu sokmadığımız savaş kalmadı; ülkemiz boydan boya fosil yakıt borularıyla döşeli, yakında bir de nükleer santralimiz olacak! Eh, bir de olmadık yerde kriz yaratan iktidarımız varken başlı başına bir afet üniversite bile gerekebilir bize!
“Barış eğitimi”, pedagojinin kavramlarından biridir. “Savaş eğitimi”ni ise askeri bir kavram olarak bilir, okulun barış, kışlanın savaş eğitiminin verildiği yerler olarak düşünürüz. Barışı pratikte görmeyiz fakat teorik dayanağı güçlüdür; ne yazık ki fikri dayanaktan yoksun sandığımız savaş, hayatımızın her noktasını kontrol eder! Sizce barış ve savaş ideolojisinin metaforu olarak kullandığımız bu iki eğitim kurumundan hangisi daha başarılı; okul mu, kışla mı?
13.03.2020
06.03.2020
Fransa; Cezayir, Hırvatistan, İspanya, İtalya, Fas, Portekiz, Sırbistan, Tunus ve Türkiye ile 1973-1986 yılları arasında imzaladığı ve 1977’den bu yana Avrupa Birliği Direktifi çerçevesinde uygulanan Anadil ve Kültür Eğitimi (ELCO) anlaşmasından çekiliyor.
Davranışçılık olarak adlandırılan eğitim modeli modernizmle, bilimle (pozitivizmle) ilişkisini reddetmiyor. Fakat yapılandırmacılığın hangi toplumsal kuramla bağdaştırıldığı sır gibi saklanıyor. Neoliberalizm ve dinlerle teması neden gizleniyor ki! Başta eğitim bakanı olmak üzere modeli Türkiye ile tanıştıranlar, masum ve aldatıcı kavramların arkasına gizlenmeden dayandıkları ekonomik ve sosyal yapıyı açıkça söylemelidirler. Ki biz de başlıktaki soruya kesin ve doğru bir yanıt verebilelim.
21.02.2020
14.02.2020
Eğitim bilimci Bakanınızın "Sen ağa ben ağa, bu inekleri kim sağa", "Üniversite öğrenci sayısı çoksa o ülkede sorun vardır." dediğine, demiş olabileceğine inanmadınız değil mi? Ben kuşku duymadım; onun, oval masanın başında oturan başkanının "Efendim 'işsizlik var', olabilir. Her üniversite mezunu iş sahibi olacak diye bir şey yok" hadisini bilimsel yoldan tashih etme çabasına girdiğinden eminim. Eminim ki Bakanlar Kurulunda “bilim insanı” olarak bulunmanın fazla elitik olduğunu, avamlaşıp sıradan biri gibi gözükmenin politik hayellerine erişimi kolaylaştıracağını da düşünmüştür.
Ortaya çıkan her bilgi, çıktığı andan itibaren nasıl öğrenilebileceğinin yöntemlerini de geliştirir. Teknoloji zamanla yeni tekniklerin (taktik) geliştirilmesine olanak sunar fakat yöntem (strateji), bilgi değişmeden pek değişmez. Elde güvenilir hiçbir veri yokken anlamsız yöntemler uygulamanın anlamı yok. Oynayarak oyun öğrenilir, her bilgiyi oyunla öğretmeye kalkışmanın bilgiyi oyuncağa çevirme riski vardır. Bilgisayar kullanmayı oyunla öğrenenler (birçok konuda daha pratik olmalarına rağmen) için bilgisayarın oyuncak olarak kalması gibi...
11.02.2020
07.02.2020
"İnsan", canlı türlerinden birinin adı olmanın ötesinde değer ifade eden bir kavram. "O bir insan" dediğimizde iki ayağı üzerinde yürüyen düşünen bir varlığı işaret etmiş olmayız, hemcinslerin yargısına tabi davranışlardan, eyleme dönüşmüş kültürden söz etmiş oluruz. "İnsan" kavramı, karşılıksız dayanışma, sevgi ve düzenleyici olarak ahlakın karşılığıdır. Bu değerlerden birinin eksikliği durumda insan, sadece bir nesneyi ifade eder. Kavram "insan"ın karşılığı olmayan insana "İnsanlıktan çıkmış" deriz.
Finlandiya, Lüksemburg, Norveç, isviçre ve İsveç'te özel okul oran yüzde 3 civarında. Bu ülkelerde özel sektör sadece zorunlu olmayan (Meslek eğitimi, yüksekokul ve üniversite) eğitim kademelerinde görülür. Kilise destekli, azınlık ve diğer ülke okullarıyla yüzde 10'u bulan Fransa, Almanya, Hollanda gibi ülkelerde ise özel okullar sıkı bir denetime tabidir. Bize eğitiminizi şirketleştirmeyi telkin eden Avrupa ülkelerinde özel okul ücretleri devletin öğrenci başına yıllık harcamasının altındadır.
01.02.2020
24.01.2020
Doğa Koleji özel bir şirkete ait olsa da sorunu öznel değil, kamusaldır. Kamusal sorunlar piyasa kurallarıyla halledilemez. Nitekim çözülmüş gibi gösterilse de bu okulun ortaya çıkardığı sorunlar çözülmüş değil
Bir öğretmen, hele bir eğitim bilimci, üç-beş yaşındaki çocukları dini eğitime tabi tutmanın pedagojik olmadığını, dinin girdiği yerde pedagojinin barınamayacağını bilir. Bilmiyorsa Türkiye’de öğretmen olabilir fakat asla eğitimbilimci olamaz. Son bir ayda altına imza attığı faaliyetlere bakıldığında Ziya Selçuk’a eğitimbilimci denemeyeceği görülür.
21.01.2020
17.01.2020
Kamusal yaşamı henüz kontrol altına alamadıkları iktidarlarının ilk yıllarında, İslamcıların karşı cinsle selamlaşma anında ellerini kaçırmaları dikkat çekerdi. Çok değil, aradan bir on yıl geçti ve artık biriyle selamlaşma gerektiren durumlarda kadın erkeğin, erkek kadının refleksini dikkate alarak hamle yapar hale geldi. Bu kadarla kalmadı, cinsiyeti farklı kardeşlerin birbirine, annenin oğluna, babanın kızına el vermemesini olması gereken bir davranış gibi kabullenir olduk. Böyle bir iklimde iki farklı cinsiyetin sarılması hoş görülemezdi. Nitekim Van'ın Çatak ilçesinden, birbirine sarıldığı iddiası ile biri kadın diğeri erken iki öğretmenin kurumları tarafından cezalandırıldığı haberi geldi.
Hüseyin Çelik, (döneminin) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Ziya Selçuk’un yaptığı müfredatların meyvesini ne zaman vereceğini soran gazeteciyi bambu metaforuyla yanıtlamıştı. Bambu tohumu, türüne göre 6 ile 12 yıl köküne çalışır, kökünden aldığı güçle bir buçuk ayda 20-30 metre boy atardı! Gazeteci, eğitimdeki evrensel paradigma değişimine ayak uydurmaktan söz ediyordu. Oysa Çelik’in bambu metaforuyla kastettiği minare temeliydi. Çelik ve kahyasının ektiği bambu tohumları aradan 16 yıl geçmesine rağmen filizlenmedi ama minareler hızla yükseldi.
10.01.2020
10.01.2020
Doğayı, doğal kaynakları talan ederken ihtiyaç duyulan kitle desteği sağlama konusunda Müslüman ülke kapitalistlerinin Batılı kapitalistlerden daha şanslı olduğunu söyleyebiliriz. Kanal İstanbul tartışmasında buna bir kez daha tanık oluyoruz. Batılı politikacıların en vasat saydığı yurttaşlarına kurduramayacağı cümle, Türkiye politikacıları tarafından üniversite hocalarına rapor olarak yazdırılabiliyor.
Hadi simdin iflasını anladık, okulun simitle aynı nedenle iflas etmiş olmasını aklınız alıyor mu?
27.12.2019
20.12.2019
Küçük sınıfların başarılı olup olmadığı değil konu. Bize, kalabalık sınıfların başarıyı olumsuz yönde etkilediği öğretildi; sahiden öyle mi, bunu bilmek istiyoruz. Bilirsek, sınıf mevcudunu 12 ile sınırlayan özel okullara bir etek dolusu para ödediğimiz halde sınavlarda neden döküldüklerini de anlamış olacağız! Daha da önemlisi neden işbirliğine dayalı bir toplum olamadığımızı da…
PISA 2021'de Türkiye’yi daha kötü bir sonucun beklediğini görmek için müneccim olmaya gerek yok. 2021'de Bahçeli Matematiği’ni test edilmeyecek; Türkiye’nin matematik okuryazarlığını yani matematiksel akıl yürütmeyi, matematiğin yaşayan dünyanın soru ve sorunlarını çözmede kullanıp kullanmadığını ölçecek. Türkiye bu yoldan dönmezse, 2024 PISA daha da zor geçecek; çünkü 2024’ün konusu bilim olacak…
13.12.2019
06.12.2019
İstanbul Şehir Üniversitesi, kamu arazisi üzerine, kamu bankalarından alınan kredilerle, kamu adına yetki kullanan kişiler tarafından kuruldu. Kuruculardan biri Ahmet Davutoğlu; mütevelli heyeti başkanı AKP eğitim eski bakanı Ömer Dinçer. Kredi borcunu ödeyemediği için kreditör banka Halkbank, üniversitenin mallarına haciz işlemi başlatmış durumda.
Konya valisi, öğretmen olduğunu düşündüğü kişinin oturuş biçimini ahlaki açıdan mı uygun bulmadı? Emin değilim. Üslubundan, ahlaki değerlendirme yapmadığı, ahlaki sorgulama yapacak durumda olmadığı, karşısındaki kişinin otoritesini hafife alıyor olmasına tepki verdiği anlaşılıyor. “Sen öğretmen misin birader?” sorusu otoritesini tesis edeceği bir muhatap arayışında olduğunu gösteriyor.
29.11.2019
26.11.2019
İşini konuşarak yapan, gününü konuşarak geçirenlerin dünden bugüne yeni bir şey söyleyemeyeceğini bildiğim için “güçlü” gazetecilerin sunduğu programlarda yanıtlardan ziyade sorulara bakarım. Hele konuk leb demeden leblebi diyeceğini bildiğiniz biriyse, onu dinlemek aynı tele mesajı tekrar tekrar dinlemeniz gibi olur. Ziya Selçuk’un konuk olduğu Teke Tek programını (21 Kasım 2019) izlerken de konuktan ziyade programcı Fatih Altaylı’nın sorularına dikkat kesildim. Çünkü hayat, özellikle de eğitim yanıt verilmese de oldukça hızlı ve seri soru üretiyor.
YÖK'ün, doçentlik başvuru belgelerinin e-devlet üzerinden indirilmesi gibi yeniliklere imza attığını inkâr edemeyiz! Başkan, bu ve benzeri kolaylıkları döneminin yenilikleri olarak sunup kendini seleflerinden ayrı bir yere koyabilir. Buna da bir diyeceğimiz yok. Ama sanırız Yekta Saraç, başkanı olduğu kurumun adını isim hakkını alamamış otobüs firmaları gibi değiştiremez! YÖK, "Yeni Adana Seyahat" değil ki; Anayasa’ya uygun olarak kurulmuş, kendi kanunu olan bir kamu kurumu. Hakkı başkasına ait firma isimlerinin önüne "Yeni" ekleyen girişimciler bile Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ederek işletmelerini kanunileştirmek zorundayken Saraç, firmasının adını kurum bülteniyle değiştiriyor!
24.11.2019
16.11.2019
Erdoğan konuşmasını yaparken Türkiye işsizliğin, yoksulluğun, adaletsizliğin gururunu kırdığı dört kardeşin intiharını konuşuyordu. Yetişkin kardeşleri (Cüneyt, Oya, Kamuran, Yaşar), iktidarını paylaştığı dini cemaatlerin, devletin tüm kurumlarını teslim ettiği dindar bürokratların ve partisinin yönetimi intihara sürükledi: Türkiye’yi yöneten “dindar nesil” paylaşmadı, adil olmadı, eşitliğe ve kardeşliğe inanmadı. İnsanları ve koca bir ülkeyi intihara sürükleyen İslamcıların “menfaat, makam, mevki” çılgınlığından başka bir şey değildi.
Soru: Dini bir kavram olduğu düşüncesiyle entelektüellerin kendi müfredatına ahlak eğitimini almamasından yakınıyorsunuz. Peki, laik ahlak eğitimi nasıl olacak?
08.11.2019
03.11.2019
Eğitim ticarileşip dinselleştikçe eğitimin açıklamaları da haliyle piyasa ve dinle ilgili oluyor. Eğitimin dilini bozan bir başka unsur da dijitalleşme. Dijital teknoloji fetişizmi sadece eğitimsel, bilimsel ve kültürel kavramların yerini almakla kalmıyor, kendine has yeni bir pedagojinin ortaya çıkmasına yol açıyor.
O-bu dediğimin biri de Türkiye; Türkiye 2018’de, Cerablus’ta Gaziantep Üniversitesine bağlı bir Meslek Yüksek Okulu açtı. Geçenlerde de (7 Ekim) Azez, El Bab ve Afrin’de yine Gaziantep Üniversitesine bağlı üç fakülte daha açma kararı aldı. Afrin’de açmayı düşündüğü eğitim fakültesinin bölümleri arasında sınıf öğretmenliği ve Türkçe öğretmenliği var. Gaziantep’in Araban ilçesine açar gibi Afrin’e fakülte açmak hangi aklın ürünü olabilir ki! Bu akıl, 2015’de de Halep, Lazkiye, Hama gibi muhalif güçlerin kontrolündeki okullara Türkiye’de hazırlanmış bir milyon ders kitabı dağıtmıştı. Suriye yönetiminin “terörist” saydığı Suriye Eğitim Derneği adındaki bir örgütle, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığının işbirliği ile hazırlanan ve rejime ilişkin bilgilerin ayıklandığı ders kitapları “Yeni Suriye”yi anlatıyordu. (Türkiye’den Suriye’ye haddini aşan müdahale Ü.Ö.https://www.birgun.net/haber/turkiye-den-suriye-ye-haddini-asan-mudahale-89803 ). Sonra ne oldu; Suriye yönetimi 2017’de geldi, Ve...
25.10.2019
20.10.2019
Powerpoint sunusu, sunuma proje, sunucuya iddia sahibi proje adamı havası veriyor. Dinleyiciyi içerikle ilgilenmeyen izleyiciye dönüştürmesi ise sunumu yapana sağladığı ek avantajlarından biridir. Programın liberallikle ilgili bir başka özelliği ise özellikle yeni liberallerin hiç hoşlanmadığı düşünceye öldürücü darbe vurmasıdır.
Çocuklar, daha “iyi” bir gelecek peşinde değil, can derdinde; pek uzak olmayan bir gelecekte soluyacak hava, içecek su, beslenecek gıda bulamayacak olmanın kaygısını çekiyorlar. Çocuklar, sofrada ne varsa silip süpürmek için kusarak midesini boşaltan oburluğa anlam veremiyorlar.
04.10.2019
04.10.2019
 1  ...